John Waters'ın konuk oyuncu olarak dizide yer alması fikri, kısa bir süre ortada dolaştı.Idén att ha med John Waters som gäst hade funnits ett tag.
Fakat prezervatif kullanmak riski tamamen ortadan kaldırmamaktadır.Användning av kondom eliminerar dock inte risken helt och hållet.
Antibiyotik tedavisi genellikle semptomların 16 saat daha erken ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır.Behandling med antibiotika får normalt symptomen att försvinna 16 timmar snabbare än annars.
Belirtiler, yaşlıların üçte ikisinde ortadan kalkarken, %3 ila %10 arasında devam eder.Medan symtomen försvinner hos ca två tredjedelar hos äldre, kvarstår de hos mellan 3 och 10 %.
Sahne büyüktü, dört video ekranı, multimedya projektörleri ve ortada merdivenler vardı.Scenen var enorm och hade bland annat fyra videoskärmar, flera projektorer och en trappa i mitten.
9. Ortadaki evde oturan süt içer.I det mellersta huset dricker man mjölk.
Ortadan tamamen kaldırılacak muhtemelen ilk paraziter hastalık olacaktır.Det är troligt att det blir den första parasitinfektionen som kommer att utrotas.
Semptomlar genellikle yedi ila on gün içinde ortadan kaybolur.Symtomen försvinner vanligtvis inom sju till tio dagar.
Eğer sebebi viral bir ajansa, durum çoğunlukla bir hafta içinde ortadan kalkar.Om orsaken är ett virus, försvinner sjukdomen som regel inom en vecka.
Ancak çok geçmeden babası da hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur.Även fadern försvinner senare spårlöst.
Bu nedenle asıl amaç baş dönmesini ortadan kaldırmak haline dönmektedir.Det är dags att gå tillbaka till detta grundläggande budskap.
Ayrıca bu sistemde, ortadaki gezegen ile en dıştaki gezegen arasında bir asteroit kuşağı bulunmaktadır.Stjärnan har också ett asteroidbälte i regionen mellan mellanplaneten och den yttre planeten.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Hon försvinner sedan på ett mystiskt sätt.
Enfeksiyonlar genellikle tamamen ortadan kaybolur ve kalıcı bir karaciğer hastalığına yol açmaz.Infektionen löses vanligen helt och utan fortgående leversjukdom.
İhanetten sonra hem Makarov'u öldürmek, hem de Task Force 141'i ortadan kaldırmayı amaçlar.För att motarbeta Makarov har Task Force 141 bildats.
Bu yüzden gelininin ve torununun ortadan kalkması gerekiyordu.Dotter och barnbarn behövde blott säljas en gång.
1806 yılında Kutsal Roma İmparatorluğu ortadan kalkmasaydı, Kutsal Roma İmparatoru olabilirdi.1806 hade det heliga tysk-romerska riket upphört att existera.
Honoria ortadan kaybolur.Felicia försvann.
Harap durumda olan hasahırlar kolayca ortadan kaldırılıp hafriyat yapılabildi.De som föreställde grekiska gudar togs troligtvis bort avsiktligt och kan ha förstörts.
Ortada "Women's" yazısına yer verilmiştir.En granskning av projektet "Plats för arbete".
Hemen takip eder ki Oğul henüz ortada yok iken, Baba hala Tanrı'ydı.Det har funnits en tid när Guds Son ännu inte skapats.
Biyometrik pasaportlar ile birlikte pasaport süresi uzatma durumu da ortadan kalkmıştır.En viktig stötesten var införandet av biometriska pass.
Ortada bir güç oyunu vardı.Det fanns ett mycket stort säkerhetspådrag kring spelen.
Ortadaki şeref yeri aşağı yukarı tanrılara ya da kahramanlara ayrılmış oluyordu.Å andra sidan fanns även exempel på, att egentliga gudar sjunkit i rang till halvgudar eller heroer.
Kız otele geri döndüğünde annesinin ortadan kaybolmuş olduğunu görür.Tillbaka på hotellet får hon veta att hon redan har checkat ut.
Lennie, onun ölümüyle ortada kalmıştır.Detta för att Lennie ska vara ovetande om sin egen död.
Ancak şişliğin ortadan kalkması birkaç hafta alabilir.Det kan dock ta några veckor innan svullnaden går ner.
Hadrianus hemen Lejonların desteğini sağladı — olası muhalifi Lusius Quietus, anında ortadan kaldırıldı.En potentiell motståndare, Lusius Quietus, blev omedelbart avsatt.
Marksist teoriye göre komünist topluma geçişle birlikte hukukta devlet gibi kendiliğinden ortadan kalkacaktır.Enligt den marxistiska teorin mister staten sin funktion först när samhällsklasserna är upplösta.
Kısa bir süre sonra bayan Holton esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolur.Kort därpå dör Josie under mystiska omständigheter.
Açılan karenin ortadan üçte birine mercimekli harcı koyulur.Man vann omedelbart tillbaka en tredjedel av de flydda lyssnarna.
Ancak uzun yıllar sonra dilin etkisi ortadan kalkmış durumdadır.Efter att ha haft en stor anslutning under några år övergavs språket snabbt.
Fakat sonraları iki hükümet arasındaki hoşnutsuzluk ortadan kalkmıştır.Snart hördes dock missnöje från två motsatta håll.
Bu durumu, İtalya’ya yapacağı bir seyahatle ortadan kaldırma yolunu seçmiştir.Hon avbröt dock den verksamheten genom att fly till Italien.
ECT, çoğunlukla haftada iki-üç kez, hastalık belirtileri ortadan kalkıncaya dek hasta bireye uygulanır.Behandlingen ges två till tre gånger per vecka till dess att önskad effekt uppnåtts.
Ortada bir cehennem tasviri vardır.Där finns ett utsiktstorn.
Ortada hiçbir şey yoktu.Det finns ingenting där.
Geleneksel geyşalık günümüzde Tokyo'da tamamen ortadan kalkmış olup, Kyoto'da ise giderek azalmaktadır.Detta är mycket vanligt på den europeiska kontinenten men har blivit alltmer ovanligt i Sverige.
Karınları yataydır ve ortada bel verir.Odjuret säger god natt och försvinner.
Ne var ki daha sonra Paralı Askerler Savaşı sırasında bu sınırlama geçici olarak ortadan kalkmıştır.Detta gick fint fram till dess brist på råvaror under kriget stoppade succén.
Politik karşıtın ortadan kaldırılması eğilimi.Krispolitikens avveckling.
Ortada ise birçok şüpheli vardır.Det blir många antaganden.
Cadılar ortadan kaybolurlar.Odjuret försvinner.
Sözlü dil, kavramsal yazı dilinin ortaya çıkmasıyla ortadan kaybolmuştur.Lag skrivna med kursiv text finns inte längre.
Ancak bilinmeyen bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve ne olduğu bilinmemektedir.Hon skall dock ha deporterats vidare, men vart är inte känt.
Babası küçüklüğünden beri ortada yoktur.Vem pappan är vet han aldrig under sin barndom.
1237 yılında Moğol hükümdarı Batuhan tarafından ortadan kaldırdılar.År 1227 besegrades riket slutgiltigt av mongolerna.
Başlangıçta, Sovyet otoriteleri cehaletin ortadan kaldırılmasına büyük önem vermekteydiler.Till en början krävde Sovjetunionen att samtliga skulle utlämnas.
Modern savaşta kruvazörün eski işlevi ortadan kalkmış, yerlerini muhriplere terketmiştir.I modern krigföring har kryssaren nästan helt försvunnit och dess uppgifter har tagits över av jagare.
Böylelikle sorun ortadan kaldırılabilir.Då kan problemet definieras om.
Dündartepe sakinlerini ölülerini yerleşme dışında bir yere gömdükleri ortadadır.Speciellt i Medelhavsområdet förekom andra sätt att begrava sina döda på än de som nämns ovan.
Ortadan ikiye ayırdık.Vi bröt den itu.
Antibiyotik tedavisi genellikle semptomların 16 saat daha erken ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır.При лікуванні антибіотиками, зазвичай, ознаки зникають на 16 годин швидше.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Хочеш вірити в це?
Ortada ise birçok şüpheli vardır.Так що кандидатів у підозрювані дуже багато.
Üst ve alttaki şeritler gök mavi, ortadaki şerit ise beyaz renktedir.Верхня і нижня смуги синього кольору, середня - білого кольору.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Потім вона зникає таємничим чином.
1939'da, aniden ortadan kaybolduğunu açıklamak için Kızıl Ordu'ya askere çağrıldı.В 1939 році його фіктивно призвали до лав Червоної армії, аби пояснити його раптове зникнення з міста.
Cadılar ortadan kaybolurlar.Останніх відьмаки вбивають.
Bir gün ortadan kaybolur.Один день по зникненню.