Ortada geçen karşılaşmada ikili birbirlerini üstünlük sağlamakta zorlanıyordu.Idővel elkerülhetetlenné vált az, hogy a két hős találkozzon egymással.
Ortada sekizgen bir göbek taşı bulunur.Homlokzatán nyolcágú kőrozetta található.
Bu, hile olasılığını ortadan kaldırıyordu.Ezzel kizárható a csalás lehetősége.
İlerleyen dönemlerde bu uygulama normal filmler gösteren sinemalarda ortadan kalktı.A sikerek megnyitották számára az utat a normálterjedelmű filmek felé.
Ortada sadece sunucu yazılımı satışından elde edilen gelir vardı.Csak a meglévő készletek eladása engedélyezett.
Tüm zamanlama hataları ortadan kalkar.Az időcicák azonban mind megbetegedtek.
11. yüzyıldan kalma diğer mozaikte ortada İsa yer alır.A 11. századtól már Európa nagy részén Jézus születése a kezdőpont.
Bu otomobiller netice olarak ABD otomobil marketinde lağvoldular, ortadan kalktılar.Az amerikai autógyárak is kivonultak az autóversenyzésből, legalábbis közvetlenül.
Adal emirliği, 16. yüzyıl'dan itibaren önemini kaybetti ve ortadan kalktı.A vár a 18. században elveszítette jelentőségét, azóta pusztul.
Bir gün onun da ortadan kaybolması ile köylü sessiz kalamaz.Amíg a gazda meg nem érkezik, addig a rosszindulatú idegen nem moccanhat.
Donna, Dünya'daki arıların ortadan kaybolduğunu söyler.Ebből tudta meg Noé, hogy a víz leapadt a földről.
Ortada bir başka filmde görülmüş bir iddia vardır ve filmdeki iddia gerçeğe dönüştürülmek istenmektedir.Bizonyos esetekben szükséges a film történetének ismerete, hogy a sorozat eseményei érthetőek legyenek.
Aynı Kızıl Deniz'in Musa'ya açıldığı gibi Şeria nehri de ortadan ikiye ayrıldı.Ahogy a vörös csillag, mint szimbólum keleten is terjedt, úgy változott is.
Ortadaki şerit mavi renkte idi ve bayrak Rusya bayrağına benzemekteydi.Keskimmäinen raita oli sininen, joten lippu oli hyvin samankaltainen Venäjän lipun kanssa.
Ortadan kaybolur.Sinä katoat.
O zaman hayaletler ortadan kaybolurlar.Sitten kummitus katoaa.
Halkın aldatıcı mutluluğunu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor.Uskonnon kumoaminen kansan näennäisenä onnena merkitsee kansan todellisen onnen vaatimista.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Onko usko järkevää?
Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız.Hävittäkää paha keskuudestanne.
Bu sırada Chris Redfield ortadan kaybolur.Chris Houlihan Room kuitenkin puuttuu.
Ortada ise birçok şüpheli vardır.Epäiltyjä oli monia.
Bir gün ortadan kaybolur.Eräänä päivänä nainen katoaa.
Ortadaki İmama aittir.Myös Tartossa on Kesklinn.
Ortada üç sıra pencere bulunur.Eteisessä oli kolme ikkunaa.
Yapılan saldırılar sonucu aşağı mahalle ortadan kalkmıştır.Jo tämä yksistään tappoi elämää lähialueelta.
Kilisenin tehdit olarak gördüğü tarikatları ortadan kaldırmıştır.Valistus uhkasi kirkon valtaa.
İlişkiler ortada.Asioiden suhteet.
En üstte tam ortada kızıl yıldız sembolü bulunur.Ylhäällä on punainen tähti.
Provoke ağrı etkeni ortadan kalkınca ağrı da kaybolur.Kärsimys lakkaa, kun syy poistuu.
Parti 2010'da ortadan kalktı.Tämä puolue lakkasi 2010.
Daha sonrasın da ise Kane bir süre ortadan yok olmuştur.Kane ilmeisesti katoaa tämän jälkeen muutamaksi vuosikymmeneksi.
Bu töre, aileler arasındaki kan davalarını ortadan kaldırmak için de bir yöntem olarak kullanılmaktadır.Yksi esimerkki prosessista on veren jakaminen vampyyrilepakoiden kesken.
Tetrapolis’in o zamanlar ortada olmadığı açıktır.Tämän jälkeen Tetrapolis jäi pois käytöstä.
Honoria ortadan kaybolur.Wang on vain kadonnut.
DİP, her türlü ezme ezilme ilişkisi ortadan kaldıracak olan yegane sınıfın işçi sınıfı olduğunu iddia eder.Niiden mukaan kaikkea yhteistyötä omistavan luokan kanssa oli vältettävä.
Sonrasında Ensar ortadan kaybolur.Myöhemmin Ilja katosi.
Bu sav, sinyalin yapay bir kaynaktan gelme ihtimalini ortadan kaldırmaz.Tämä ei kuitenkaan sulje pois signaalin keinotekoisuuden mahdollisuutta.
Düzenli bir bakıma sahip olan fıstık çamı sahalarında çoğunlukla orman altı floraları ortadan kaldırılmıştır.Ingaksenmetsä on pitkään hakkaamattomana säilynyt pääosin kuusta kasvava metsä .
Zehir etkisi kurutma ve kaynatmayla ortadan kalkmaz.Sienen myrkky ei häviä keittämällä.
Alice ise gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Legendan mukaan se kuitenkin katosi mystisesti.
Kadınlar ile erkekler arasındaki hukuksal eşitsizlik ortadan kaldırıldı.Naisten ja miesten välinen tasa-arvo ei ole toteutunut.
Matbaanın yerleşmesinden sonra yazmalar ortadan kalkmıştır.Kun kirjoittaja avasi laatikon, oli kirja kadonnut.
Kız otele geri döndüğünde annesinin ortadan kaybolmuş olduğunu görür.Tytön palatessa hotelliin kukaan ei näytä tuntevan tai muistavan hänen äitiään.
Adanın orman örtüsü de aynı şekilde ortadan kaldırıldı.Saaren viiniviljelyksetkin oli ilmeisesti hylätty.
Sonraki haftalarda ortada olmayan Kennedy'nin, sonraları film yaptığı haberi geldi.Keaton paljasti keksintönsä muille elokuvantekijöille vasta vuosikymmenien kuluttua.
Sırası gelen oyuncu elindeki bir kartı yüzü yukarı gelecek şekilde ortadaki ıskarta kartların üzerine koyar.Hän laittaa kortin kuvapuoli ylöspäin keskellä olevan kortin päälle.
Çeşitlilik ortadan kalkar.Ero on kuitenkin poistunut.
Böylelikle Kosova Vilayeti de tamamen ortadan kalkmıştır.Myös Krimin ukrainalaisia katosi.
Big Show, Randy Orton'u ortadan kaldırarak ECW maçını kazandı.Show heitti Ortonin ulos ja toi näin ECW:lle voiton.
Sovyetler Birliğinin yıkılmasıyla ortadan kalmıştır.Matkustajamäärä romahti Neuvostoliiton hajottua.
Okul idaresi ile ilgilenmez oldu ve zamanla okulun eski başarısı ortadan kalktı.Tämä ei kuitenkaan ollut kovin kiinnostunut filosofiasta, ja koulun opetus alkoi vähitellen taantua.
Günümüzde bu düşünce tamamen ortadan kalkmıştır.Käsitys on nykyään suurelta osin hylätty.
Sonunda birlikte çalışma olanağı ortadan kalktı.Lopulta yhtyeen toiminta hiipui.
Ortadan kaybolan Hurley, Black Rock enkazını havaya uçurur.Ilanan kuollessa dynamiittien räjähdyksessä, Hurley räjäyttää Black Rockin dynamiittivaraston.
Emek zamanı ve boş zaman arasındaki fark ortadan kaybolmuştur.Työ- ja vapaa-ajan eroa ei nähdä jyrkkänä.
Ne var ki daha sonra Paralı Askerler Savaşı sırasında bu sınırlama geçici olarak ortadan kalkmıştır.Näin rajoittamattoman siirtolaisuuden aika oli käytännöllisesti katsottuna ohi.
Ortada bulunan altın rengi şerit ülkelerini temsil etmektedir.Keltainen väri symboloi maan varoja.
Köprü üzerinde biri ortada, 14'er tanesi iki yanda olmak üzere 29 heykel bulunur.Nykyään rakennettuja yhden tähden statuksen kenttiä on 29- ja kahden tähden statuksen kenttiä 31 kappaletta.
Aşkenaz sinagoglarında Tevrat, ortada bulunan okuma masasında okunurdu.Sapattiaamun jumalanpalveluksessa se luetaan kokonaan.
Honda NSX (Kuzey Amerika'da Acura NSX), Honda tarafından üretilen ortadan motorlu spor otomobildir.Honda NSX on Hondan valmistama superauto.