Ormancılar tercih eder.K životu dávají přednost lesům.
Ormanlık alan oranı %11,5'dir.Jezernatost dosahuje 15,1 %.
Geçmişte köyün alanı geniş yapraklı ormanlarla kaplıydı.V dávné minulosti toto území pokrývaly husté pralesovité lesy.
Köyün üç tarafı ormanlarla çevrilidir.Město je ze tří stran obklopeno lesy.
Efsaneye göre, kral ava çıktığı bir gün ormanda uyuyakalmıştır.Chudému uhlířovi se narodil syn zrovna v den, kdy u něj v lese přespával král, který zabloudil v lese.
Mahallenin kendi ormanı ve merası bulunmaktadır.Obec vlastnila svůj les i lom.
Aynı şekilde yağmur ormanlarının korunmasına da yardım ediyordu.Nadal i za pomoci deště udolal Zvereva.
Akabinde, Ohio, Lancaster'da Orman Rose Mezarlığı'na gömüldü.Následně byl pohřben na lesním hřbitově Rose v Lancasteru v Ohiu.
Ormanlarda pek rastlanmaz.V lesích se prakticky nevyskytuje.
Hayvanların ve ormanların koruyuculğunu yapar.Je ochránkyní lesů a divoké zvěře.
Dalinda bir orman gezisine çıkmıştır.Na jeho severní straně prochází lesní cesta.
Kışın 600 m yüksekliğine kadar meşelik ve bambuluk ormanlara iner.Na zimu si mohou shromáždit až 80 m³ dřeva.
Ormanların derinliklerinde de, açık alanlarda da yaşayabilir.Vyskytovala se například v lesích, avšak mohla žít i v otevřených oblastech.
600 hektar orman kül oldu.Vzniklo na ploše 100 000 hektarů vymýceného pralesa.
Parlak tüylerine rağmen ormanlık habitatlarda görülmesi zor olmaktadır.Navzdory jejich nápadnému zbarvení je není jednoduché v lesích spatřit.
Kutsal yazılar üzerinde çalışmak için ormana çekilir.Na svatou Dorotu rádo teče do botů.
Bazı kadroları Orman Korucuları olarak adlandırılmıştır.Kamčadalové ji pokládají za ochránkyni proti lesním duchům.
Kavalcı onları yakındaki bir ormana götürür.Vojáci jej odnášejí do blízké chýše.
Hatta öylesine büyük ki kendine ait bir yağmur ormanı, büyük bir nehri ve küçük dağları var.Dešat má také hluboké říční soutěsky, obrovské lesy a malá ledovcová horská jezera.
Pohlistova' yı ormanlık bir alanda 38 kez bıçakladı.V československé lize nastoupil ve 38 utkáních.
Bozdiyarlılar, Eriador'daki bütün ormanlarda yaşarlardı.Přeživší jeptišky se skrývaly v lesích kolem Krupky.
Orman ekosistemlerinde karbondioksit salınımı gerçekleştirmektedirler.V bažinatém terénu probublává oxid uhličitý.
Tutuklananlari soymaktan sonra, bazıları ormana götürüldü.Po zatčení byli spiklenci uvězněni v Templu.
Adanın ormansız, dağlık merkezinde raslanılmazlar.Turistické trasy prostorem hory nejsou vedeny.
Ülkenin yüksek sanayileşme düzeyine rağmen, topraklarının neredeyse üçte biri ormanlarla kaplıdır.Země má nadprůměrné zalesnění, zhruba jednu třetinu plochy pokrývají lesy.
Perili ormandan geçer.Protéká přes bažinaté lesy.
1999 yılında tarım ve ormancılık ile ilgili işletmelerin 281 olarak gerçekleşti.Zemědělských a lesních pracovišť bylo v roce 1999 140.
Bayağı çaprazgaga ladin ve göknar ormanlarını tercih eder, ama parklarda ve bahçelerde de görülür.Preferuje bory a smrčiny, ale lze se s ním setkat i v lesích smíšených.
Özellikle sahil ormanlarının ve kuru sclerophyll ormanları tercih ederler.Nejraději mají suché sklerofylní lesy a pobřežní lesíky.
Geniş yapraklı ormanlarda yaşar, açık arazilerden kaçınır.Žijí v lesích a křovinách, otevřené krajině se vyhýbají.
Adanın orman örtüsü de aynı şekilde ortadan kaldırıldı.Tím sklářská huť v Ostrově definitivně zanikla.
Ormanda yaşayan mandalar onun sadece yarısı kadardır.Lesní plocha zaujímá polovinu oblasti.
Melian ve kocası Thingol, Doriath ormanında bir krallık kurdular.Thingol založil svou říši v lesích Doriathu.
Ayrıca Sanskritçe'de Gondvana Gond Ormanı anlamına gelir.Mina též znamená ryba v Sanskrtu.
Geri kalan kesim ise ormancılıkla uğraşır.Zbytek směsi zastupuje koncentrovaný líh.
Batı kısmı tamamen ormanlıktır.Východní část je převážně zalesněna.
Çevredeki ormanda en yaygın ağaç türü ise Meşe ağacıdır.Nejrozšřenějším druhem borovice v českém prostředí je borovice lesní.
Küçükbaş hayvancılık( özellikle keçi ) köy yakınlarının ormanlandırılmasıyla büyük darbe almıştır.Lidé (hlavně lesní dělníci) měli problém se přes závěje sněhu dostat do práce.
Güney kısımlarında orman alanları çoktur.V jižní části území jsou rozsáhlé lesy.
Bu orman son derece geniş olup tam anlamıyla doğal kendiliğinden oluşan bir ormandır.Jsou to lesy s velmi vysokou stabilitou a probíhá zde přirozený autoregulační proces.
Kırgızlar o dönemde Kögmen Ormanı denilen yerde yaşamaktaydılar.V tu dobu se usídlili v lese zvaném Hlubočky loupežníci.
Doğal habitatları, ılımlı ormanlardır.Jeho přirozeným sídlištěm jsou mírné lesy.
Park, Şili orman makamı CONAF tarafından idare edilir.Údržbu parku provádí Lesy hl. m. Prahy.
Daha sonra Thranduil ve Celeborn, ormanın ortasında buluştular ve ormana Eryn Lasgalen dediler.Celeborn se setkal s Thranduilem a společně přejmenovali les na Eryn Lasgalen (Les zelených listů).
Sathın %17,34'ü ormanlıktır.24,53 procent rozlohy je zalesněných.
Swift videoda ormanlık bir alanda yürürken şarkıyı söyler.K písni byl představen i videoklip, ve kterém Cale chodí po lese.
Bu tür Avustralya'nın doğusunda, yağmur ormanlarındaki akarsu ve derelerde yaşar.Žije ve východní Austrálii v tropických a mírných lesích.
Her iki takımın da kendine ait ormanı vardır.Obě hřiště mají travnatý povrch.
Başlangıçta bir milli park ilan edilmeden önce bir orman rezerviydi.Inițial a fost o pădure de rezervă, înainte de a fi anunțat ca un parc național.
2005'te Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir tahmine göre, Beyaz Rusya'nın %40'ı ormandan ibarettir.Conform unei estimări a ONU din 2005, 40% din teritoriul Belarusului este acoperit cu păduri.
Köyün güneyinde, Blanský Ormanı'nı Koruma Alanı yer almaktadır.În partea de sud a localității se află zona protejată Pădurea Blanský.
Tai Ormanı, Ebola virüsünün doğal bir rezervuarıdır.Pădurea Tai este un rezervor natural pentru virusul Ebola.
Kara Orman ve Baden 1. Fransız Ordusu tarafından işgal edildi.Munții Pădurea Neagră și Baden au fost cucerite de Armata I franceză.
Yağmur ormanının bir başka kısmı av sahası olarak kullanılır.O altă parte din pădurea tropicală este folosită ca teren de vânătoare.
Ormanların kesilmesi de başka bir tehdittir.Distrugerea directă a cuiburilor reprezintă, de asemenea, o amenințare.
Çevre, Orman ve Su İşleri Bakanlığı.Ministerul Mediului, Apelor și Pădurilor.
Ormancılar tercih eder.Preferă lizierele pădurilor.
Ormanın koruyucu ruhudur.Protectorul pădurii.
Afrika orman ırkının sayısında ise %43 oranında azalma tespit edilmiştir.Elefanții de pădure din Africa au înregistrat o pierdere totală de 43%.
O zamanlar bölgede yoğun olan orman dokusu şimdilerde mevcudiyetini koruyamamıştır.Cabinetul conservator la putere în acel moment nu a cercetat problema.