Akşamları orta derecede egzersiz uyumaya yardım eder.Moderate exercise in the evening helps induce sleep.
Bazı beklenmedik zorluklar ortaya çıktı.Some unexpected difficulties have arisen.
Bebeğimi ocak ayının ortalarında bekliyorum.I'm expecting my baby in the middle of January.
Onun güzel bir gün olduğu ortaya çıktı.It turned out to be a lovely day.
O sadece normal bir ortaokul öğrencisidir, özellikle akıllı değildir.He's just a normal junior high school student, not particularly intelligent.
Unut gitsin. Sonuçta o bizim ortak arkadaşımız.Forget it. He is our mutual friend, after all.
Aslan kafesin ortasında yatıyordu.The lion lay in the middle of the cage.
Erken Ortaçağ cam üretimi Roma cam teknolojisinin bir devamı mıdır?Is early medieval glass production a continuation of Roman glass technology?
Elbette, ortak insanlığımızı tanıma sadece bizim görevin başlangıcıdır.Of course, recognizing our common humanity is only the beginning of our task.
Bizim sorunlarımız ortaklık ile ele alınmalıdır; ilerleme paylaşılmalıdır.Our problems must be dealt with through partnership; progress must be shared.
Rüşvet güç örgütleri ile birlikte ortaya çıkan bir şeydir.Bribes are something that arises in conjunction with power organizations.
Onlar iyi bir ortamda yaşıyorlar.They live in a good environment.
Üç yıllık yokluğun ardından aniden ortaya çıktı.He suddenly appeared after a three-year absence.
Ortaçağ İspanyası hakkında bir kitap arıyorum.I'm looking for a book about medieval Spain.
Gün ortası. İnsanlar öğle yemeği yiyorlar.It is midday. The men are eating lunch.
İngilizce ve Almanca ortak bir soyu paylaşırlar.English and German share a common ancestor.
Yıldızlar gece ortaya çıkarlar.The stars come out at night.
Apaçık ortadadır ki, insan davranışları çevre için radyasyondan daha tehlikelidir.It's evident that human behaviour is more dangerous for the environment than radiation.
Onun, onun babası olduğu ortaya çıktı.He turned out to be her father.
Onun, unun babası olduğu ortaya çıktı.It turned out that he was her father.
Benim notlarım ortalamanın üzerindedir.My grades are above average.
Hatalı olduğun ortada.It's obvious that you're wrong.
Onlar, ikiz olmalarına rağmen, çok sayıda ortak ilgileri yok.Though they're twins, they don't have many interests in common.
Kız arkadaşımın normal olduğunu düşündüm ama onun bir şeytan olduğu ortaya çıktı.I thought that my girlfriend was normal, but she turned out to be a succubus!
İş ortakları olarak on yıl sonra, yollarını ayırmaya karar verdiler.After ten years as business partners, they decided to part ways.
Şu anda sırtımın ortası kaşınıyor ve ben oraya ulaşamıyorum. Arrgghh!I have an itch right in the middle of my back and I can't reach it. Arrgghh!
Ondan vazgeçtim. İrlandalı rahip ve Kongolu cadı doktorun ortak neyi var?I give up. What do an Irish priest and Congolese witch doctor have in common?
Birkaç yıl önce, bu kitap bir dolandırıcılık olarak ortaya çıkmıştır.A couple of years ago, this book was exposed as a fraud.
Onun bir suç ortağı olduğu düşünülüyordu.He was considered to be an accomplice.
Onun bir suç ortağı olduğunu düşündüler.They thought that he was an accomplice.
Orta ve ileri dil kursları öğretilen dilde verilir.Intermediate and advanced language courses are given in the language being learned.
Orta çağ Rönesansa yol açtı.The Medieval Era gave way to the Renaissance.
Duman ortaya çıktı.Smoke appeared.
Geçmişin sırlarını arkeoloji ortaya çıkarıyor.Archeology reveals the secrets of the past.
Bu, iş yerinde ortalama bir gündür.It's an average day at work.
Onlar orta düzeyde öğrenciler.They're average students.
Onlar ortalama boydalar.They are of average height.
James Cameron film yapmak için yeni bir yol ortaya çıkardı.James Cameron created a new way to make movies.
Bu iyi bir öğrenme ortamıdır.This is a good learning environment.
Boşanmak için ortak bir karar aldılar.They made a joint decision to divorce.
Proje, üç farklı sınıftan öğrencinin ortak çalışmasıydı.The project was a joint effort by students from three different classes.
Proje üç farklı sınıftan gelen öğrencilerin ortak bir çabasıydı.The project was a joint effort by students from three different classes.
Bir ortaklık kurmayı kararlaştırdılar.They agreed to form a joint partnership.
Telefon çaldığında ben akşam yemeğimin ortasındaydım.I was in the middle of my dinner when the phone rang.
Tom odanın ortasında durdu.Tom stood in the middle of the room.
Yolun ortasında beyaz bir çizgi var.There is a white line in the middle of the road.
Tom benim iş ortağım.Tom is my business partner.
Polis memurunun ortağı vuruldu.The police officer's partner was shot.
Kırsal ortamlar benim için çok sessiz.Rural environments are too quiet for me.
Tom özel ortamlarda sadece takım elbise giyer.Tom only wears a suit on special occasions.
Hedefin ortasından vurdun.You hit the center of the target.
Birçok ülke nükleer silahları ortadan kaldırmak için bir antlaşma imzaladı.Many countries have signed a treaty to eliminate nuclear weapons.
Bölgenizdeki ortalama bir evin değeri nedir?What is the value of an average home in your area?
Hiç kimse olanların sorumluluğu üstlenmek için ortaya çıkmadı.No one has come forward to claim responsibility for what happened.
Ortalama ayıdan daha akıllıyım.I'm smarter than the average bear.
En uzun parmak orta parmaktır.The middle finger is the longest.
Düşünün ki bir savaş var ve hiç kimse ortaya çıkmıyor.Imagine there's a war and no one shows up.
Aydınlanma, insanın kendi kendine maruz kaldığı olgunlaşmamışlıktan ortaya çıkmasıdır.Enlightenment is man's emergence from his self-incurred immaturity.
O gecenin ortasında ona sinsice yaklaştı.He snuck up on him in the middle of the night.
O, dün akşamki partide ortaya çıkmadı.He didn't show up at the party yesterday evening.