Ortak düşmanı yenmek için birlikte dövüşmek zorunda olduklarını biliyorlardı.They knew they must fight together to defeat the common enemy.
İki adamın ortak çok şeyi vardı.The two men had much in common.
İngilizce birçok Asyalı için ortak bir dildir.English is a common language for many Asians.
Bu ikisinin çok az ortak yanı var.These two have very little in common.
Kötü bir ortaklıktansa yalnız olmak daha iyidir.Better to be alone than in bad company.
Onun onunla ortak bir yanı yoktu.She has nothing in common with him.
Bugünlerde Amerika ile ortak gerçekten her şeyimiz var, elbette dil hariç.We have really everything in common with America nowadays except, of course, language.
Şimdiye kadar bir ortak buldun mu?Have you found a partner by now?
Rusya, Polonya, Çek ve Bulgaristan'ın ortak Slav kökleri var.Such languages as Russian, Polish, Czech and Bulgarian have common Slavic roots.
Rusça, Lehçe, Çekçe ve Bulgarca gibi dillerin ortak Slav kökenleri vardır.Such languages as Russian, Polish, Czech and Bulgarian have common Slavic roots.
Tom'un Mary ile hiçbir ortak yanı yoktur.Tom has nothing in common with Mary.
Tom'un Mary ile bir sürü ortak yanı var.Tom has a lot in common with Mary.
Tom ve Mary'nin ortak bir şeyi yok.Tom and Mary have nothing in common.
Tom ve Mary'nin pek çok ortak şeyleri yoktur.Tom and Mary don't have much in common.
Tom ve Mary birbiriyle geçinmiyor. Onların ortak bir şeyi yok.Tom and Mary don't get along. They have nothing in common.
Tom ve Mary'nin birçok ortak yanı var.Tom and Mary have a lot in common.
Ortak dil konuşmadıkları için Tom ve Mary o zaman birbirleriyle konuşamadılar.Tom and Mary couldn't talk to each other then because they didn't speak a common language.
Ben iki dilli bir ortak arıyorum.I'm looking for a bilingual partner.
Onun ve benim ortak yanımız yok.She and I have nothing in common.
Ortak yönleri olmadığı için Tom ve Mary birbirleriyle geçinmiyor.Tom and Mary don't get along because they have nothing in common.
İngilizce dünya çapında ortak bir dil gibidir.English is like a world-wide common language.
Ortak çok şeyimiz olduğuna eminim.I am sure we have a lot in common.
Başkan emeklilikleri revize etmek için koalisyon ortaklarını ikna etmeye çalıştı.The Prime Minister tried to convince his coalition partners to overhaul pensions.
Onunla bir sürü ortak yönüm var.I have a lot in common with him.
Dünyadaki bütün insanlar ortak bir atanın soyundan gelirler.All humans on Earth are descended from a common ancestor.
Biz maymunlardan evrim geçirmedik. Ortak bir atayı paylaşıyoruz.We did not evolve from monkeys. We share a common ancestor.
Kavgalar için bile ortak bir dil gereklidir.Even for quarrels, a common language is needed.
Bizim çok ortak yanımız yok.We don't have much in common.
Biz ortak değiliz.We're not partners.
Muhtemelen sahip olduğumuzu düşündüğünüzden daha çok ortak yönümüz var.We have a lot more in common than you probably think we do.
Benim fark ettiğimizden çok daha fazla ortak yönümüz var.We have a lot more in common than I realized.
O, ortaklarından ayrıldı.He broke with his partners.
Hepimizin ortak noktası nedir?What do all have in common?
Siz ikinizin çok ortak yönü olduğunu düşünüyordum.I thought you two would have a lot in common.
Bir ortaklık ister misin?Do you want some company?
Tom bir ortaklık istediğini söyledi.Tom said he wanted some company.
Ortak bir şeyimiz var.We have something in common.
İki adam iş ortaklarıydı.The two men were business partners.
Biz ortaktık.We were partners.
Tom ortak aldı.Tom made partner.
Polis katilin suç ortaklarını tutukladı.The police have arrested the murderer's accomplices.
Ortak noktada buluşmayacak mıyız?Won't you meet me halfway?
Apartman ucuz fakat sadece ortak banyoları var.The apartment is cheap, but it only has communal bathrooms.
Tom'la Mary'den daha çok ortak yönlerim var.I have more in common with Tom than Mary.
Sanırım ortak yanımız var.I think we have something in common.
Sadece Tom'la ortak oldum.I just made Tom partner.
Çok ortak yanımız yok.We don't have a lot in common.
Sana birçok ortak özelliğimiz olduğunu söyledim.I told you we had a lot in common.
Hiç ortak noktamız yok.We have nothing at all in common.
Bir ortak aramıyorum.I'm not looking for a partner.
Sen iyi bir ortaksın.You're a good partner.
Fransa'nın İtalya'yla ortak bir sınırı vardır.France has a common border with Italy.
Senin ve benim çok ortak yönümüz olduğuna dair içimde bir his var.I have a feeling you and I have an awful lot in common.
Senin ve benim ortak çok şeyimiz olduğuna dair içimde bir his var.I have a feeling you and I have a lot in common.
Tom ve Mary'nin ortak yönü olmalı.Tom and Mary must have something in common.
Tom ve Mary'nin ortak ne yönleri olduğunu merak ediyorum.I wonder what Tom and Mary have in common.
Onların hepsinin ortak neyi olduğunu merak ediyorum.I wonder what all of them have in common.
Hepsinin ortak bir yönü var.They all have one thing in common.
Onların ortak neyi olduğunu merak ediyorum.I wonder what they have in common.
Tom ve ben iş ortaklarıydık.Tom and I were business partners.