Ana içeriğe geç
Sözlük

ortada ile cümle

ortada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Siviller ve askerler arasındaki fark ortadan kalkacaktır.Siviilien ja sotilaiden yhteistoimintaa.
Film üzerindeki yasak ancak 1980 yılında ortadan kalktı.Ensi-iltansa elokuva sai kuitenkin vasta vuonna 1980.
Ortadan tamamen kaldırılacak muhtemelen ilk paraziter hastalık olacaktır.Κατά πάσα πιθανότητα θα είναι η πρώτη παρασιτική ασθένεια που πρόκειται να εξαλειφθεί.
Antibiyotik tedavisi genellikle semptomların 16 saat daha erken ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır.Η θεραπεία με αντιβιοτικά επιταχύνει συνήθως την ύφεση των συμπτωμάτων κατά 16 ώρες.
Karar oybirliği ile yapıldı; diğer adaylar çekildi ve böylece gizli oylama ihtiyacı ortadan kalktı.Οι άλλοι υποψήφιοι αποσύρθηκαν και μέσω αυτών η ανάγκη για μυστική ψηφοφορία αποφεύχθηκε.
Halkın aldatıcı mutluluğunu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor.Η κατάργηση της θρησκείας ως απατηλής ευτυχίας του λαού σημαίνει αξίωση της πραγματικής του ευτυχίας.
Meissner durumu, uygulanan manyetik alan çok fazla olduğunda ortadan kalkar.Η κατάσταση Μάισνερ παύει όταν το εφαρμοζόμενο μαγνητικό πεδίο είναι πολύ μεγάλο.
Cadılar ortadan kaybolurlar.Ήταν δηλαδή ξέφωτο των μαγισσών.
Belirtiler, yaşlıların üçte ikisinde ortadan kalkarken, %3 ila %10 arasında devam eder.Ενώ τα συμπτώματα υποχωρούν σ τα δύο τρίτα των ηλικιωμένων περίπου, επιμένουν σε ποσοστό 3-10%.
Bu yüzden toplam mıknatıslanma, uygulama alanı ortadan kaldırıldığında sıfıra düşer.Συνεπώς, η συνολική μαγνήτιση πέφτει στο μηδέν όταν το εφαρμοζόμενο πεδίο αφαιρείται.
O zaman hayaletler ortadan kaybolurlar.Κατόπιν οι Ιλλυριοί αποχώρησαν.
Ama ortada bir şarkı yoktu.Ωστόσο, κανένα τραγούδι δεν κέρδισε.
Ortada eşsiz bir durum bulunmaktadır.Το φαινόμενο είναι μοναδικό.
Biri size hakaret ederse önce onu uyarın, eğer devam ederse ortadan kaldırın.Εάν κάποιος σας ενοχλεί, ζητήστε του να σταματήσει.
Sanırım ortada fikirler biraz karışmış."Οι μικρές χώρες ανησυχούν κάπως τώρα".
P381 Güvenli ise tüm tutuşturucu kaynaklarını ortadan kaldırın.S18 Χειριστείτε και ανοίξτε το δοχείο προσεκτικά.
Bundan kısa bir süre sonra ise Bezmen ortadan kaybolmuştur.Τη χρονιά εκείνη ή λίγο αργότερα το Θάρρος εγκαταλείφθηκε.
Provoke ağrı etkeni ortadan kalkınca ağrı da kaybolur.Προς μεγάλη της ευχαρίστηση, ανακάλυψε ότι ο πόνος εξαφανίστηκε.
Kölelik 12.yüzyılın ortalarına doğru İngiltere'de ortadan kalkmıştır.Η δουλεία στην Αγγλία εξαλείφθηκε τον 12ο αιώνα.
Böylelikle sorun ortadan kaldırılabilir.Αυτό μπορεί να εξαρτάται από το πρόβλημα.
Ortada büyük bir avize ve yanlarda daha küçükleri bulunmaktadır.Σε όλο το μήκος τους βρίσκουμε μικρά παρεκκλήσια και κάποια μεγαλύτερα.
Ortada hiçbir şey yoktu.Δεν υπήρχε σχεδόν τίποτα!
Romonos'un ortadan kalkması ile İoannis ve Mihail Psellos, sarayda tek hakim kaldılar.Με η εξάλειψη του Ρωμανού, ο Ιωάννης και ο Μιχαήλ Ψελλός είχαν την υπέρτατη εξουσία στο δικαστήριο.
Ancak ortada değişik tahminler vardır.Για όλα έχουμε μόνο εικασίες.
Birliğin parçalanması üzerine ortadan kalktı.Ακολούθησε η διάλυση του συγκροτήματος.
Ortada ayrıca Dragon'un J-Crown kemeri ortadaydı.Αντιθέτως, μπροστά διατηρεί τα γόνατα Μακ-Φέρσον.
Siviller ve askerler arasındaki fark ortadan kalkacaktır.Το ηθικό τόσο των αμάχων όσο και των στρατιωτών συνέχισε να καταρρέει.
Aslında ortada kurt filan yoktu.Και πάλι, H0: δεν υπάρχουν λύκοι.
Din-bilim ayrımı ortadan kaldırılmalıdır.Η τέχνη διαφοροποιείται από την επιστήμη.
Aniden ortadan kaybolmuştur.Απεβίωσε ξαφνικά.
Karısı Nurten ve yeğenleri Leyla ile ortada kalırlar.Μένει στο δρόμο με τη σύζυγό του, Νουρτέν και την ανηψιά της, Λεϊλά.
En yüksek kağıdı atan oyuncu ortadaki kâğıtları alır ve ortaya yeni bir kâğıt atar.Οποιοσδήποτε και αν είναι ο πρώτος παίκτης, κάνει μια δήλωση και τοποθετεί κάποια χαρτιά κάτω.
Ortadan kaybolur.Έτσι εξαφανίστηκαν.
Böylece son Uygur Devleti de 13. yüzyılın başında ortadan kalktı (1212).Η πρώτη αναφορά σε αυτό γίνεται ήδη από τον 13ο αιώνα (1236).
Böylece, Yahudiler ve Yahudi olmayanlar arasındaki fark ortadan kalkacaktı.Ο νόμος απαγορεύει γάμους μεταξύ Εβραίων και μη Εβραίων.
Tüm Dinozor türleri ortadan kalkmıştır.Όλοι οι μη ιπτάμενοι δεινόσαυροι εξαφανίστηκαν εκείνη την εποχή.
Fakat prezervatif kullanmak riski tamamen ortadan kaldırmamaktadır.Brug af kondom kan dog ikke eliminere risikoen.
Politik karşıtın ortadan kaldırılması eğilimi.Ødelæggelse af politisk opposition.
Eski NATO yapıları ortadan kaldırılırken yenileri kuruldu.Nye NATO-strukturer blev skabt, og gamle nedlagt.
Eski çağlarda ortadan kaybolan keseli türleri doğal facialardan dolayıda tükenmiş olabilir.Materialerne, som er efterladt i deres naturlige form synes ældede.
Siviller ve askerler arasındaki fark ortadan kalkacaktır.Der blev nu sjældent skelnet mellem civile og soldater.
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.Udover de to mænd er en kvinde og en mand blevet anholdt.
Böylece İngiltere Krallık mirası ortada kalmış bulunuyordu.Her spillede den kongelige vrede nok ind.
Parti 2010'da ortadan kalktı.Partiet blev opløst i 2010.
Ne var ki daha sonra Paralı Askerler Savaşı sırasında bu sınırlama geçici olarak ortadan kalkmıştır.Verdenskrig gjorde til sidst denne grænse overflødig.
Rakamlar bir yana, Moskova Muharebesi'nin savaşlar tarihi boyunca en kanlı savaşlardan biri olduğu ortadadır.Uanset disse uoverensstemmelser betragtes Slaget om Moskva som et af de mest blodige slag i verdenshistorien.
Takviye kuvvetlerin gecikeceği ortadadır.Aksestyrkerne var på tilbagetog.
Tüm zamanlama hataları ortadan kalkar.Negative aspekter Trækker tiden ud.
Bu durumu ortadan kaldırmak De Gaulle'ün ana amaçlarından biri olmuştur.Denne svækkelse havde nok været et af Napoleons mål.
Hitler ertesi gün Fegelein'ın ortadan kaybolduğunun farkına vardı.Hitler lagde næste dag mærke til, at Fegelein var forsvundet, og sendte en gruppe fra SS for at hente ham.
Emek zamanı ve boş zaman arasındaki fark ortadan kaybolmuştur.Der er et trade-off mellem arbejde og fritid.
Başlangıçta, Sovyet otoriteleri cehaletin ortadan kaldırılmasına büyük önem vermekteydiler.Sovjetunionen lagde – i det mindste i begyndelsen – stor vægt på hensynet til de ulige nationelle mindretal.
Tüm hamilelikler içinde %2-5 oranında görülür ve doğumdan sonra ortadan kaybolabilir.Denne type opstår ved 2-3 % af alle graviditeter og forsvinder som oftest efter fødslen.
Birkaç yıl içinde Nasyonal Sosyalist Parti ortadan kalkacak.For få uger siden brød der en intern debat ud hos Socialdemokraterne.
Ortada koyu kahverengi çavuş deseni çok nettir.Puppen af den hvide admiral er særligt smuk.
Ortada eşsiz bir durum bulunmaktadır.Det skaber en unik situation.
«Ayrılıkları ortadan kaldırmalıyız.Denne skillevæg må rives ned."
Mavi renkteki çizgiler denizi, ortadaki altın sarısı çizgi ise Bahamalar topraklarını temsil etmektedir.Den gule stribe representerer landet mellem havene, Bahamas sandfylte strande.
Ancak bilinmeyen bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve ne olduğu bilinmemektedir.Hun er vågnet og forstod ikke hvad der var sket.
Genellikle ortadaki bölme sağda ve solda bulunan bölmelere göre biraz daha geniş olur.Og jeg synes ikke, at det er så interessant, hvad der ligger lidt til højre eller venstre for midten.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod