Mançular Kaşgar'ı ele geçirdiklerinde hocaların hakimiyetini tamamen ortadan kaldırmıştır.Auf Anordnung Jarosław Kaczyńskis wurde jedem die Mitgliedsrechte entzogen.
Bununla birlikte kapitalizmin ortadan kaldırılması dolaylı olarak kolonilerin yıkılmasına da hizmet etmeliydi.Die Zerschlagung des Kapitalismus müsse mit der Zerschlagung des Staates zugleich erfolgen.
Ortada bulunan lacivert renkli şerit üstünde ve altında bulunan kırmızı şeritlerden iki kat daha büyüktür.Die Kelchblätter (Sepalen) sind gelegentlich zweifarbig: oben grün, unterhalb der Mitte bräunlich.
Parti 2010'da ortadan kalktı.Deshalb ruhte die Liga 2010.
Alice ise gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Sein Großvater ist auf mysteriöse Weise verschwunden.
Max'in son olarak hiç beklemediği bu iki kötü adamı ortadan kaldırması gereklidir.Doch zunächst müssen erst noch die beiden Kinder, die Max hinterlassen hat, von dem Unglück erfahren.
Ortada bulanan tek kişi benim.Je suis le seul à me trouver au centre.
Ben, ortadakiyim.C'est moi qui me trouve au centre.
Çünkü önceki gökle yeryüzü ortadan kalkmıştı.Le premier ciel est une voûte à laquelle la terre est fixée par ses extrémités.
Cadılar ortadan kaybolurlar.Les sorcières disparurent.
2 Temmuz'da, ikisi arasında Extreme Rules için kemerin ortada olduğu 30 dakikalık Iron Man maçı ayarlandı.Le 2 juillet, un Iron Man de 30 minutes entre les deux est prévu pour Extreme Rules.
Ölüm hem ortadan kaldırmadır, hem yeniden doğuşu sağlayan koşuldur.Celle-ci est suivie de sa mort, puis de sa résurrection.
Genelde taraflar arasındaki finansal riskleri ortadan kaldırmak için tasarlanmıştır.En général, ils sont conçus pour transférer les risques financiers entre les participants.
Sahnenin nasıl olması gerektiğine yönelik ortada birkaç farklı fikir vardı.Il y avait un tas de différentes idées sur la façon dont la scène pouvait être jouée.
1934'te Fard gizemli bir şekilde ortadan kayboldu.En 1938, la statue disparaît mystérieusement.
Bilinmeyen bir sebepten dolayı 7 Temmuz X777 ylılında ortadan kaybolurlar.Elle a disparu le 7 juillet X777.
Bunlar, toplumsal devrimin ilk işinin otoritenin ortadan kaldırılması olmasını istiyorlar.Ils réclament que le premier acte de la révolution sociale soit l'abolition de l'autorité.
1958'de COSATAN'ın ortadan kaybolmasıyla birlikte her iki maden de 1960'ta terk edildi.La Cosatan disparaît en 1958 et les deux sites sont abandonnés en 1960.
Ortada herhangi bir savaş ilanı yoktu.Il n’y a eu de notre part aucune déclaration de guerre.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Elle a disparu mystérieusement.
Sonraki iki haftada Flair, kemerin ortada olmadığı teke tek maçlarda Morgan ve Logan'ı yendi.Au cours des deux prochaines semaines, Flair a battu Morgan et Logan dans un match sans titre.
Evler olduğu gibi duruyor fakat yerleşimciler ortadan kaybolmuştu.Les maisons étaient intactes, mais les colons avaient disparu.
Oligarşiler ayrıca toplumun dörde ayrılan yapısını ortadan kaldırmak için çaba göstermiştir.Le nouveau gouvernement s'est également efforcé de supprimer les quatre divisions de la société.
Yine de hukukun gücü adaleti ortadan kaldırmaya yetmez.Le pardon ne remplace pas la justice.
Fakat Carol, sonrasında ortadan kaybolur.HEEP, puis disparaît.
Ancak Mukan Kağan bu kez Cücenler'i kesin olarak ortadan kaldırmaya kararlıydı.Il est déterminé cette fois à éliminer les Thunderbirds une bonne fois pour toutes.
Alice ise gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Élisabeth disparaît, mystérieusement.
Turning Point’te MME, Team 3D’yi kemerin ortada olduğu maçta yendi.À TNA Turning Point, ils battent la Team 3D qui mettaient leurs carrière en jeu.
Fakat İrini'nin Midilli adasında 8 Ağustosta ölümü isyanın herhangi bir meşruluk iddiasını ortadan kaldırdı.Toutefois, la mort de celle-ci à Lesbos le 8 août prive les rebelles de toute revendication en ce sens.
Ya da o kötülükleri niçin ortadan kaldırmamaktadır?Et pourquoi s’acharne-t-elle à détruire leur vie ?
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.Désormais il y a deux femmes et un homme à cette fonction.
Tüm Dinozor türleri ortadan kalkmıştır.Les dinosaures n'ont pas disparu.
Alexandre burada yıllar önce gizemli bir şekilde ortadan kaybolan eski bir politikacıyı araştırmaya başlar.Alexandre croit reconnaître parmi eux une personnalité politique disparue mystérieusement dix années plus tôt.
Çünkü ortada David'in onu görmesi için hiçbir neden yoktur.Michael a tout de même le temps de l'apercevoir.
Ortada ise birçok şüpheli vardır.Les suspects sont nombreux...
Onlar Lincoln Burrows'un ortadan kaldırılması konusunda anlaşırlar.Il fait tout son possible pour que Lincoln Burrows soit exécuté le plus rapidement possible.
«Ayrılıkları ortadan kaldırmalıyız.Vous devez séparer les deux ».
Üretilen prototip de ortadan kaldırıldı.Le prototype fut détruit.
9. Ortadaki evde oturan süt içer.On boit du lait dans la maison du milieu.
Ortadaki büyük gemi yelkenlerini toplamaya başlamıştır.Celle-ci commence à accueillir certains bateaux de croisière de taille moyenne.
Gelli aynı yıl ortadan kayboldu.La LAO semble avoir disparu la même année.
Din-bilim ayrımı ortadan kaldırılmalıdır.Il faut séparer la croyance de la science.
Yalnız ortada küçük bir sorun vardır.Il y a juste un petit problème...
John Waters'ın konuk oyuncu olarak dizide yer alması fikri, kısa bir süre ortada dolaştı.L'idée d'inviter le réalisateur John Waters au doublage est envisagée depuis un moment.
Aniden ortadan kaybolmuştur.Tout à coup, il disparut.
Bu yüzden gelininin ve torununun ortadan kalkması gerekiyordu.Son fils et sa belle-fille sont portés disparus.
Abruzzi bu durumu bozmak için dışarıdaki arkadaşına T-Bag'in kuzenini ortadan kaldırmasını söyler.Abruzzi prend l'affaire en main en éliminant le cousin et en mettant au point l'élimination de T-Bag.
Ortada daha iyisini hak etmesine rağmen beklediği ilgiyi göremeyen bir adam vardır.Si vous disposez d’un bon coup, regardez toujours s’il n’y en a pas un qui lui soit préférable.
Kısa bir süre sonra bayan Holton esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolur.Une semaine plus tard, Katie disparaît mystérieusement.
Sosyalist lider Pieter Jelles Troelstra, mevcut hükümeti ve monarşiyi ortadan kaldırmak istiyordu.Le leader socialiste Pieter Jelles Troelstra (nl) tente de renverser le gouvernement et la reine.
Birkaç ay sonra ortadan kayboldular.Elle disparut ensuite en quelques mois.
Endonezya Komünist Partisi (PKI), siyasi bir güç olarak ortadan kaldırıldı.En revanche, le Parti communiste indonésien (PKI) étend son influence politique dans le pays.
Endüstriyel yönetimin rolü şans ve kazaları ortadan kaldırarak sağlam bir sistem geliştirmektir.Le rôle de gestion industrielle est d'améliorer le système en éliminant les accidents.
Ortada yepyeni bir Sentenced vardı.Immédiatement un nouveau Judenrat fut organisé.
O zaman hayaletler ortadan kaybolurlar.Les démons doivent avoir disparu.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?C'est difficile à croire?
Böyle tehdit edilirse ortadan kaybolacağına inanılır.Ils sont menacés ainsi de disparition.
Nihayet bir gün Blanche'ın çok sevdiği muhabbet kuşu birden ortadan kaybolur.Quelque temps après, la grand-mère tant aimée de Serge disparaît.
Kubbe ortada dört payeye oturtulmuştur.Il faisait payer 4 sous par séance.
Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız.Tu feras disparaître le mal du milieu de toi.