orman ile cümle

orman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Aslında yoldan gördüğünüz sadece ormanın çok küçük bir parçasıdır.Door deze bebouwing bleef maar een klein deel van het bos bestaan.
Bu programla ormanlarda onarım çalışmaları yürütülmüştür ve çok sayıda ağaç dikilmiştir.De laatste tijd is de ontbossing vertraagd en zijn er veel bomen geplant.
Tatar birliği etraftaki orman ağaçları arasına saklanırlar.De Zuidelijken verborgen zich in de omliggende bossen.
Geniş yapraklı ormanlarda yaşar, açık arazilerden kaçınır.De soort is te vinden in bossen, en vermijdt open plaatsen.
Ana sanayi orman ürünleri ve kimya sanayisidir.De voornaamste industrieën zijn houtverwerking en chemie.
Bir zamanlar Ümraniye tamamen ormanlarla kaplı idi.Oorspronkelijk was het land bedekt met bossen.
İki aşığın yolu Arden ormanında kesişecektir, fakat Rosalind erkek kılığındadır.Op die manier gaat zijn liefdesverdriet over, beweert Rosalind in mannenkostuum.
Azerbaycan ormanları çeşitli sorunlarla karşı karşıyadır.De grenzen van Centraal-Azië zijn het onderwerp van verschillende definities.
Ülkenin %80'ini ormanlar oluşturur.80% van de grond dankte.
Ama Hörük obasi öyle değil çok dağlık ve taşlıktır ve fazlasıyla ormanlıktır.Het gebergte is niet bijzonder hoog, maar wel bijzonder steil en woest.
Sıçan kangurusugiller gece aktifdir ve seyrek ağaçlı alanlarda ve fazla sıkı olmayan ormanlarda yaşarlar.A. derbianus is 's nachts actief en leeft in holle bomen.
Bir zamanlar Avrupa'nın yüzde seksen ila doksanı ormanlarla kaplıydı.In de jaren zestig van de 20e eeuw was ongeveer 40% van het land nog bedekt met bos.
Risk faktörleri arasında yoksulluk, beslenme bozukluğu, ormanların tahribi ve şehirleşme sayılabilir.Risicofactoren zijn onder meer: armoede, ondervoeding, ontbossing en verstedelijking.
Ormanların kesilmesi de başka bir tehdittir.Ook het stijgen van de zeespiegel kan een bedreiging vormen.
1990'ların başlarındaki verilere göre Silivri'deki ormanlık alan 27.453 hektardır.Bronnen: Naar schatting bedroeg de beboste oppervlakte van de gemeente Mol 4725 hectare in 1900.
Tropik ormanlarda tek başına yaşayan bir gece hayvanıdır.Het is een solitair dier dat op de bosbodem leeft.
Orman Fakültesi (2010).Boterplaats (2010).
Avcılık, balıkçılık ve ormancılık diğer önemli gelir kaynaklarıdır.Bosbouw, mijnbouw en visserij zijn eveneens belangrijke bronnen van inkomsten.
Halen yolları orman yoludur ve asfaltlanmamıştır.De wegen zijn vrij van asfalt en er zijn geen stoepranden.
Köyün bulunduğu alanın o zamanlar ormanla kaplı olduğu bilinmektedir.Het gebied waar nu de stad ligt was in die tijd bedekt met bos.
Gündüz ormanda dinlenir.De groep overnacht in het bos.
Orman için ne diyorlar, diye araştırdım."Wat de dieren in het woud me vertellen".
Ormanda yaşar.In het bos leven dassen.
Onlara ormandaki yolu gösterir.Wegen door het woud.
İsim, ya erdő ("orman") ya da ér ("ırmak") kelimesinden gelir.Voorbeelden zijn o Porto ("haven"), a Madeira ("hout"), o Rio de Janeiro ("rivier") en o Recife ("rif").
Çocukken ormanda yapılan bir av sırasında kaybedilmiş ve aslanlar tarafından yetiştirilmiştir.Als klein jongetje is hij in de jungle achtergelaten en door apen opgevoed.
2004 yılında, 108 kişi ormanda intihar etti.In 2004 telde Tramaced 108 inwoners.
28 Şubat 3019: Éomer'in Éored'i Fangorn Ormanı yakınlarında ork birliğini kuşattı.29 februari 3019 - De Rohirrim doden de Orks bij Fangorn.
Fakat birdenbire küçük bir adam orman içinde yakında kendini gösterir.Op een dag trekt een jonge vrouw tijdelijk in in een huis in de buurt.
Tai Ormanı, Ebola virüsünün doğal bir rezervuarıdır.Vogels worden geacht het natuurlijke reservoir van het influenza A virus te zijn.
Terk edilmiş arabada kanlar vardır ve kan izleri ormana doğru gitmektedir.In zijn achtergelaten auto worden bloedsporen gevonden.
Kurtlar ormanda geziniyor.De wolven zwerven door het bos.
Ormanlarda dolaşmayı sever.Lubi spacerować po lesie.
Ayrıca, Çoğran dağı da ormanlıktan ibarettir.Zadnie Góry są w większości zalesione.
1908 yılından beri orman korunmaktadır ve 1993 yılında Ulusal Doğa Koruma Bölgesi olarak ilan edilmiştir.Las jest obszarem chronionym od 1903, a w 1993 stał się narodowym pomnikiem przyrody.
Park 1994'te kurulmuş olup; Espoo, Kirkkonummi ve Vihti'de göller ve ormanlık alanları kapsamaktadır.Utworzony w 1994 roku, obejmuje swoim terenem lasy i jeziora w Espoo, Kirkkonummi i Vihti.
Ocak 1987 yılından Nisan 1989 yılına kadar Ormancılık ve Tarım Bakanı'ydı.Od stycznia 1987 do kwietnia 1989 sprawował urząd ministra rolnictwa i leśnictwa.
Ormanlar rezervin %89'unu kapsamaktadır.Lasy pokrywają 89% obszaru rezerwatu.
Almanlar ilerideki tepelik bir ormana siper kazmış saklanmaktadırlar.Niemcy uciekli do lasu położonego za wzniesieniem.
Hoa: Essun'u ormanda bulan ve yolculuğunda ona eşlik eden gizemli bir çocuk.Hoa – tajemniczy chłopiec, który towarzyszy Essun w podróży.
Bell, 1991 yılında orman bahçesini inşa etmeye başladı ve 1995'te 'Permakültür Bahçesi' kitabını yazdı.Graham Bell rozpoczął budowę swojego leśnego ogrodu w 1991, a w 1995 napisał książkę The Permaculture Garden.
Ancak ormancılıkla geçinemediklerinden göç vermiştir.Zajmowali oni tereny leśne i nieużytkowane.
Ormancılık gelişmiştir.Rozwinięte jest leśnictwo.
Lawton ise 2008 yılında bir 'Gıda Ormanı Kurulması' filmini yayınladı.W 2008 Geoff Lawton nakręcił film Establishing a Food Forest.
Dağlar meşe ormanlarıyla kaplıdır.W górach znajdują się lasy iglaste.
Tropikal ormanlar.Lasy tropikalne.
Robert Hart, doğal ormanın farklı seviyelere bölünebileceği gözlemine dayanan bir sistemin öncülüğünü yaptı.System Roberta Harta bazował na podziale naturalnego lasu na poszczególne warstwy.
Asılmışlar Ormanı (Rumence: Pădurea spânzuraților), Rumen yazar Liviu Rebreanu'nun 1922 tarihli romanı.Las wisielców (rum. Pădurea spânzuraţilor) – powieść rumuńskiego pisarza Liviu Rebreanu wydana w 1922 roku.
Köy ormanın içindedir.Wieś znajduje się w lesie.
Ormanı yoktur.Brak lasów.
Dağlarda egemen bitki örtüsü ormanlar ve makilerdir.W górach występują lasy sosnowe i dębowe.
Ash Williams ve kız arkadaşı Linda, ormanda terk edilmiş bir kulübeye tatil yapmak üzere giderler.Ash ze swoją dziewczyną pragną spędzić noc w opuszczonym domku w górach.
Göldağı ormandan yoksun, ancak, yaylacılığa çok elverişlidir.Od kory pnia różnią się (najczęściej) ciemniejszym zabarwieniem.
Jaguar, bunların arasında en çok yağmur ormanlarını tercih eder.Wśród wymienionych siedlisk jaguar preferuje gęste lasy.
Orman Fakültesi (2010).Uniwersytety świata (2010).
İsim, ya erdő ("orman") ya da ér ("ırmak") kelimesinden gelir.Nazwa miasta pochodzi najprawdopodobniej od słowa ér lub erdő (las).
Ormancılar tercih eder.Preferuje lasy.
Hagrid Grawp'ı yasak ormanda saklamaktadır.Udali się z Hagridem do Zakazanego Lasu.
Ormanlar, ilin topraklarının % 31'ini kaplamaktadır.Lasy pokrywają 31% terytorium.
Alfredo akşam ormanda da görünür.Do lasu zmierza też Argalia.

İlgili Sayfalar