Ormanlaşma artmıştır.Ve bölgenin en güzel ve en cana yakın ve güvenilir insanıyla bilinir.Aceasta își urește sora, și se consideră cea mai frumoasă și mai specială dintre cele două.
Yağmur ormanları dünya'nın en büyük biyolojik hazineleri biridir.Pădurile tropicale sunt unele dintre cele mai mari comori biologice ale lumii.
Kente bağlı ormanlık alanın yüzölçümü ise 107.7 ha'dır (toplam arazinin %4,7'si).Suprafața fondului silvic este de 107,7 ha sau 4,7% din suprafața totală.
Dağlar meşe ormanlarıyla kaplıdır.A hegyeket örökzöld erdő borítja.
Karlı Kayın Ormanı 06.Mérsékelt övi tűlevelű erdő 06.
Ormanlarda pek rastlanmaz.Erdőkben nem jellemző.
1950'lerde, orman mühendisi Norman Franz su jeti kesici erken bir formu ile kereste kesmek için denedi.Az 1950-es években Norman Franz erdőmérnök kísérletezett egy korai változattal, favágás céljából.
Kate meyve toplamak için ormana gider.Kate a gyümölcsszedés után visszaindul a táborba.
Ormanlık alan oranı %11,5'dir.A társasági adó 11,5%.
Locke su bulmak amacıyla ormana dalar.Locke elindul a dzsungelbe, hogy forrást találjon.
Mağarada ve ormanda yaşar.Barlangokban és az erdőben lakott.
Ka-32A1 : Orman yangını söndürme helikopteri.Ka–32A1 – Tűzoltó helikopter.
Ertesi gün Desmond, Charlie, Jin ve Hurley ormana doğru yola koyulurlar.Másnap reggel Desmond, Charlie, Jin és Hurley kimerészkednek a dzsungelbe.
Orman fidanlığına gittim.Erdőtarcsán telepedett le.
Ormanlar, ilin topraklarının % 31'ini kaplamaktadır.Ma is erdő borítja területének 31%-át.
Ülkenin toplam alanının yarıya yakını ormanlıktır.Az állam területének megközelítőleg fele erdős terület.
1992 yılında adadaki ormanlık arazi miktarı %20'den azdı.2004-re az antarktiszi ózonlyuk 20%-kal kisebb lett.
Orman için ne diyorlar, diye araştırdım.Majd megkért, hogyha tudok menjek el az erdőbe.
Ormanda Desmond ve Charlie bu orman macerasının sebebini tartışırlar.A dzsungelben Desmond és Charlie megvitatják, hogy miért kellett eljönniük a túrára.
Orman yoktur.Erdő nem volt.
Arçura adı verilen başka bir türü ise ormanlarda gezer.A más néven vad csapat az erdő sötétjében él.
Okulun bahçesi ve ormanı örnek teşkil edecek düzeydedir.A projekt központjában az Erdei iskola helyszíne, környezete áll.
Olur ilçesinin en yeşil ve ormanlık köylerinden birisidir.A négy falu közül Meldert a legzöldebb és a legvidékiesebb jellegű.
Çiftliklerinden kaçmış köle çeteleri ormanlarda kaçak bir şekilde yaşarlardı.A félelmetes büntetések ellenére a rabszolgák az úttalan erdőkbe szöktek.
Çevredeki ormanda en yaygın ağaç türü ise Meşe ağacıdır.Az erdőben a legjellemzőbb fa a fűz.
Çoğunlukla dökülen ormanlık bölgelerde özellikle suya yakın yerlerde bulunurlar.Elsősorban erdőkben élő faj, többnyire víz közelében fordul elő.
Ağaç ve ormanları korurlar.Meg akarják védeni a falut és az erdőt is.
Güney ormanları bölgesindeki topraklar kireç bakımından kifayetsizdir.Napos déli oldala jobbára erdőtlen.
Mielikki, Tapio'nun karısı, orman tanrıçası.Tapio felesége Mielikki az erdő kegyelmes asszonya és istennője.
Orman Fakültesi (2010).Nemzeti Tankönyvkiadó (2010).
Ormanlarda bulunurlar.Az erdőkben található meg.
Ama oyunu tanımlamak gerektiğinde, Caldavar Ormanı'nı asıl harita olarak seçebiliriz.Ha mégis ki szeretnénk próbálni, legjobb, ha finom ágú fát választunk, például juhart.
Sherwood Ormanında bulunan dev meşe ağacı Edwinstowe köyü yakınındadır.A Major tölgy („Az Őrnagy”) hatalmas fa Edwinstowe falu (Anglia) közelében, a sherwoodi erdőben.
Kuruluş yeri ormanlık bir alandır.Az erdő közös legelő.
En önemli orman zararlıları bunlardır.Ez az ország legnagyobb erdős masszívuma.
Ormanda geceyi geçirmek için bir mağara bulurlar ve orada uyurlar.A társaság végül egy barlangban talál menedéket, ahol lepihennek éjszakára.
Orman alanlarının büyük bir bölümü ise şehirleşme nedeniyle yok olmuştur.A régészeti terület egy része a város növekedése miatt mára eltűnt.
Orman bu şekilde temizlendi.A falu erdei tisztáson jött létre.
Ash Williams ve kız arkadaşı Linda, ormanda terk edilmiş bir kulübeye tatil yapmak üzere giderler."Ash" Williams és barátnője Linda a hegyekbe indul.
Almanlar ilerideki tepelik bir ormana siper kazmış saklanmaktadırlar.Ezt kihasználva a németek csapdát állítottak a környező magaslatokban elbújva.
Tropikal ormanlar.Trópusi erdők lakója.
Doğu kıyısının en kuzey noktası tropik yağmur ormanları ile kaplı Cape York Yarımadası'dır.Legészakibb pontja a trópusi esőerdőkkel borított York-félsziget.
Daha çok kapalı orman olarak adlandırılan ormanın iç kısımlarında bulunurlar.Az Erdőspuszták nevű erdős sztyeppvidék legmagasabb része.
Orman alanlarının % 36’sını koru, % 64’ünü baltalıklar oluşturmaktadır.Minden oldalról erdők védik, a város 36%-át erdők, parkok teszik ki.
Tropik yağmur ormanları yaşam alanıdır.Élőhelye a trópusi esőerdők.
Karadere Ormanları.Karszt-bokorerdők.
Ormanda yaşar.Erdőben él.
Özellikle ilçenin güneyindeki Çangal Ormanları biyolojik açıdan çok zengindir.A Bwindi Áthatolhatatlan Erdő biológiailag nagyon gazdag.
Orman bir UNESCO Dünya Mirası Alanı ve bir AB Natura 2000 Özel Koruma Alanı olarak belirlenmiştir.Az UNESCO Világörökség része, bioszféra-rezervátum és Natura 2000 különleges természetmegőrzési terület.
Doktor, TARDIS'le yalnız gezerken bir orman gezegenine varır.Wilson a térkép segítségével behatol a Washington közelében lévő erdőbe egyedül.
Kolorado Platosu'nun arazisini çoğu bazı ormanlar da bulunmakla beraber, yüksek rakımlı çöl arazisidir.A Colorado-fennsík nagy része sivatag, néhol erdős részek találhatók.
Ormanlık alanda yaklaşık bir hafta kalmıştır.Területének mintegy ½-ét erdő borítja.
Köyden 200 veya 300 metre ne tarafa gidilirse gidilsin ormanlarla kaplıdır.A települést 200-300 méteres magasságú, részben erdőkkel fedett dombvonulatok határolják.
Genelde çıplak ve ormansızdır.Általában magányos és területvédő.
Edegör ormanından çıkarılan ağaçlar, ticaret gemisi yapımında kullanılmıştır.Az itt kitermelt fát főként hajóépítéshez használták fel.
Psycho ormanda tüm gün Koreliler ile çarpışır.Várpalotát egész nap támadják a szovjetek.
Buralarda bir zamanlar büyük ormanların bulunduğu tahmin edilmektedir.A név arra utal, hogy itt egykor nagyobb erdőség lehetett.
Yasak Orman, öğrencilere kesinlikle yasaktır.Diákoknak tiltott terület.
Sonunda yaratıkları ormanda serbest bırakır.A teremtmény az erdőbe menekül.
Ormanlık arazisi geniştir.Erdőterülete elenyésző.