Başlangıçta, Sovyet otoriteleri cehaletin ortadan kaldırılmasına büyük önem vermekteydiler.Сначала советская власть не уделяла внимания вопросам атеизации.
Bu durumu, İtalya’ya yapacağı bir seyahatle ortadan kaldırma yolunu seçmiştir.С одним из них он отправляется в долгое путешествие по Италии.
Bunu gören Helvetler ortadan tekrar hücuma geçtiler.Мы ждали этих шайтанов».
Ortadaki İmama aittir.Входит в Срединный хребет.
Bu devletin ortadan kalkmasıyla Hindistan Moğol akınlarına maruz kalacaktır.Из-за шторма разрушится пирс Санта-Моники.
Öldürmeler ortadan kaldırıldı ve Radicalz maçı kazanmaya devam etti.Их захват был соответственно обставлен, и радиоигра продолжалась.
Refleksler ortadan kalkar.Исчезают брюшные рефлексы.
Yalnız ortada küçük bir sorun vardır.Но была одна маленькая проблема.
Politik karşıtın ortadan kaldırılması eğilimi.Отказ от политических пристрастий.
Saat 23:00’e geldiğinde Rus filosu ortadan kaybolmuştur.Около 11.00 русский крейсер затонул.
Ortadaki tek sorun Tom'un gerçek olmamasıdır.Это единственный эпизод, в котором Том почти не принимает участия.
Bundan sonra Lancasterlilerin Yorklulara karşı ciddi olarak direnişe de ortadan kalktı.Но уже тогда наметились серьезные долги перед рестлерами.
Dedektif John Klute (Donald Sutherland)'un eski bir akadaşı ortadan kaybolur.Джон Клют (Дональд Сазерленд) расследует исчезновение своего знакомого.
Kız otele geri döndüğünde annesinin ortadan kaybolmuş olduğunu görür.Когда она приезжает, то понимает, что её мать пропала.
1795 yılında Polonya'nın üçüncü kez bölünmesiyle bağımsız Lehistan-Litvanya Birliği ortadan kalktı.Но в 1795 году в результате третьего раздела Польша прекратила своё существование.
Buna rağmen falanks sistemi tamamen ortadan kalkmaz.Сам по себе механизм chroot не полностью безопасен.
1328) tarafından öldürülmesinden sonra Beylik ortadan kalktı.После его смерти (1340) наступила смута.
Motoru ortada ve enine olarak yerleştirilmiştir.Двигатель был изготовлен и поставлен на стенд.
Avrupa’da Orta Çağ sonuna kadar bilinen tavukgöğsü sonra ortadan kalkmış.В Европе узнали дыню в Средние века.
Ancak bu küçümseme zamanla ortadan kaybolmuştur.Однако со временем обман раскрылся.
Bu dönemde Anadolu'da Hattileri ortadan kaldıran Hititler egemen olmuştur.В это время инопланетяне появляются в Сендае.
Bir sorun yok, Durumum ortada.Я отвечаю, всё в порядке.
Piyasamıza egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldırarak, Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz."Другие обещают России все, но во сне они видят себя в объятиях Турции».
Komünist yönetim 1944 yılında iktidara geldiğinde öncelikli olarak cehaleti ortadan kaldırmaya çalıştı.После прихода к власти коммунистов в 1947 г. новая власть предпочла игнорировать его.
Hayatının amacı ortadan kaybolmuş, o kadar emeği boşuna gitmiştir.Затем его известность стала падать, интерес к его работам был утрачен.
Çekoslovakya parçalanmış ve Avrupa'da savaş tehlikesi o gün için ortadan kaldırılmıştır.Затем дивизия начала движение к Чехословакии, но в это время война в Европе завершилась.
Boynunun ön tarafında ortada beyaz bir çizgi bulunur.На шее спереди виден белый воротник.
1958'de COSATAN'ın ortadan kaybolmasıyla birlikte her iki maden de 1960'ta terk edildi.В 1958 году компания COSATAN была закрыта, а в 1960 году прекратилась работа на обоих производствах.
Takviye kuvvetlerin gecikeceği ortadadır.Резервные отряды оформиться не успели.
En zor düzeyde ise tüm bu özellikler ve çapraz görüş ortadan kaybolur.На самом тяжёлом уровне сложности все эти особенности исчезают, а также пропадает перекрестье прицела.
Kubbe ortada dört payeye oturtulmuştur.Уезд делился на четыре стана...
Annesinin ölümünden sonra ortadan kaybolmuştur.Появляется после уничтожения Бабушки.
Kısa bir süre sonra, ortada oturan Vi kalkar ve sessizce sahneyi terk eder.В этот самый момент некто сидящий в тёмном углу встаёт и уходит из помещения.
Limmat nehri Altstadt'ı ortadan ikiye ayırır.Единственная крупная река, пересекающая экватор два раза.
Bu sebeple OAuth Core protokolü bu sorunu ortadan kaldırmak üzere görevlendiriliyor.На Броссе, естественно, падала обязанность заполнить этот пробел.
Ortadan kaybolan Hurley, Black Rock enkazını havaya uçurur.Остальные Рейнджеры наверху уничтожают Чёрного Ланса.
Zapatista hareketi tamamen ortadan kaldırılmadı.Византийская армия не была полностью уничтожена.
Eşrefoğulları Beyliği onun ölümünden sonra ortadan kalktı.Популярность Веры Холодной не угасла после её смерти.
Belirtiler, yaşlıların üçte ikisinde ortadan kalkarken, %3 ila %10 arasında devam eder.Симптомы разрешаются приблизительно у двух третей пациентов пожилого возраста, сохраняясь у 3–10 %.
Gene de, bu etkinin tümüyle ortadan kalktığına inanmamak gerek."Но это ещё не значит, что самого явления не существует».
Ortada bulunan lacivert renkli şerit üstünde ve altında bulunan kırmızı şeritlerden iki kat daha büyüktür.Он состоит из двух равномерных полос, нижняя из которых выкрашена в красный, а верхняя в белый.
Böylece İngiltere Krallık mirası ortada kalmış bulunuyordu.Это, казалось, решило вопрос наследования Англии.
Böylece Karakoyunlu Devleti eski düşmanları Akkoyunlular tarafından ortadan kaldırılmış oldu.Враги народа были обнаружены и среди якобинцев.
İnce Beyler sülalesini düşmanları ortadan kaldırmıştır.Король-Чародей выехал навстречу своим врагам.
Ortada eşsiz bir durum bulunmaktadır.Эта ситуация является уникальной.
Eğer siyah işçi sınıfıyla beyaz işçi sınıfı birleşmeyi başarabilirse bu problem ortadan kalkabilir.فإذا نجح توحيد طبقة العمال البيض مع طبقة العمال الزنجيين ربما يمكن النهوض من هذه المشكلة.
Ancak bu krallığın ömrü uzun olmadı ve 60 yıl sonra ortadan kalktı.لكن على الرغم من ذلك، لم تستمر هذه الامبراطورية كثيرًا، وانهارت بعد 60 عامًا من تأسسيها.
Eğer sebebi viral bir ajansa, durum çoğunlukla bir hafta içinde ortadan kalkar.أما إذا كان المسبب عامل فيروسي، فتبدأ الحالة عادةً خلال أسبوع.
Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız.وبذلك تستأصلون الشر من بينكم.
Cadılar ortadan kaybolurlar.غابت وقائع ساحرة ...
Ortadan tamamen kaldırılacak muhtemelen ilk paraziter hastalık olacaktır.وسيكون على الأرجح أول مرض طفيلي يتم القضاء عليه.
Belirtiler, yaşlıların üçte ikisinde ortadan kalkarken, %3 ila %10 arasında devam eder.تختفي الأعراض لدى حوالي ثلثي كبار السن، لكنها تستمر لدى 3 و10٪ منهم.
Ortada herhangi bir savaş ilanı yoktu.لم يكن هناك إعلان للحرب.
Kadınlar ile erkekler arasındaki hukuksal eşitsizlik ortadan kaldırıldı.عارض المعايير الأخلاقية الجنسية غير المتكافئة بين الرجال والنساء.
Kolesistektomi (safra kesesinin alınması) %99 olasılıkla safra taşının tekrar oluşumunu ortadan kaldırır.استئصال المرارة (إزالة المرارة) لديه فرصة 99٪ للقضاء على تكرار التحص الصفراوي.
Ceketleri ortadan bir düğme ile bağlıydı, altında kırmızı bir iç çamaşırı mevcut idi.كانت جاكيتاتهم مربوط بعروة من الوسط وكانت توجد أسفلها ملبسها داخلي أحمر.
Ölümsüzler (Sonsuzlar) ortadan kayboldu.إبراهيم: توفي من دون ذرية.
Sonra hem eşinin bedeni hem de dedektif ortadan kaybolur.أخيراً تكتشف جثة الرجل ويكتشف القاتل.
Haksızlığa uğramayanlar da, uğrayanlar kadar öfke duydukları zaman, haksızlığın ortadan kalkacağını söyledi.إذا جنحوا للسلم وانتهوا عن القتال فلا عداون إلا على الظالمين.
Banu Alkan 1989 yılında çektiği son filminden sonra uzun bir süre ortada görünmedi.وبعد ظهور بانو في آخر فيلم لها في عام 1989 ، ظلت فترة طويلة كبيرة لا تظهر على الشاشات.