1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.1967 begann die WHO ein unfassbares Programm, eine Kranheit auszurotten.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.1967년 세계보건기구가 매우 대단한 프로그램을 시작했는데 질병 퇴치를 목표로 하고 있었습니다.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.Em 1967, a OMS entrou num programa ambicioso para erradicar uma doença.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.En 1967 la OMS se embarcó en lo que era un impresionante programa para erradicar una enfermedad.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.En 1967, l'OMS s'est engagée dans un programme exorbitant pour éradiquer une maladie.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.In 1967 begon de WHO met een gedurfd programma om de ziekte uit te roeien.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.În 1967, OMS s-a angajat într-un program nemaiîntâlnit de a eradica o boală.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.Nel 1967, l'OMS si è imbarcato in quello che era un programma fuori dal mondo debellare una malattia.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.W 1967 r., WHO rozpoczęła szokujący program zwalczenia choroby.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.В 1967-м ВОЗ дала старт невероятной программе по искоренению этой болезни.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.През 1967, Световната здравна организация предприе масивна програма за изтръгването на болестта.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.ב1967, ארגון הבריאות העולמי פתח בתכנית מדהימה כדי להכחיד את המחלה.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.عام 1967، شرعت منظمة الصحة العالمية في ما كان برنامج عظيم للقضاء على المرض.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.とてつもない計画に着手しました この年には34か国に天然痘患者がいました
20 yıldır bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalışıyor.그들은 이 질병을 근절하기 위해 20년 동안 노력해 왔습니다
20 yıldır bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalışıyor.20 let se snažilo vymýtit tuto nemoc.
20 yıldır bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalışıyor.Działa już 20 lat starając się zwalczyć ten wirus.
20 yıldır bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalışıyor.Funcționează de 20 de ani încercând să eradice această boală.
20 yıldır bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalışıyor.Hanno lavorato senza sosta per 20 anni per cercare di debellare questa malattia.
20 yıldır bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalışıyor.Họ đã làm việc trong 20 năm cố gắng xóa bỏ căn bệnh này.
20 yıldır bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalışıyor.Il œuvre depuis 20 ans pour essayer d'éradiquer cette maladie.
20 yıldır bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalışıyor.Llevamos 20 años tratando de erradicar esta enfermedad.
20 yıldır bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalışıyor.Mereka telah bekerja selama 20 tahun mencoba untuk memberantas penyakit ini.
20 yıldır bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalışıyor.Sie arbeitet seit 20 Jahren daran, und versucht, die Krankheit auszurotten.
20 yıldır bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalışıyor.Ze zijn al 20 jaar werkzaam om te proberen deze ziekte uit te roeien.
20 yıldır bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalışıyor.Они работали в течение 20 лет, чтобы попробовать победить эту болезнь.
20 yıldır bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalışıyor.То работи в последните 20 години да се опита да заличи това заболяване.
20 yıldır bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalışıyor.לרובכם כאן היום אני בטוח. היא פעלה במשך 20 שנה
20 yıldır bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalışıyor.فإنه عمل لعشرين سنة و هو يقوم بمحاولة التخلص من هذا المرض
20 yıldır bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalışıyor.この20年続いています。 そして、この図にあるように、
2 ortadaki sayı sayılmaz çünkü ikiden küçük 2 sayı, ikiden büyük 3 sayı var.2 is niet het middelste getal want er zijn er twee getallen kleiner en drie groter dan 2.
2 ortadaki sayı sayılmaz çünkü ikiden küçük 2 sayı, ikiden büyük 3 sayı var.2 no está en la mitad porque tenemos 2 números menores y 3 mayores
2 ortadaki sayı sayılmaz çünkü ikiden küçük 2 sayı, ikiden büyük 3 sayı var.3つの大きい数があるから。 そして3も真ん中出はない。だって3つの大きな数と、、、
2 ortadaki sayı sayılmaz çünkü ikiden küçük 2 sayı, ikiden büyük 3 sayı var.Eu quero dizer que 2 não é o número central, porquê existem 2 menores que ele e 3 maiores que ele.e
2 ortadaki sayı sayılmaz çünkü ikiden küçük 2 sayı, ikiden büyük 3 sayı var.I mean, 2 is not the middle number, because ther is two numbers less than 2, and there three greater than 2
2 ortadaki sayı sayılmaz çünkü ikiden küçük 2 sayı, ikiden büyük 3 sayı var.Vad blir det? Det blir två och en femtedel?
2 ortadaki sayı sayılmaz çünkü ikiden küçük 2 sayı, ikiden büyük 3 sayı var.Я имею в виду 2 не является средним числом, потому что есть два меньше чем и три больше, чем он.
2 ortadaki sayı sayılmaz çünkü ikiden küçük 2 sayı, ikiden büyük 3 sayı var.Я маю на увазі, що 2 вже не середнє число, оскільки, є два менших і три більших за нього.
30 ortadan kaldırabilmesi (30 alebo eliminovať uhlíkové prínosy (
30 ortadan kaldırabilmesi (30 d'émissions de GES (
30 ortadan kaldırabilmesi (30 pueden reducir enormemente o incluso eliminar los beneficios del carbono (
30 ortadan kaldırabilmesi (30 výrazně omezit nebo odstranit výhody úspory emisí uhlíku (
30 ortadan kaldırabilmesi (30 въглеродни обезщетения (
33. Peki sıraladığımız bu sayılarda ortadaki sayı nedir?Qual è il numero nel mezzo, ora che li abbiamo ordinati?
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.1週間後にはもうどこにも不平はありませんでした (笑)
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.3일 후에 작품은 사라졌고 일주일 후에는 어느곳에도 더이상 불평은 없었습니다.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Ba ngày sau nó mờ dần, và một tuần sau, không còn than vãn ở đâu nữa.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Čez tri dni je napis zbledel, čez en teden pa pritoževanja ni bilo nikjer več.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Drei Tage später verblasste es und eine Woche später, gab es kein Beschwerden mehr.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Drie dagen later vervaagde het en een week later waren er nergens nog klachten.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Dupa trei zile a disparut, si o saptamana mai tarziu, nu se mai plangea nimeni nicaieri.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Három nappal később kifakult, és egy héttel később nem volt több panaszkodás.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı. (Kahkahalar)Tres días despues, se estaba desvaneciendo, una semana despues, ninguna queja en ningun lado (risas)
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.O tri dni neskôr to vybledlo a o týždeň neskôr už nebolo nikde žiadne sťažovanie sa.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Po třech dnech nápis vybledl a o týden později zmizely i stížnosti.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Tiga hari kemudian tulisan itu lenyap dan seminggu kemudian, tidak ada lagi keluhan.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Tre giorni dopo il cartellone sfumò, ed una settimana dopo, non c'erano più lamentele.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Três dias depois desvaneceu-se e, uma semana mais tarde, já não havia queixas em parte alguma.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Trois jours plus tard cela disparaissait, et une semaine plus tard, plus aucune plainte nulle part.
3 gün sonra solgunlaştı ve bir hafta sonra ortada şikayet falan kalmadı.Trzy dni później wyblakł, a po tygodniu nie było już więcej narzekania.