Eğer eşlik doğruysa ortada hata yok veya çift sayılı bir hata yok anlamı çıkar.如果奇偶校验是正确的,那么要么没有发生错误要么发生了偶数个的错误。
Ortada tek ve doğru bir yorum yoktur.回覆是沒有一個是真確的。
Ortadaki İmama aittir.属于第一中间期。
Beverly ortadan kaybolmadan önce onu yatılı hizmetçi olarak tutar.在為柊家工作前、曾以見習管家的身份為派特莉亞工作過。
Armanın en altında ortada Belarusça "Belarus Cumhuriyeti" yazar.下方以白俄羅斯語書有「白俄羅斯蘇維埃社會主義共和國」的首字母。
Kilise içinde ortada iki geçiş yolu bulunur.这条街上有两座教堂。
Bunu gören Helvetler ortadan tekrar hücuma geçtiler.王設見者必生惡賤。
Birkaç ay sonra ortadan kayboldular.幾個月後,他突然失蹤了。
Ortada bir cehennem tasviri vardır.右爿描繪了地獄的景象。
Ama ortada bir şarkı yoktu.但并没有新的歌曲。
Kuzeybatı Cephesi'nin cebi ortadan kaldırma umudu giderek azaldı.东北问题和平解决变得越来越渺茫。
Ölüm hem ortadan kaldırmadır, hem yeniden doğuşu sağlayan koşuldur.崇岳死於亂兵,保興逃歸。
Aslında ortada gerçek bir dava da yoktur.事实上此案根本没有共同被告。
Siviller ve askerler arasındaki fark ortadan kalkacaktır.因此文人與軍人幾無分別。
Böylece, Yahudiler ve Yahudi olmayanlar arasındaki fark ortadan kalkacaktı.而當初並沒有分為猶太人與外邦人之別。
Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız.毘睇譯為明呪。
Ortada herhangi bir savaş ilanı yoktu.在战争中没有任何交战记录。
O yıllarda ülkenin durumu oldukça fenalaşmış, insanların bugüne ve geleceğe inançları ortadan çıkmıştı.」 13. 「十多年來,共產黨員受的壓力太大了,今天這樣,明天那樣,大家把信心完全失掉了。
İlişkiler ortada.有外遇。
Ortadan tamamen kaldırılacak muhtemelen ilk paraziter hastalık olacaktır.龙线虫病很有可能成为第一个被消灭的寄生虫病。
Şehirde taşınamayacak her şey yakılıp şehir ortadan kaldırıldı.市区大火蔓延,无法扑灭。
Ölümsüzler (Sonsuzlar) ortadan kayboldu.已駕崩(死因不明)。
Salgının tanımı üzerine birçok tartışma mevcuttur, ancak Avrupa'da 19. yüzyılda ortadan kalkmıştır.關於這些疾病的異同仍有爭議,但是其致命型態似乎於18世紀消失於歐洲。
Ortada sekizgen bir göbek taşı bulunur.擁有不可思議的八角形石頭項鍊。
Rakamlar bir yana, Moskova Muharebesi'nin savaşlar tarihi boyunca en kanlı savaşlardan biri olduğu ortadadır.雖然這些數字不同,但莫斯科戰役仍能称得上是歷史上最致命的戰役之一。
Bugünkü şekli ile son cemaat yeri ortada iki sütunun taşıdığı, üç kemerli bir açıklıkla kuzeye bakmaktadır.根據計劃,第三條跑道將會興建於現存的兩條跑道以北,與現存的兩條跑道平行。
Yine de hukukun gücü adaleti ortadan kaldırmaya yetmez.於法吏不能自解免。
Erkek betta bunları yiyerek ortadan kaldırır.人吃了它后可以辟邪。
Aksine hayatta kalan ne kadar görgü tanığı var ise ortadan kaldırmaya gelmişlerdir.實是一場空難中的倖存者,雖然生存下來,卻失去視力。
B hücresi, patojenin ortadan kaldırılması için gereken antikorları üretir.B细胞為可以產生约束病原体的抗体。
Semptomlar genelde gebelikten sonra ortadan kalktığı için; aktif tedavi çoğu zaman doğum sonrasına ertelenir.妊娠结束后症状通常会消失;因此通常会延迟主动治疗至分娩后。
Politik karşıtın ortadan kaldırılması eğilimi.反對政治腐敗。
Soruların amacı soruları ortadan kaldıracak cevaplara varmaktır.) 疑问句的作用是提出问题,请求解答。
Belirtiler, yaşlıların üçte ikisinde ortadan kalkarken, %3 ila %10 arasında devam eder.虽然约三分之二的老年人症状会消失,但仍有3-10%的老年患者症状会持续下去。
Ancak sivil havalimanının nereye kurulacağı uzun zaman ortada kalmıştır.不過,通勤時刻仍有許多機場相關人士使用。
Yöreye yerleşen bu kuşlar daha sonra 1902 yılında ortadan kayboldular.이 새들은 자리는 잡았으나 1902년을 전후해서 사라졌다.
Bir sorun yok, Durumum ortada.난 아무 유감없고, 모든 게 다 괜찮아.
Haksızlığa uğramayanlar da, uğrayanlar kadar öfke duydukları zaman, haksızlığın ortadan kalkacağını söyledi.따라서 무능력자가 상소를 제기하였을 때에 부적법한 상소라 하여 상소각하를 할 것이 아니다.
Yahya İsa'yı görür ve şöyle der: "İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!"세례자 요한은 예수를 가리키며 “이 세상의 죄를 없애시는 하느님의 어린 양이 저기 오십니다” 라고 했다.
Fakat bu fobi, genellikle çocuklar banyonun kötü bir şey olmadığını anladıklarında ortadan kalkar.그러나 두려움은 어린이들에게 일반적으로 나타나는 일이므로 그들은 목욕이 두려워 할 일이 아니라는 것을 배워야 한다.
Aniden ortadan kaybolmuştur.그리고는 갑자기 사라져버렸다.
Ortada Meryem'e şükredilmesi; solda oğlunun vücud bulması ve sağda da Eski Ahit peygamberleri gözükür.손권은 옹개를 영창태수로 임명하였으며, 한편 이미 죽은 옛 익주목 유장의 아들 유천(劉闡)을 익주자사로 삼아 교주와 익주의 경계에 두었다.
Yaz dönemleri ise bu faaliyetler ortadan kalkar.하지만 그 이전의 여름 동안, 사유리가 갑자기 사라진다.
Bunu gören Helvetler ortadan tekrar hücuma geçtiler.악견은 부정견(不正見)이라고도 하며 간단히 견(見)이라고도 한다.
Erkek betta bunları yiyerek ortadan kaldırır.올빼미가 이들로부터 먹이를 빼앗아가기 때문이다.
Büyüyüp Sûveyda ile evlendikten sonra ortadan kaybolur.그녀는 결혼식을 올린 후 피로연에서 사라진다.
Sıcaklık giderek düştü ve sonunda 15 Kasım'da zemin dondu, böylece çamur sorunu da ortadan kalkmış oldu.11월 15일까지 땅은 완전히 얼어붙어서 진흙탕 문제는 해결되었다.
Ortada tek ve doğru bir yorum yoktur.옳고 그름 같은 것은 없다.
Bir hafta ortadan kaybolduktan sonra 8 Eylül 1979'da Paris'in dışında bir yerde arabasında ölü bulundu.1979년 8월 실종, 11일 후 파리 교외의 차 안에서 숨진 채 발견됐다.
1) Tehlike veya tehlike kaynaklarının ortadan kaldırılması.위험의 수용 혹은 위험인수이라고도 한다.
Bir gün ortadan kaybolur.그런데 어느날 말도 없이 사라진다.
Guevara'nın ortadan kayboluşu ile ilgili Küba içinde ve dışında pek çok dedikodu yayıldı.홋카이도와 난세이 제도를 제외한 일본열도 전역에서 목격담이 보고되고 있다.
Beklediği yaşama kavuşamayan Nesibe, bir süre sonra ortadan kaybolur.또 그것은 살아생전에 이루지 못했던 욕구는 죽은 뒤에도 충족되지 않으면 끝내 요동한다.
Ortada eliptik bir atrium bulunur."난 어딘가에 연기 유전자가 있다고 생각한다.
Cadılar ortadan kaybolurlar.모든 마법사가 소속되어 있다.
Donna, Dünya'daki arıların ortadan kaybolduğunu söyler.대령은 그에게 지구가 혼란 상태에 빠졌다고 알려준다.
Ayrıca Kürtlerin geçmişten gelen eski geleneklerinin ortadan kaldırılmasını teşvik edici yayınlar yapmıştır.또한 예전 나라들의 흔적을 지우기 위해 분서갱유와 같은 일도 벌였다.
1945 yılında Nazi Almanyası teslim olup organizasyon fiilen ortadan kalkmıştır.1945년 나치 독일이 항복하면서 살로 공화국도 자연히 해체되었다.
Hinayana okulu arzularımızın en zayıf köklerini bile ortadan kaldırmamız gerektiğini vurgular.참고로 대한민국 사학계에서는 해당 귀면와의 도안과 치우는 무관하다고 보고 있다.
Eğer elektrik akımı çok azsa, vorteksler yerleşik hal alır ve direnç ortadan kalkar.만약 전류가 충분히 작다면, vortex는 정지해있고 비저항은 사라진다.