Ama açýkça ortada ki dünya saçma bir yer.But apparently the world is ridiculous.
Bizim varlığımızın onu rahatsız etmediği ortada.It's clearly undisturbed by us.
"Halkın gücü ancak ortada dış güçlerin baskısı varsa işe yarar." derler.They will say: "People power will work only if there is a foreign pressure."
Yani, ortada bazı şartların olması gerektiğini söylerler.And, I mean, there is a set of conditions.
Yani a artı b ortadaki katsayıya eşittir. . .So a plus b is going to be equal to that middle coefficient.
Yani a artı b ortadaki katsayıya eşit olacak.So a plus b will be equal to the middle coefficient.
Olay ortadaydı, bu konu hakkında sessiz kalıyordu.The main thing that was apparent -- that he was staying quiet on the topic.
Tabi ki ortada hala bir çok eski düşünce var.Of course there's still a lot of old thinking out there too.
Ortada küçük ya da eşittir işareti var.The right-hand side, you have less than or equal to.
- Ortada bir motivasyon var. Ve insanlar, pek çok sayıda insan, bunu becerebiliyor.There's a motivation, but they are capable of it, large amounts of people.
- Fakat ortada bir büyük bir soru var:You have this big question mark, why would a private investor ever participate in this?
Şu ortadaki delikten benimle birlikte bakabilir misin?Do you mind looking, with me, at that little cross in the center there?
Hikaye yönünden bunun da ilginç olmadığı apaçık ortada.Obviously this is not interesting at all in the sense of the narrative.
Umarım, şu ortadakinden daha az garip görünecektir.Hopefully less awkward than that one in the middle.
Sonra hücre ortadan bölünüyor.And then the cell splits down the middle.
O kesinlikle ortadan kayboldu.He vanished absolutely.
"pardon bir işim çıktı hemen döneceğim" der ortadan kayboluverirler"Sorry, I have to go on an assignment, I'll be back" -- and then you never come back.
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada.They were yelling at him, they were -- it got to be really ugly.
Her şeyin sonunda ortada acı ve ıstırap kalıyor.It all comes down to pain and suffering.
Bu apaçık ortada.This is almost trivially obvious.
Pavlov ve arkadaşları, böylesi koşullu tepkilerin zamanla ortadan kalkmasını araştırdılar.Pavlov and others studied the extinction over time of such conditioned responses.
Yakınlaşma korkuyu ortadan kaldırır.Familiarity destroys and trumps fear.
Bunun bazı hukuk sistemleri açısından rahatsız edici olduğu ortada.And it's clear that that was frustrating to some of the justices.
Bir adamı öldürmek bir değer sistemini ortadan kaldırmaz. Adam ölür, değer sistemi kalır.If you start killing people, you'll always have people you want to kill.
Çünkü babam onun mektubu yüzünden şehre geldi! şimdi ise ortadan kayboldu! onu bulmam gerekMy father came to city because of her letter! Now he has disappeared! I need to look for her
Soldaki kontrplâk, ortadaki metal geçmeli ve iki yanında oyma var.The left one is plywood, the next one has metal fittings and carvings on both sides.
Bunu yapabilirsek, insanların iyimserlik eğilimlerini ortadan kaldırmak ister miyiz?If we could do that, would we want to take people's optimism bias away?
Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.But the good news is that becoming aware of the optimism bias does not shatter the illusion.
Görsel yanılsamalar gibi bunların farkına varmak onları ortadan kaldırmıyor.It's like visual illusions, in which understanding them does not make them go away.
Tasarım geçmişine dair bir kaç kavramı ortadan kaldırmam gerekti.I've had to do away with a few concepts of design past.
Bunun ortadan kalkması, ancak, ama anlık oldu.Its disappearance, however, was but momentary.
Yazmaya devam ediyordu ki, sonra biraz ortadan kayboldu.And she was writing one day, and then she disappeared for a little bit.
Fakat sonuca baktığımızda ortada korkunç bir yanlışın olduğu çok açıktı.But, from the outset, it was obvious that there was something horribly wrong with it.
Hepsi ortadaki belirli bir noktayı keser .They all are concurrent They all hit one common point in the center
Şu an burada bulunuyor olmamız ortada bir sorunun olduğunu gösteriyor.The fact that we're here today shows that there is a problem.
Hayır, hepsi ortada.No, they're all out there.
Burada sağ tarafta ortada, adamın birinin ne yazdığını görüyorsunuz, "0,01 $!Here on the right-hand side in the middle you see this one guy writing, "$0.01!!!
Ben bilimin hiç ortadan kalkmayacağını düşünüyorum ve --And I also think that science will never go away and --
Bilim hiç bir zaman ortadan kalkmayacak.Science will never go away.
Reklamı verenle dövüştükten sonra ortadan kayboldular.They exchanged fists with the advertiser and disappeared!
Şu ortada büyük olan. Şunların hepsi onun kızları, yumurtaları.You can see the queen bee, the large bee in the middle.
Ortadaki 9 taneyi morumsu ışıkla aydınlatacağım.I'm going to put the middle nine under a purplish light.
Şimdi hatırlayın, ortadaki 9 tamamen aynı.Now remember -- you know that the middle nine are exactly the same.
Hatırlayın eğer denklemin iki tarafının da karesini alırsanız kök ortadan kalkar. . .6 minus 3.
Ama bu sorunların çoğu bu kelimenin esas tanımını hatırlamakla ortadan kalkıyor.But a lot of these problems can be avoided by remembering the definition.
Ortada, Tarım Bakanlığı'nın yayımlamış olduğu besin piramidi var.You have the USDA food pyramid.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Furthermore, those images forever removed the so-called moral high ground of the occupying forces.
Esasında ortada hiçbir öğrenme eğrisi olmazdı.There'd be virtually no learning curve.
Şunu ortadan kaldıralım.Let me eliminate that.
Gülünç bir şey mi var ortada?What are you smilin' about?
Öyle bir kalbi olan birisi varsa, ortada bir tür bağlantı olmalı.Someone with that kind of heart, there's some kind of connection there.
Ortada ev yapımı binlerce işlerden oluşan Lego'dan oluşma büyük bir gri pazar var.There's a whole gray market for Lego, thousands of home-based businesses.
Bir ucu çene için ekleme ihtiyacı ortadan kaldırabilirYou can eliminate the need to add a taper to the jaws
Eğer ortada öğrenme yoksa, eğitim de yok demektir.If there's no learning going on, there's no education going on.
Bu arada kaçak göçmenler tüm bu işleri yapıyorlar, ama ortada hiç robot yok.Meanwhile, we have illegal immigrants doing all the work, but we don't have any robots.
İki sorunun aslında aynı şey olduğunu anladığınızda, tüm yüzeysel cilayı ortadan kaldırıyorsunuzAnd frankly, that's why math is so interesting.
Bu yetenek ortadan kayboluyor.That ability goes away.
Yani aslında ortada bir çiftin bile üretebileceği çok büyük bir çeşitlilik var.So there's a huge amount of variation that even one couple can produce.
[GERÝLÝM MÜZÝĐÝ BAŢLAR] Ortadakine karţýlýk... ...Ţebnem Haným.Maybe she didn't pick wrong...
Hükümet, bürokrasiyi ortadan kaldırdı ve yabancı veterinerler geldi.Government cut through all the red tape, we got foreign vets on it.