orman ile cümle
orman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1999 yılında tarım ve ormancılık ile ilgili işletmelerin 281 olarak gerçekleşti.Zemědělských a lesních pracovišť bylo v roce 1999 140.
Bayağı çaprazgaga ladin ve göknar ormanlarını tercih eder, ama parklarda ve bahçelerde de görülür.Preferuje bory a smrčiny, ale lze se s ním setkat i v lesích smíšených.
Özellikle sahil ormanlarının ve kuru sclerophyll ormanları tercih ederler.Nejraději mají suché sklerofylní lesy a pobřežní lesíky.
Geniş yapraklı ormanlarda yaşar, açık arazilerden kaçınır.Žijí v lesích a křovinách, otevřené krajině se vyhýbají.
Adanın orman örtüsü de aynı şekilde ortadan kaldırıldı.Tím sklářská huť v Ostrově definitivně zanikla.
Ormanda yaşayan mandalar onun sadece yarısı kadardır.Lesní plocha zaujímá polovinu oblasti.
Melian ve kocası Thingol, Doriath ormanında bir krallık kurdular.Thingol založil svou říši v lesích Doriathu.
Ayrıca Sanskritçe'de Gondvana Gond Ormanı anlamına gelir.Mina též znamená ryba v Sanskrtu.
Geri kalan kesim ise ormancılıkla uğraşır.Zbytek směsi zastupuje koncentrovaný líh.
Batı kısmı tamamen ormanlıktır.Východní část je převážně zalesněna.
Çevredeki ormanda en yaygın ağaç türü ise Meşe ağacıdır.Nejrozšřenějším druhem borovice v českém prostředí je borovice lesní.
Küçükbaş hayvancılık( özellikle keçi ) köy yakınlarının ormanlandırılmasıyla büyük darbe almıştır.Lidé (hlavně lesní dělníci) měli problém se přes závěje sněhu dostat do práce.
Güney kısımlarında orman alanları çoktur.V jižní části území jsou rozsáhlé lesy.
Bu orman son derece geniş olup tam anlamıyla doğal kendiliğinden oluşan bir ormandır.Jsou to lesy s velmi vysokou stabilitou a probíhá zde přirozený autoregulační proces.
Kırgızlar o dönemde Kögmen Ormanı denilen yerde yaşamaktaydılar.V tu dobu se usídlili v lese zvaném Hlubočky loupežníci.
Doğal habitatları, ılımlı ormanlardır.Jeho přirozeným sídlištěm jsou mírné lesy.
Park, Şili orman makamı CONAF tarafından idare edilir.Údržbu parku provádí Lesy hl. m. Prahy.
Daha sonra Thranduil ve Celeborn, ormanın ortasında buluştular ve ormana Eryn Lasgalen dediler.Celeborn se setkal s Thranduilem a společně přejmenovali les na Eryn Lasgalen (Les zelených listů).
Sathın %17,34'ü ormanlıktır.24,53 procent rozlohy je zalesněných.
Swift videoda ormanlık bir alanda yürürken şarkıyı söyler.K písni byl představen i videoklip, ve kterém Cale chodí po lese.
Bu tür Avustralya'nın doğusunda, yağmur ormanlarındaki akarsu ve derelerde yaşar.Žije ve východní Austrálii v tropických a mírných lesích.
Her iki takımın da kendine ait ormanı vardır.Obě hřiště mají travnatý povrch.
Başlangıçta bir milli park ilan edilmeden önce bir orman rezerviydi.Inițial a fost o pădure de rezervă, înainte de a fi anunțat ca un parc național.
2005'te Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir tahmine göre, Beyaz Rusya'nın %40'ı ormandan ibarettir.Conform unei estimări a ONU din 2005, 40% din teritoriul Belarusului este acoperit cu păduri.
Köyün güneyinde, Blanský Ormanı'nı Koruma Alanı yer almaktadır.În partea de sud a localității se află zona protejată Pădurea Blanský.
Tai Ormanı, Ebola virüsünün doğal bir rezervuarıdır.Pădurea Tai este un rezervor natural pentru virusul Ebola.
Kara Orman ve Baden 1. Fransız Ordusu tarafından işgal edildi.Munții Pădurea Neagră și Baden au fost cucerite de Armata I franceză.
Yağmur ormanının bir başka kısmı av sahası olarak kullanılır.O altă parte din pădurea tropicală este folosită ca teren de vânătoare.
Ormanların kesilmesi de başka bir tehdittir.Distrugerea directă a cuiburilor reprezintă, de asemenea, o amenințare.
Çevre, Orman ve Su İşleri Bakanlığı.Ministerul Mediului, Apelor și Pădurilor.
Ormancılar tercih eder.Preferă lizierele pădurilor.
Ormanın koruyucu ruhudur.Protectorul pădurii.
Afrika orman ırkının sayısında ise %43 oranında azalma tespit edilmiştir.Elefanții de pădure din Africa au înregistrat o pierdere totală de 43%.
O zamanlar bölgede yoğun olan orman dokusu şimdilerde mevcudiyetini koruyamamıştır.Cabinetul conservator la putere în acel moment nu a cercetat problema.
Eleusis'e giden Kutsal Yol üzerinde aynı adı taşıyan ormanın yakınında bulunmaktadır.Este situată în apropierea pădurii cu același nume, pe Drumul Sacru spre Eleusina.
Tai Ormanı Rezervi 1926'da kuruldu ve 1972'de ulusal park statüsüne yükseldi.Rezervaṭia Forestieră Taï a fost creată în 1926 ṣi promovată la statutul de Parc Național în 1972.
Köyün üç tarafı ormanlarla çevrilidir.Din celelalte trei părți satul acoperă pădurea.
İsim, ya erdő ("orman") ya da ér ("ırmak") kelimesinden gelir.Numele său se presupune că ar proveni de la erdő (în maghiară pădure) sau ér (în maghiară curs de apă).
Silvia orman anlamına gelir.Forestville înseamnă oraș în pădure.
Rezervin memelileri orman türleridir.Mamiferele din rezervație sunt specii forestiere.
Otçuldur ve Ekvator Afrikası'nın yağmur ormanlarında yaşar.Trăiește în fluviile și lacurile din Africa ecuatorială.
O da Orman Takımı'ndadır ve çok şişmandır.Trăiește în pădure, fiind foarte sperioasă.
Yaklaşık 14.000 km²'lik alanı ile, orman alanının beşte birlik bir kısmını oluşturmaktadır.Cu aproximativ 14,000 km², acesta acoperă în jur de o cincime din suprafața pădurii.
Abbasi (Orman ailesi) aşireti üyeleri oturmaktadır.Vâlcea) de către domnitorul Matei Basarab.
Nasıl olmuş da bu kıraç tepelerde bu ormanlar oluşmuştur?Cum au ajuns pietrele grele să fie puse acolo?
Çin'de 32.000'den fazla vasküler bitki türü mevcut ve çeşitli orman türlerine ev sahipliği yapılmaktadır.China are peste 32.000 de specii de plante vasculare, și este casa la o varietate de tipuri de păduri.
Ormanda yalnız gezilmemesi gerektiğini vurgular.Îl avertizează să nu intre adânc în pădure.
Ormanı ve gözeleri meşhurdur.Pădurile și pășunile sunt suficiente.
Kayın ağaçları ormanın büyük bir bölümünü oluşturmaktadır.Pădurile de conifere au format o mare parte din păduri.
Tojolaballar: Chiapas’ın orman ve vadilerinde yerleşiktirler; 58.000 kişi bu dili konuşur.Tojolabal: Ei sunt situați în pădurea și canioanele din Chiapas, 58.000 de oameni.
Almanya'nın geneli, işlenebilir toprak (%33) ve Silvikültürler, ormanlar (%31) ile kaplanmıştır.Majoritatea Germaniei este acoperită fie din teren arabil (33%), fie silvicultură și regiune păduroasă (31%).
Avcıları, balıkçıları ve ormanı korur.Hr. de vânători, pescari și agricultori.
Nemli iğne yaprakları ormanların kerpeteni, bambu çalılıklarını içerebilir.Pădurile mai puțin înalte de conifere umede pot conține desișuri de bambus.
2004 yılında, 108 kişi ormanda intihar etti.Numai în 1947 au mu rit 108 persoane.
Bidjara dilini konuşan halklar koalanın çorak toprakları zengin ormanlara dönüştürdüğüne inanırlar.Triburile care vorbeau limba Bidjara considerau că acest animal a transformat pustiurile aride în păduri.
Orman alanı insan tahribi ile daralmıştır.Tipul de distrugere este comparat cu defrișarea completă în cazul pădurilor.
Topraklarının %57'si ormanlarla kaplıdır.O suprafață de 57% din teritoriul republicii este acoperită de păduri.
Sık ormanlarda yaşar.Deseori este întâlnit în păduri.
Ancak avcı Prenses'e kıyamaz ve onu ormana bırakır.Dornic să le vâneze prințul ia arbaleta și aleargă prin pădure.
Risk faktörleri arasında yoksulluk, beslenme bozukluğu, ormanların tahribi ve şehirleşme sayılabilir.Factorii de risc includ sărăcia, subnutriția, despădurirea și urbanizarea.