Ana içeriğe geç
Sözlük

ortada ile cümle

ortada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Beyaz ise ortada buluştukları barışı simgeler.White symbolizes peace.
Diğer olası seçenekleri ortadan kaldırır.Then probe their potential solutions.
Normal A sesi ile farkı ortadan kalkmıştır.Sometimes the sound takes you away from the meaning.
Asıl sebep ile ilgili ortada sonradan uydurulan birçok dayanaksız görüş bulunmaktadır.The following subjects have been repeated on The Unbelievable Truth.
Raimunda cesedi ortadan kaldırır.Then he clears away the body.
Ön gözler eşit aralıklı; ortadakiler kendilerinin birinin çapından daha fazla birbirlerinden ayrı.Surely a giant for his eyes are situated at a higher level than those of the dwarf.
1795 yılında Polonya'nın üçüncü kez bölünmesiyle bağımsız Lehistan-Litvanya Birliği ortadan kalktı.In 1795 the Third Partition of Poland ended the Commonwealth's independent existence.
Onun ortadan kaybolması çekimleri aksatır.They quickly uncover his deception.
Sonraki birkaç gün Edward ortadan kaybolmuş ve döndüğünde ise Bella'ya ısınmaya başlamıştır.He disappeared for a few days, but warmed up to Bella upon his return.
Venezuela'nın hızla büyüyen gecekondularının çoğunu ortadan kaldırmak için program başlattı.Spain began rapidly to divest itself of most of its remaining colonial possessions.
Buna rağmen topraklar ve kalıntılar, henüz kontrol edilemeden ortadan kayboldu.The soil and remains were lost without having been properly examined.
İstediği şeye tam olarak ulaşamayınca her şeyini toplayıp ortadan kaybolmuştur.Feeling himself unfit to retain command, he requested and received permission to resign.
Undertaker ise ortadan kaybolur.A subpleural abscess.
Ankara'yı hemen hemen tam ortadan böler.The Fontana sank almost immediately.
Zincirleme tepkimeyi kırarak , ısı kaynağını ortadan kaldırır.By breaking the chain reaction, the source of heat is eliminated.
Kemerler üzerine yükseltilmiş yapı üç taraftan ortadaki terası çevreler.Sidewalks surround the building on three sides.
1237 yılında Moğol hükümdarı Batuhan tarafından ortadan kaldırdılar.In 1278, a Mongol envoy was executed by the Khmer king.
Ancak bilinmeyen bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve ne olduğu bilinmemektedir.It has been long sealed away, and I know not where.
Sonrasında Ensar ortadan kaybolur.Suddenly the body disappears.
Provoke ağrı etkeni ortadan kalkınca ağrı da kaybolur.As the pain worsens, the shoulder loses motion.
Bu, temiz, hasar görmemiş epidermal cilt ve temiz algılama yüzeyi ihtiyacını ortadan kaldırır.This eliminates the need for clean, undamaged epidermal skin and a clean sensing surface.
Ancak bunun paralaks yöntemi ile ilgisi olmadığı ortadaydı.And I still maintain that there was no problem with that parade.
Soruların amacı soruları ortadan kaldıracak cevaplara varmaktır.Advances are made by answering questions.
Ancak Deniz, bir gün ortadan kaybolur.Sometimes a lake will disappear quickly.
Ortada herhangi bir savaş ilanı yoktu.There was no declaration of war.
Buna rağmen ortadaki üç Moğol askerde kayma 'nın izi görünmemektedir.However, the new fish ladder does not appear to be utilized by the trout.
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.A man and a woman sit down.
Bu yüzden toplam mıknatıslanma, uygulama alanı ortadan kaldırıldığında sıfıra düşer.Thus the total magnetization drops to zero when the applied field is removed.
Alice ise gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.But she, too, mysteriously disappears.
Ortadakiler Köroğlu oyunu oynarlar.Some engage in cockfighting.
1 Aralık 2011’den itibaren puan sistemi tamamen ortadan kalktı.By early morning of June 20, the system completely dissipated.
"Çin Demokrasisi albümünün başarılı olamamasının faturası Rose'un ortadan kaybolmasına kesildi"."Axl Rose absence blamed for failure of Chinese Democracy to hit top spot".
Din-bilim ayrımı ortadan kaldırılmalıdır.Explanation of scientific separation reaction.
Kızılok, bütün bunlar üzerine ortadan kayboldu.What if red ran out.
Bu değiştirilmiş veriyi paylaşmadan önce ana belleğe geri yazma ihtiyacını ortadan kaldırır.This avoids the need to write modified data back to main memory before sharing it.
Scharnhorst ortada, Gneisenau ile Nürnberg önde, Dresden ile Leipzig ise gerideydi.Scharnhorst was the center ship, with Gneisenau and Nürnberg ahead and Dresden and Leipzig astern.
Yalnız ortada küçük bir sorun vardır.They have only one small problem, though.
Semptomlar genellikle yedi ila on gün içinde ortadan kaybolur.Symptoms usually resolve within 7–10 days.
Kötüye kullanılan toprak kayıt sistemi (catasto) ortadan kaldırıldı.The inscription «VIASAT» has been removed.
Burada Ortadaki Newton'dur.That's Newton right over there [middle].
Değil mi? Ortadaki seçeneği çıkartarak bunu tekrar bastırdım.So I printed another version of this, where I eliminated the middle option.
Seung Jo birden ortadan kayboldu.Seung Jo suddenly disappeared.
Hani...tümüyle geçerli bir sebep yok ortada.- Nobody really has a reason to hate gays.
Hicbir zaman bilemezsin...Gecenin bir yarisi ortadan kaybolabilirsin!You never know...you just might run away in the middle of the night tonight! That's right!
Hepsi kazanmayı hakediyordu fakat ortada bir şans faktörü var.They all deserved to win, but there's the element of luck.
Onu ortadan kaldırayım veya içeri almayayım.Let me get rid of it, or let me not let it in.
Fagosit, bakterinin yabancı bir madde olduğunu anladı ve ona bağlanıp onu ortadan kaldırdı.Remember, so far everything is non-specific.
Eğer bir şekilde onları ortadan kaldırmak gibi değil.It's not like you can somehow eliminate them.
Hatta istediğiniz gibi ve hatta daha fazla, öyle değil onları ortadan kaldırmak için.And even more, it's not like you even want to eliminate them.
Paydadaki n^4 sadeleşince ortada n kaldı. Sonuçta en sade şekli oluştu.We are left with, in simplest form,
Bu yarıçap şu kirişi ortadan ikiye böler.I wanna prove that segment AB, segment AB is perpendicular
Dolayısıyla bu tarz tüm yazınların ortadan kalkması gerekir.Therefore, all that type of literature has to go.
Önlem, adalete ihtiyaç duyulduğu durumları ortadan kaldırabilecek bir yöntem.The solution could be an attempt to escape the situations that requires justice: prevention.
Parasal sistem bu tür durumları ortadan kaldıramaz. Çünkü insanlar eşit değil.The monetary system can not prevent such situations because people aren't considered equal.
Ortada, bir çok kan damarının patlayan yıldız misali dağıldığı bir halka bulunuyor.At the center is a ring from which hundreds of blood vessels are growing out in a starburst fashion.
Peki sıraladığımız bu sayılarda ortadaki sayı nedir?So what's the middle number now that we've ordered it?
Ve fikir çok basit, çok ortada, ama sonuçları bence gerçekten çok derin.And the idea is so simple, so obvious, but I think the consequences are really profound.
Sınıfa devam ederken bile... ...Her zaman ortadan kaybolurdu.She always disappears... ...while the classes are ongoing.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.But you have a kind of a set point there, which would be in the middle.
Ödülün çok mühim olduđu ortadaydý.It was obvious that the prize was really important.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
ortada ile cümle - Sayfa 6 - ortada kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App