orman ile cümle
orman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Orman yapısının zayıflığı orman ürünleri üretimini de sınırlamaktadır.Degradacja terenów leśnych zmniejszyła produkcję w leśnictwie.
Bu orman da Nottinghamshire'da bulunmaktadır.Okręg położony jest w hrabstwie Nottinghamshire.
Bazı kaynaklarda bu sebepten orman halkı manasında Uranhay adlandırılması yakıştırılmıştır.Z wymienionych względów uważanych za owada bardzo pożytecznego w leśnictwie.
Çamlık Rohan ve Gondor'un arasında yer alan bir orman.Graniczna rzeka między Rohanem a Gondorem.
Hikâye Amazon Ormanları'na düşen bir köpek (Brandy) ve bir tavşan (Bay Bıyık) hakkındadır.Gwiazda otoczona jest liściem palmy oraz gałązką oliwną.
Gündüz ormanda sığınağında geçirir.Codziennie wybierał się na spacery do lasu.
Bunun nedenleri ormanların yok edilmesi ve avlanılmalarıdır.Uznaje się, że powodem były polowania i wycinka lasów.
Adam ormanda yaşayan barbar biridir ve ormanda halkı da vardır.Mieszka w domku w lesie, podobnie jak świnki.
25 Temmuz - Gelibolu Yarımadası'nda 2000 hektarlık orman alanı yandı.Według władz szwedzkich do 24 lipca spaliło się 25 tys. ha lasów.
Adalar, tropikal ormanlarla çevrilidir.Są ściśle związane z lasami tropikalnymi.
Adı, Bengalce güzel orman anlamına gelir.Nazwa Schönwald oznacza ‘piękny las’.
Çam Ormanından Sabah.Grasanci z Kamiennego Lasu.
Jack ve takımı Danielle’i izleyerek ormanda ilerlemekteyken 2 ağacın siyahla işaretlendiğini görürler.Gdy Johnny z kolegami ścigają Daniela, za jednym drzew widać generator pary, dzięki któremu dookoła jest mgła.
Doğu Karadeniz Ormanları" (PDF).LKP Lasy Birczańskie (PDF). .
Yağmur ormanlarında yoğunlaşmışlardır.Rośnie w lasach deszczowych.
Onlar çocuklarını ormanda terk etti.Porzucili dzieci w lesie.
Çoğunluk daha sonra Brethil Ormanlarına girer.Majoriteten av folket kom senare att bege sig in i skogen Brethil.
Merkez ve güney Çin'de egemen olan subtropikal ormanlar, 146.000'e kadar flora türünü desteklemektedir.Subtropiska skogar, som dominerar mellersta och södra Kina, ger plats för ca 146 000 arter av växter.
"Orman yangınları önleyebilen sadece sensin"Kom ihåg - bara du kan förebygga skogsbränder!")
Halbuki kaya sıvacı kuşlarının iki türü de ormanlar ile bağlantılı değildir.De två arterna klippnötväckor är dock inte starkt knutna till skogsland.
Müze 1912 yılında kuruldu ve Arnhem yakınlarındaki ormanda yer almaktadır.Museet grundades 1912 och ligger i ett parklandskap nära Arnhem.
Adam ormanda yaşayan barbar biridir ve ormanda halkı da vardır.Bor en man i skogen? → Bor det en man i skogen?
Ormanların kesilmesi de başka bir tehdittir.Även skogsavverkningar är ett hot.
Białowieża Orman Dünya Mirası alanı toplam 141.885 ha (1.418.85 km²; 547.82 mi²) alanı kapsar.Världsarvet Białowieża upptar en yta på 141 885 hektar (1418.85 km²).
İki grup da Ormanın Efendisi adında devasa bir mutant ayı tarafından sürekli terörize edilmektedir.De har blivit förbjudna att lämna skogen av The Great Deku Tree (det stora dekuträdet) som de dyrkar.
Birçok goril grubuyla kapsamlı incelemeler yapmış, Ruanda'nın dağ ormanlarında yıllarca onları gözlemlemiştir.Hon intresserade sig för gorillor och studerade dem dagligen i bergsskogarna i Rwanda.
Ash Williams ve kız arkadaşı Linda, ormanda terk edilmiş bir kulübeye tatil yapmak üzere giderler.Ash och hans flickvän Linda åker till en, som de tror, övergiven stuga i skogen.
İsim, ya erdő ("orman") ya da ér ("ırmak") kelimesinden gelir.Namnet kommer antingen av erdő, "skog", eller från ér, "vattendrag".
İkizce’de orman.Akt II I skogen.
Orman Fakültesi (2010).Hovstaterna och Statens fastighetsverk (2010)
Orman yangınları.Exempelvis en skogsbrand.
Tropikal ormanlar.Mina tropiska världar.
Çevredeki dağlar, yer yer meşe ormanlarıyla kaplıdır.Trakten runt Qalpirəquayu Dağı består i huvudsak av gräsmarker.
Doğal olarak yetişen 5 ormangülü türü vardır.Det finns sammanlagt fem vattenlevande krinum-arter.
Küçük orman kartalı’na görünüş olarak çok benzerler.Ett mycket förenklat släktträd skulle se ut som nedan.
Bu sırada hayvanlar ilk kez göründü ve ormanlar ilk kez büyümeye başlamıştı.Djuren växte sig allt större under den här tiden och de första stora djuren dök upp.
Hindistan'da kendisine ait bir ormanı da vardır.Tānda Forest är en skog i Indien.
Göktürk ordusu ise Kögmen Ormanı'nı dolanarak geri döndü.Danskarna fortsatte in i Hällaskogen.
Köyün güneyinde, Blanský Ormanı'nı Koruma Alanı yer almaktadır.Söder om byn ligger det skyddade landskapet Blanskýskogen.
Orman ve Ev.Dammen och hus.
Ayrıca tarım ve orman ürünlerini işleyen sanayiler de bulunur.Det gäller t.ex. för näringsidkare som bedriver jord- eller skogsbruk.
İlk Çağ'ın ilk dönemlerinde adanın büyük bir kısmı ormanlarla kaplıydı.Före människans ankomst var ön troligen helt täckt av skog.
Buna rağmen ormana dayalı sanayisi yoktur.För dem existerar inte huvudstaden formellt.
Nadir bir kuş olup olgun ormanlar ile bol cansız odunlara ihtiyaç duyarlar.Det finns gott om fågelarter som kräver gamla skogar.
Dağın bitki örtüsü ormanlıktır.Bergskedjan är skogbeväxt.
Orman botaniği, orman ağaçlarının sistematiği ile ilgilenir.Hållbart skogsbruk är skogsbruk i enlighet med principerna i hållbar utveckling.
Bir zamanlar Avrupa'nın yüzde seksen ila doksanı ormanlarla kaplıydı.Åttio till nittio procent av Europa var en gång täckt av skog.
Doğal yaşam ortamı ormanlardır.Dess miljö är regnskogar.
Risk faktörleri arasında yoksulluk, beslenme bozukluğu, ormanların tahribi ve şehirleşme sayılabilir.Riskfaktorer innefattar bland annat: fattigdom, näringsbrist, skogsskövling och urbanisering.
Yeni Gine civarındaki bölgelerde yağmur ormanlarında bulunur.Den förekommer i bergiga regnskogar på Nya Guinea.
İkisi sarayı terk edip bir ormana girerler.De lämnar skogen och anländer till slottet.
Ocak 1987 yılından Nisan 1989 yılına kadar Ormancılık ve Tarım Bakanı'ydı.Därefter var Niclasen social- och folkhälsominister från januari till juli 1989.
28 Şubat 3019: Éomer'in Éored'i Fangorn Ormanı yakınlarında ork birliğini kuşattı.28 februari: Éomer hinner ikapp orcherna alldeles utanför Fangornskogen.
Bunlardan beşi Budist tapınağı, biri Şinto tapınağı, biri saray ve biri de bakir ormandır.Fem är buddhistiska tempel, en är en shintohelgedom, en är ett palats och en är en urskog.
Geçmiş yıllarda bölgede çok sık bir şekilde bulunan ormanlık alanlar ise tamamen yok olmuş konumdadır.En del villor från senare decennier har successivt lagts till i området.
Akan, 90.481 hektarlık (904.81 km²) bir volkanik krater ve orman alanıdır.Akan nationalpark omfattar 904,81 kvadratkilometer bergslandskap med vulkaniska kratrar och skog.
Diğer önemli bir nokta ise Aokigahara Jukai Ormanı'dır.För andra betydelser, se Akaiwa Yama.
Bu orman da Nottinghamshire'da bulunmaktadır.Den här artikeln handlar om Southwell i Nottinghamshire.
Orman Japon mitolojisinde iblisler ile ilişkilendirilir.Enligt japansk mytologi finns demoner i skogen.
Dolauer Heide: Orman arazisidir.Trelleborg: Skog.