Charlie o sırada ortadan kaybolarak lavaboya gider.チャーリーはトイレへ姿を消す。
Annesinin ölümünden sonra ortadan kaybolmuştur.父親失踪後に母親を失っている。
1088 yılında Murabıtlar tarafından ortadan kaldırılmışlardır.1088年、同人から剥奪。
Ortada üç sıra pencere bulunur.前面は3枚窓となっている。
Cadılar ortadan kaybolurlar.魔女たちが住んでいる。
Ya da o kötülükleri niçin ortadan kaldırmamaktadır?どうしてこれを糺したち切ることができようか。
Ortada Meryem'e şükredilmesi; solda oğlunun vücud bulması ve sağda da Eski Ahit peygamberleri gözükür.その子孫が芝家となり、義本の子・継好(つぐよし)が奄美大守と称したとされる。
Bu durumu ortadan kaldırmak De Gaulle'ün ana amaçlarından biri olmuştur.彼女を取り戻すことがジョジョの目的の一つでもあった。
Fakat tamamen ortadan kalkması da beklenmemektedir.ともあれ完全になくなったとは言いがたい。
O sırada Castiel ise ortadan yok oldu.修太はその瞬間どこかへ消えてしまった。
Bir gün ortadan kaybolur.ある日姿を消す。
Eşrefoğulları Beyliği onun ölümünden sonra ortadan kalktı.末子の義直は義重の死後に生まれている。
Heather ve Mike, ertesi sabah uyandığında Josh'ın ortadan kaybolduğunu fark ederler.翌朝目が覚めるとジョッシュは望み通りに大人の姿になっていた。
Geri kalanlar ise muhtemelen Urartu'nun çöküşünden sonra tamamen ortadan yok olup gitmişlerdir.以後は築き上げた富と地位を失ったことですっかり臆病な人間に成り果ててしまう。
Erkek bırakmıyorlar ortada.部下を見捨てる事は無い。
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.謎の失踪を遂げたのだ。
O zaman hayaletler ortadan kaybolurlar.怨霊はそのまま去って行った。
Günün birinde ortadan kaybolan adam arkasında büyük bir gizem bırakmıştır.ある日謎の失踪を遂げる。
Herkes tarafından deli olarak görülmekteyken ortadan kaybolur.悪事が全て露見した際に切腹とされた。
Tüm Dinozor türleri ortadan kalkmıştır.恐竜は絶滅していなかった。
Bölge kavramı ortadan kalktı.飛地領が消滅。
Aslında ortada kurt filan yoktu.実はこの狼、本物の狼ではなかった。
1945 yılında Nazi Almanyası teslim olup organizasyon fiilen ortadan kalkmıştır.1945年にドイツは降伏し、ナチ党は解体され消滅した。
Ortadaki figür, inancın rengi olan mavi elbiseler giymiştir.くびなが大師 クリーム色の衣に青い体色。
Birdenbire ülkeler ortadan kalktı ve kargaşa içinde dağıldı.死後、再び国内は混乱し、分裂状態になった。
«Ayrılıkları ortadan kaldırmalıyız.我々は彼等を絶滅させるべきである。
Fakat bu kişi için bahse girdiysek ortada bir durum söz konusudur.本人はそう言われると、必ず相手をつっこむのはお約束である。
Ne var ki daha sonra Paralı Askerler Savaşı sırasında bu sınırlama geçici olarak ortadan kalkmıştır.ただし、戦時にはこの制限は撤廃される。
Sovyetler Birliğinin yıkılmasıyla ortadan kalmıştır.ソビエト連邦の崩壊。
Ortada Courbet bir manzara resmi üzerine çalışmaktadır.グレース朴は同店のイメージキャラクターを勤めている。
Ancak sivil havalimanının nereye kurulacağı uzun zaman ortada kalmıştır.民間飛行機の草分けの時代に活躍した。
Beklediği yaşama kavuşamayan Nesibe, bir süre sonra ortadan kaybolur.死亡したキャラが落としたオーブは誰かが拾わなければ一定時間で消える。
Ortadaki tek sorun Tom'un gerçek olmamasıdır.しかしながら、一致するということはVINが正しいということの証明にはならない。
Ortadaki adam saldırılarına karşı korur.中にいる人間を外部の攻撃から守る。
Sanırım ortada fikirler biraz karışmış."世の中はもっと複雑なものだと思うようになった」ということである。
Lennie, onun ölümüyle ortada kalmıştır.レーニンが死んであの世に行った。
Bu yüzden gelininin ve torununun ortadan kalkması gerekiyordu.こうして校長と孫は再び旅立つのであった。
Bu sorunun köpek henüz küçükken ortadan kaldırılması önemlidir.幼いころに犬にかまれてから犬が苦手になる。
Otomobilin icadından sonra fayton yavaş yavaş bırakıldı, büyük şehirlerde neredeyse tamamen ortadan kalktı.石炭産業は衰退し、ほとんど完全に消失した。
Böylece, iletişim eksikliğinden kaynaklanan yanlış anlaşılmaların da ortadan kaldırıldığı bir süreç yaşanır.いずれもコミュニケーション不足が招いた誤解だった。
Ölüm hem ortadan kaldırmadır, hem yeniden doğuşu sağlayan koşuldur.(神龍)悟空を生き返らせる(ヤムチャ) 悟空は既に1度死んで生き返っているため。
1834’te, Alman devletleri arasındaki tarife engelleri ortadan kaldırıldı.1834年、ドイツ関税同盟が成立し、加盟国間での関税や通行料は廃止された。
Ortada bunu gerektiren bir şey olmadığı takdirde.いずれも不必要であると思われたからである。
Bunları söyler söylemez, ortadan kaybolur.ただし、明言しなければスルーされる。
Bu arada nesne ortadan kaldırılmıştı.おせつは、存在自体が抹消された。
Ortada herhangi bir savaş ilanı yoktu.宣戦布告は行われなかった。
Fuhuş ortadan kaldırılmış, dilenciler sokaklardan çekilmiştir.物乞いの患者、街に溢れる。
Ona bir pusula gönderip yaptığı büyüyü ortadan kaldırmasını talep eder.祖父が己にかけた封印を解き、魔法を習得することを望む。
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.2人の男と、男子、女子を1人ずつ抱えることになった。
Sözlü dil, kavramsal yazı dilinin ortaya çıkmasıyla ortadan kaybolmuştur.命令形は文法形式上終止形として現れる。
Apaçık ortadadır ki, insan davranışları çevre için radyasyondan daha tehlikelidir.人間の行為が放射性物質よりも環境に危険だということは明らかです。
Bu şüphe de 1942 baharında ortadan kalktı.此疑問於1942年春天消除。
Soruyorum, eğer ortada fatura yoksa, niçin ödeme yapıyorsunuz?」當他被問到如果它們如此有價值,為什麼沒有為此付錢,他則回答說他負擔不起。
Cadılar ortadan kaybolurlar.已,並巫失去。
Karar oybirliği ile yapıldı; diğer adaylar çekildi ve böylece gizli oylama ihtiyacı ortadan kalktı.这一决定是一致通过的,其他候选人退出,从而省却了无记名投票表决的需要。
Bana göre apaçık ortadadır ki, varlığı gerekli olan, sonsuz, yüce ve akıllı bir yaratıcı vardır.武功出眾,聰慧機智,秀美絕倫。
Çünkü önceki gökle yeryüzü ortadan kalkmıştı.如忽然用之,此天地之所以先戒,災異之所以重至者也。
Ortada eşsiz bir durum bulunmaktadır.对事物有独特的感觉。
Böylece höyükteki işliklerin çakmak taşı kaynağı yönünden bir güçlüğü olmadığı ortadadır.最大的危險是從它的邊緣掉下去,因為這塊高地並不很大。
Bir gün ortadan kaybolur.某日失蹤。