Ana içeriğe geç
Sözlük

ortada ile cümle

ortada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hinayana okulu arzularımızın en zayıf köklerini bile ortadan kaldırmamız gerektiğini vurgular.Hinajanos mokykla pabrėžia, kad turėtumėme išrauti savo troškimų šaknis.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Ar galima pasitikėti tuo, ką matai?
Cadılar ortadan kaybolurlar.Buvo paplitęs raganavimas.
Elektronik bir ortam, oyun görevlisi gerekliliğini ortadan kaldırır ve muharebe çözünürlüğü hızını arttırır.Elektroninė terpė leidžia panaikinti žaidimo meistro būtinybę ir padidina kovų sprendimų spartą.
Bir süre sonra Aslı ortadan kaybolur.Realybė, tokiu atveju, dingsta.
Enfeksiyonlar genellikle tamamen ortadan kaybolur ve kalıcı bir karaciğer hastalığına yol açmaz.Infekcija paprastai visiškai praeina nesukeldama lėtinių kepenų ligų.
Ardından bir patlama olmaksızın ortadan kayboldu.Vėliau ji nenaudojama sugriuvo.
Bundan kısa bir süre sonra ise Bezmen ortadan kaybolmuştur.Taip pasakęs senis staiga dingo.
Eski çağlarda ortadan kaybolan keseli türleri doğal facialardan dolayıda tükenmiş olabilir.Galbūt tai galėjusios būti jau išnykusios Senajame Pasaulyje augusios šių medžiagų turinčios rūšys.
Diğer olası seçenekleri ortadan kaldırır.Išspręskite esamas ir potencialias problemas.
Bu yüzden Meksika 27. maddeyi ortadan kaldırmak için harekete geçti.Tarkime, norima ištraukti kubinę šaknį iš 27.
Öyle bir kılıç ustasıdır ki, tek bir kılıç hareketiyle koskoca bir gemiyi ortadan ikiye bölebilir.Ginkluotas dvigubu kardu, kurio vieną dalį gali paversti ietimi.
Bu, hile olasılığını ortadan kaldırıyordu.Tai leido sumažinti sukilimų riziką.
Bu adamın birden ortadan kaybolması onu daha da korkutur ve bir hayalet gördüğünü anlar.Dabar, pamatęs jos kūną, jis dar labiau išsigąsta ir nusprendžia bėgti.
Ortada görülen tek pürüz Pendel'in sağa sola çok miktarda borcu olmasıdır.Iš paskutinių skyrių galima spėti, jog Sayaka kažkam skolinga didelę sumą pinigų.
Ortadaki tek sorun Tom'un gerçek olmamasıdır.Kas yra šiuo atveju, faktas, yra atominių faktų egzistavimas.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Nepaaiškinamomis aplinkybėmis jie paslaptingai dingsta.
Uzun mesafeli ticarete dayanan sanayiler; örneğin çanak-çömlek ticareti kısa sürede ortadan kalktı.Imperinės prekybinės privilegijos (pvz., bemuitė prekyba) sparčiai pritraukė daug prekybininkų.
Konfederasyon yıkıldı, feodal haklar ve kanton ayrıcalıkları ortadan kaldırıldı.Nauja valdžia panaikino kantonų ir feodalų teises.
Yahudi ve Çingeneler'in büyük bir bölümü ortadan kaldırıldı.Žydų rajonai ir kaimo tarybos buvo panaikinti.
Bu arada Pyotr Stepanoviç ortadan kaybolmuştur.Kažkokiu būdu Petrukauskui pavykę išsigelbėti.
Nirodha - Sebeplerin ortadan kalkması, acıların ortadan kalkmasını getirir.Tiesa apie kentėjimo nutraukimą (Nirodha): Kad sumažėtų kančia, reikia apriboti troškimus.
Geçici Hükümet ortadan kalktı ve tüm iktidar Sovyetlerin eline geçti.Vladas prarado visą valdžią ir pabėgo iš šalies.
Ortadaki sarı rengin üzerinde de Andorra Arması bulunur.Kollase välja keskele on paigutatud Andorra vapp.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Mida on üldse võimalik uskuda?
Greuthunglar ve Thervingler sözcükleri bu tek krallık döneminde 400'den hemen sonra ortadan kalkmıştır.Greuthungide ja tervingite mõisted langesid kasutusest välja varsti pärast 400.
Federasyon 31 Aralık 1963'te ortadan kalktı.Ametlikult kestis föderatsioon 31. detsembrini 1963.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Ta suri mõistatuslikel asjaoludel.
Ortada hiçbir şey yoktu.Otsekui ei olekski midagi olnud.
Ortadaki bilyeler sabit kalır.Kaks keskmist rida jäävad tühjaks.
Gün doğumuyla Héctor, unutma ve ortadan yok olma eşiğindedir.Kui päike tõuseb, Héctor on oht, et unustatud Coco ja kaovad.
Tanrısal (İlahi) irade kuramı hukuku Tanrı'ya dayandırır ve ancak onun istemesi dahilinde ortadan kalkar.Tema nõul sind ju surmati ja ainult jumalate tahtel ja tänu minule jäid sa ellu.
Vazolar Roma işgaliyle tamamen ortadan kalkmıştır.Tundus, nagu oleks Rooma riigi pärand täielikult kadunud.
Emevîler ise, bu hoşnutsuzluğu ortadan kaldırıcı politikalar uygulamaya yanaşmaz bir görüntü vermekteydiler.Lõpeks leidsid nad, et parem on vastumeelsetest poliitikutest lahti saada.
Konfederasyon yıkıldı, feodal haklar ve kanton ayrıcalıkları ortadan kaldırıldı.Uus režiim kaotas kantonite suveräänsuse ja feodaalõigused.
İspanya kraliyet ailesini ortadan kaldırmaya çalışmaları Madrid'de büyük bir isyan başlattı.Kogu kuningliku perekonna tapmist on Nepalis varemgi ette tulnud.
Din-bilim ayrımı ortadan kaldırılmalıdır.See on teadusest lahtiütlemine.
Politik karşıtın ortadan kaldırılması eğilimi.Püüti lahti saada tülikast poliitilisest opositsioonist.
Fakat ortada bir problem vardır.Siin on üks tuntud probleem.
Yanlış anlamaları ve anlaşmazlıkları ortadan kaldırır.Ta peaks seletama nii üksmeelt kui ka lahkarvamusi.
Ortadaki tek sorun Tom'un gerçek olmamasıdır.Ainuke häda on selles, et Ryani asukoht pole täpselt teada.
Bölge kavramı ortadan kalktı.Linna asutamise harta on kaduma läinud.
1934 yılında Naziler Prusya tanımını tamamen ortadan kaldırdılar.Aastal 1934 tegid nad aga erakordse avastuse.
Günümüzde bu düşünce tamamen ortadan kalkmıştır.Tänaseks on sellest arusaamast suuresti loobutud.
Nietzsche'ye göre, insan yaşamını tamamladığında ölüm korkusu ortadan kalkacaktır.Kui Sokratesel on õigus, on inimese elu pea peale pööratud.
Serke direk demektir ve ortadaki bayrağı ifade eder."See on lipp, mis vajas sügavust.
Böylece son Uygur Devleti de 13. yüzyılın başında ortadan kalktı (1212).Inglise eripärasid võis märgata juba keskajal, mil seal loodi esimene tõeline parlament (1264).
Çok odalı yapılar ortada yer almıştır.Asulasse on rajatud paljukorruselised kortermajad.
Ancak şişliğin ortadan kalkması birkaç hafta alabilir.Olenevalt paksusest võib see isegi mitu nädalat aega võtta.
Rick, ayrıca, karısı ve oğlunun ortadan kaybolduğunu görür.Ta ei tea, et tema naisel ja tütrel on õnnestunud pääseda.
Ertesi hafta kemerin ortada olmadığı maçta Perkins'i pes ettirerek yendi.Järgmisel aastal kaotas ta samal võistlusel Karelinile seljaga.
Cadılar ortadan kaybolurlar.Raudoja nõianeitsi.
İşçinin gereksiz hareketlerini ortadan kaldırmak.Parandada töötute kvalifikatsiooni.
Undertaker ise ortadan kaybolur.Autograaf ise on kadunud.
Günümüzde tatbik edilen tedavilerin temel amacı, habis hücreleri ortadan kaldırmaktır.Tegemist on haiguse remissiooni soodustava raviga, eesmärgiks on olemasolevate vähirakkude hävitamine.
"Öcüyü Ortadan Kaldıramazsınız: Cadılar Bayramı III ve Çağdaş Korku Yapımları".Kolmandas kõnes "Nõia usk ja nõia-protsessid.
Bunlar kuzeydeki Norrland, ortadaki Svealand ve güneydeki Götaland topraklarıdır.See asub Rootsi lõunaosa keskel, põhja jääb Norrland ja lõunasse Götaland.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ortada.Jednym, dwa, trzy, cztery, pięć, sześć, siedem w środku.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ortada.Yks, kaks, kolme, neljä, viis, kuus, seitsemän keskellä.
1, 2, 3 sol tarafta. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ortada.1, 2 が右側です.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod