Ana içeriğe geç
Sözlük

ortada ile cümle

ortada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kutuyu açmak için daireye döndüklerinde Betty aniden ortadan kaybolur.Als hij terugkomt in de motelkamer blijkt Beth weg te zijn.
355 yılında Köln’deki “Gasıp Silvanus’un ortadan kaldırılması harekatına katıldı.In 355 nam hij deel aan de missie om de usurpator Silvanus in Keulen terzijde te schuiven.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Een mysteriekist ontsluierd.
Hayatının amacı ortadan kaybolmuş, o kadar emeği boşuna gitmiştir.Eeuwigheid zal dan verdwijnen en al haar werk is dan voor niets geweest.
Onun ortadan kaybolması çekimleri aksatır.Hier verdween zijn verlegenheid.
Ortadaki element insanı temsil eder.De middelste twee staan voor de mens.
Ayaklanma başarısız olmuştu ve Thälmann bir süre ortadan yok olmak zorunda kalmıştı.De opstand mislukte en Saldanha moest voor korte tijd in ballingschap gaan.
Ölümsüzler (Sonsuzlar) ortadan kayboldu.Ook werden er missen opgedragen voor de overleden leden.
Din-bilim ayrımı ortadan kaldırılmalıdır.Het wetenschappelijk onderwijs moest worden afgeslankt.
İsveç ile Norveç arasında bulunan şahsi krallık birliği ortadan kaldırıldı.Hij was een voorstander van de opheffing van de Personele Unie tussen Noorwegen en Zweden.
Takviye kuvvetlerin gecikeceği ortadadır.De troepen blijken vertraging te hebben opgelopen.
Ortadan motorlu iki kişilik bu otomobilde iki motor seçeneği bulunmaktadır.Het schip kan met deze twee elektromotoren twee speciale schroeven aandrijven.
Böylece Bizanslıların adaya gelmesi vesilesi ortadan kalkmış oldu.Geconcludeerd werd dat de groep onderweg tussen de eilanden moet zijn verdwenen.
Bu organize olan çocuk grupları Kutsal Toprakların yakınlarına bile varamadan ortadan kaybolmuşlardır.Hun expeditie werd uiteengeslagen zonder dat ze in de buurt waren gekomen van het Heilige Land.
Emek zamanı ve boş zaman arasındaki fark ortadan kaybolmuştur.Het verschil tussen de ware tijd en de middelbare tijd is de tijdsvereffening.
Aeneas'ın ortadan kaybolmasından şoke olmuşlardır.Ze raakt echter vertwijfeld door Aeneas' afstandelijke houding.
Semptomlar genellikle yedi ila on gün içinde ortadan kaybolur.Meestal verdwijnen de symptomen na zeven tot tien dagen.
Büyülü mersin ağacı ve etrafında bulunan büyülü koru birden ortadan kaybolurlar.De zwaargewonde en in het nauw gedreven tovenaar verdwijnt ineens spoorloos.
Fakat bu kişi için bahse girdiysek ortada bir durum söz konusudur.Wordt het bewijs geleverd, dan spreekt men van een stelling.
Bir gün ortadan kaybolur.Op een dag gaat het mis.
Özellikle ortadaki adam (MitM) saldırılarına karşı duyarlı değildir.Hij speelt vooral als (aanvallende) middenvelder.
Bu nedenle asıl amaç baş dönmesini ortadan kaldırmak haline dönmektedir.Dit wil dus zeggen dat het draaipunt zich verplaatst weg van het zwaartepunt.
Böylece monotelitizm prensipleri üzerindeki anlaşmazlıkları ortadan kaldırdı.Daarom leidde hij ethische beginselen af uit de metafysische inzichten.
Aslında ortada kurt filan yoktu.Weerwolven bestaan immers niet.
Ortadakiler Köroğlu oyunu oynarlar.De deelnemers spelen een rollenspel.
İsa tam ortada oturmaktadır.Christus staat centraal.
Bu atalet çerçeve hayali güçleri ortadan biridir değildir.Telepathische krachten zijn haar niet vreemd.
Ancak bilinmeyen bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve ne olduğu bilinmemektedir.Ze wordt buiten gevonden en weet niets meer van wat er gebeurd is.
Kahya'nın ortadan kaldırılmasına karar verilir.Dai Shi wordt verbannen.
Böylece, Yahudiler ve Yahudi olmayanlar arasındaki fark ortadan kalkacaktı.Er wordt geen onderscheid gemaakt tussen joden en niet-joden.
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.Daarboven staan een vrouw en een man hand in hand.
1972'de bir referandum ile Roma Katolik Kilisesi'nin devlet üzerindeki etkisi ortadan kaldırıldı.In 1972 werd de bijzondere rol van de Rooms-Katholieke Kerk bij referendum afgeschaft.
Bu nedenle Yaşar'ın ortadan kalkmasını istemektedir.Derhalve willen de wezens hem ontleden.
Bu parti Begin ile koalisyon kurdu ve bir sonraki seçimlerde ortadan kalktı.Bij de daaropvolgende verkiezingen viel de coalitie uit elkaar en verdween hij als premier.
Ortada bir güç oyunu vardı.Er was een machtsevenwicht.
Bu yenilgi üzerine Horasan'daki Emevî hâkimiyeti hemen hemen tamamen ortadan kalktı.Het verrassingseffect van de aanval was vrijwel volledig.
Günün birinde ortadan kaybolan adam arkasında büyük bir gizem bırakmıştır.Hij verdween op een dag op mysterieuze wijze door toedoen van een vreemd voorwerp.
Theodosius, Victor'u ortadan kaldırtmak için Arbogastes'i Trier'e gönderdi.Theodosius stuurde Arbogastes naar Trier waar Victor nog zat, om die te vermoorden.
Faşizm, sınıflar arasındaki çelişkileri ortadan kaldırmayı öngörür.Dit corporatisme beoogde de tegenstellingen der verschillende klassen weg te nemen en te verzoenen.
Bugatti Chiron, Fransız otomobil üreticisi Bugatti tarafından üretilen, ortadan motorlu bir spor otomobildir.De Bugatti La Voiture Noire is een sportauto van het Franse automerk Bugatti.
Bunları söyler söylemez, ortadan kaybolur.Voordat ze hen kan zien, verdwijnen ze.
Bu kendiliğinden öz enerji problemini ortadan kaldırır.Dit gaat wel van zijn eigen levensenergie af.
Yangının, kundaklama olduğu ortadadır.Hij denkt dat er brand is en klopt aan.
Ortada eşsiz bir durum bulunmaktadır.Hierin is het uniek.
Bu devlet 1918'de Bolşevikler tarafından ortadan kaldırıldı.Het klooster werd door de bolsjewieken afgeschaft in 1918.
Damat ise ortada yoktur.De gastheer komt niet opdagen.
O dönemde bütün avanaklıklarımız da ortada duruyordu.Juist in die tijd waren de verveningen nog in volle gang.
Bu dönemde Partların etkisi tamamıyla ortadan kalkmış ve onların yerini Sasaniler almıştır.Dit pand zal te zijner tijd worden gesloopt en plaatsmaken voor woningen (appartementen).
Memlûk Türkleri tarafından ortadan kaldırıldı.Ze werd gered door de Turtles.
Ortada ise birden çok şüpheli vardır.Ama hepsi de kurbanın ailesindendir.Hij verdenkt iedereen in de familie, maar ze hebben allemaal een alibi.
Üst ve alttaki şeritler gök mavi, ortadaki şerit ise beyaz renktedir.De bovenste en onderste banen zijn blauw, de middelste is wit.
1795 yılında Polonya'nın üçüncü kez bölünmesiyle bağımsız Lehistan-Litvanya Birliği ortadan kalktı.In 1795 kwam er een eind aan de soevereine Poolse staat door de Derde Poolse Deling.
İstediği şeye tam olarak ulaşamayınca her şeyini toplayıp ortadan kaybolmuştur.Als hij niet komt opdagen, is hij teleurgesteld en hem en al de moeite die hij heeft gedaan.
Ya da o kötülükleri niçin ortadan kaldırmamaktadır?Waarom zou hij anders z'n dochters aanbieden?
Yangından sonra bu orta bölüm tekrar eski haline getirilmeyerek ortadan kaldırıldı.Na deze brand werd het nooit meer heropgebouwd.
Bundan kısa bir süre sonra ise Bezmen ortadan kaybolmuştur.Daarna verdween het snel in de vergetelheid.
Toprak alınması ve su kanalları inşası sonucunda günümüzde yerleşme tümüyle ortadan kalkmıştır.Door het graven van sloten en kanalen werd het bewoonbaar.
9. Ortadaki evde oturan süt içer.De bewoner van het middelste huis drinkt melk.
Politik karşıtın ortadan kaldırılması eğilimi.Verzet tegen politieke corruptie.
Ama gerçek ortadaydı, bavullarında iki buçuk kilo eroin vardı.In een valse bodem in zijn koffer werd 4,32 kilogram heroïne aangetroffen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod