Benim evim şehrin ortasında.My house is in the middle of the town.
Sonunda gerçeği ortaya çıkardım.Finally I uncovered the truth.
Kedimle oynamanın ortasındayım.I'm in the middle of playing with my cat.
Neyin ortaya çıkacağına bakalım.Let's see what comes up.
Konunun etkileyici olduğu ortaya çıktı.The subject turned out to be fascinating.
Biri ondan daha iyi bir ünvanla ortaya çıkabilmeliydi.Someone should've been able to come up with a better title than that.
Gün gibi ortada.The thing speaks for itself.
Apaçık ortada.The thing speaks for itself.
Ortalama olarak, kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.On average, women live longer than men.
O siyasi fikirler Hindistan'da ortaya çıktı.Those political ideas arose in India.
Burası bir orta doğu ülkesi.This is a middle eastern country.
Ağır yük, kalasın ortasının bükülmesine neden oluyor.A heavy load is causing the plank to sag in the middle.
Bu gazete 5,5 milyonluk günlük ortalama okuyucu kitlesiyle böbürlenir.This newspaper boasts an average daily readership of 5.5 million.
Hangi yeni gerçekleri ortaya çıkarmayı başardın?What new facts did you manage to ferret out?
Biz şu anda bir iç savaşın ortasındayız.We're currently in the middle of a civil war.
İnanıyorum ki orta beden sana daha iyi uyacak.I believe the medium size will fit you better.
Garip bir biçimde, o aniden ortadan kayboldu.Strangely, she has suddenly vanished.
Siz ikinizin çok ortak özelliği var.You two have a lot in common.
Bu ortalama.That's the average.
Çoğu insan onların ortalamanın üstünde olduklarına inanıyor.Most people believe that they're above average.
Filmin bir başyapıt olduğunun ortaya çıkmasına şaşırdım.To my surprise, the film turned out to be a masterpiece.
O, "sarılmak bedava" diyen bir tablo ile kendini caddenin ortasına koydu.He placed himself in the middle of the street with a sign that said, "Free hugs."
Kanıt gün gibi ortada.The evidence speaks for itself.
Biz ortak bir arkadaş aracılığıyla Boston'da buluştuk.We met in Boston through a mutual friend.
Biz ortak bir arkadaş aracılığıyla Boston'da tanıştık.We met through a mutual friend in Boston.
Orta sınıf mücadele ediyor.The middle class is struggling.
Tom ve Mary'nin neredeyse ortak hiçbir şeyi yok.Tom and Mary have almost nothing in common.
Tom ve Mary'nin birkaç ortak arkadaşı var.Tom and Mary have several mutual friends.
Doğum günü partimin ortasındayım.I'm in the middle of my birthday party.
Garip bir maceranın ortasındayım.I'm in the middle of a strange adventure.
Onlar sadece istedikleri zaman ortaya çıkarlar.They just show up whenever they want to.
Ortak hiçbir şeyimiz yoktu.We never had anything in common.
Ona orta parmağını gösterdi.She gave him the middle finger.
Mary filmin ortasında uykuya daldı.Mary fell asleep halfway through the movie.
Avrupa'da birçok Orta çağ kaleleri vardır.There are many medieval castles in Europe.
Mary bir orta çağ müzik festivaline gitti.Mary went to a medieval music festival.
Tom ve Mary bir orta çağ buluşmasına gittiler.Tom and Mary went to a medieval gathering.
Bizim gerçekten ortak bir şeyimiz yok.We don't really have anything in common.
Masanın ortasında bir gül vazosu bulunuyor.In the middle of the table stood a vase of roses.
Bu iki seçenek arasında orta yol yoktur.There is no middle ground between these two options.
Ülkede sıtmayı ortadan kaldırmak için toplu bir çaba gereklidir.A concerted effort is required to eradicate malaria in the country.
Manuel ateşli silahın 14. yüzyılda ortaya çıktığı düşünülmektedir.It is thought that manual firearms appeared in the 14th century.
Bizim ortak çok şeyimiz var.We have many things in common.
Bizim gerçekten çok ortak yönümüz var.We really have a lot in common.
Onu ortaya attığın için gerçek bir ırkçısın.You're the real racist for bringing it up.
O, onu ortaya attığın için gerçek bir ırkçı.She's the real racist for bringing it up.
Burada bir dükkan için ortalama kira nedir?What’s the average rental for a shop here?
O en küçük ortak paydaya itiraz etmeye çalışıyor.He's trying to appeal to the least common denominator.
Endişelerimin haklı olduğu ortaya çıktı.My apprehensions turned out to be justified.
Bu, yıllar boyunca yaptığımız tüm ilerlemeleri ortadan kaldırmakla tehdit ediyor.This threatens to obliterate all the progress we have made over the years.
Tom, Mary'nin iş ortağıdır.Tom is Mary's business partner.
Tom ve Mary'nin gerçekten pek ortak noktası yoktur.Tom and Mary don't really have much in common.
Tom aniden ortaya çıktı, sanki yerden çıkmış gibi.Tom appeared suddenly, as if he just grew out of the ground.
Yakında bir çözümle ortaya çıkacağımızı umuyoruz.We hope to come up with a solution soon.
O ortaokula gidiyor.She goes to junior high.
Çatal bıçak takımı ortadan kayboldu.The cutlery has disappeared.
Tom Mary'nin iş ortağı oldu.Tom became Mary's business partner.
Tom sonunda büyükannesini aramak için zaman ayırdı. Onun öldüğü ortaya çıktı.Tom finally got around to calling his grandmother. It turned out she was dead.
Umarım Tom bugün ortaya çıkar.I hope Tom shows up today.
Faşizm her ne pahasına olursa olsun ortadan kaldırılacak toplumsal bir patolojidir.Fascism is a social pathology to be eradicated at all costs.