Fakat birdenbire küçük bir adam orman içinde yakında kendini gösterir.Op een dag trekt een jonge vrouw tijdelijk in in een huis in de buurt.
Tai Ormanı, Ebola virüsünün doğal bir rezervuarıdır.Vogels worden geacht het natuurlijke reservoir van het influenza A virus te zijn.
Terk edilmiş arabada kanlar vardır ve kan izleri ormana doğru gitmektedir.In zijn achtergelaten auto worden bloedsporen gevonden.
Kurtlar ormanda geziniyor.De wolven zwerven door het bos.
Ormanlarda dolaşmayı sever.Lubi spacerować po lesie.
Ayrıca, Çoğran dağı da ormanlıktan ibarettir.Zadnie Góry są w większości zalesione.
1908 yılından beri orman korunmaktadır ve 1993 yılında Ulusal Doğa Koruma Bölgesi olarak ilan edilmiştir.Las jest obszarem chronionym od 1903, a w 1993 stał się narodowym pomnikiem przyrody.
Park 1994'te kurulmuş olup; Espoo, Kirkkonummi ve Vihti'de göller ve ormanlık alanları kapsamaktadır.Utworzony w 1994 roku, obejmuje swoim terenem lasy i jeziora w Espoo, Kirkkonummi i Vihti.
Ocak 1987 yılından Nisan 1989 yılına kadar Ormancılık ve Tarım Bakanı'ydı.Od stycznia 1987 do kwietnia 1989 sprawował urząd ministra rolnictwa i leśnictwa.
Ormanlar rezervin %89'unu kapsamaktadır.Lasy pokrywają 89% obszaru rezerwatu.
Almanlar ilerideki tepelik bir ormana siper kazmış saklanmaktadırlar.Niemcy uciekli do lasu położonego za wzniesieniem.
Hoa: Essun'u ormanda bulan ve yolculuğunda ona eşlik eden gizemli bir çocuk.Hoa – tajemniczy chłopiec, który towarzyszy Essun w podróży.
Bell, 1991 yılında orman bahçesini inşa etmeye başladı ve 1995'te 'Permakültür Bahçesi' kitabını yazdı.Graham Bell rozpoczął budowę swojego leśnego ogrodu w 1991, a w 1995 napisał książkę The Permaculture Garden.
Ancak ormancılıkla geçinemediklerinden göç vermiştir.Zajmowali oni tereny leśne i nieużytkowane.
Ormancılık gelişmiştir.Rozwinięte jest leśnictwo.
Lawton ise 2008 yılında bir 'Gıda Ormanı Kurulması' filmini yayınladı.W 2008 Geoff Lawton nakręcił film Establishing a Food Forest.
Dağlar meşe ormanlarıyla kaplıdır.W górach znajdują się lasy iglaste.
Tropikal ormanlar.Lasy tropikalne.
Robert Hart, doğal ormanın farklı seviyelere bölünebileceği gözlemine dayanan bir sistemin öncülüğünü yaptı.System Roberta Harta bazował na podziale naturalnego lasu na poszczególne warstwy.
Asılmışlar Ormanı (Rumence: Pădurea spânzuraților), Rumen yazar Liviu Rebreanu'nun 1922 tarihli romanı.Las wisielców (rum. Pădurea spânzuraţilor) – powieść rumuńskiego pisarza Liviu Rebreanu wydana w 1922 roku.
Köy ormanın içindedir.Wieś znajduje się w lesie.
Ormanı yoktur.Brak lasów.
Dağlarda egemen bitki örtüsü ormanlar ve makilerdir.W górach występują lasy sosnowe i dębowe.
Ash Williams ve kız arkadaşı Linda, ormanda terk edilmiş bir kulübeye tatil yapmak üzere giderler.Ash ze swoją dziewczyną pragną spędzić noc w opuszczonym domku w górach.
Göldağı ormandan yoksun, ancak, yaylacılığa çok elverişlidir.Od kory pnia różnią się (najczęściej) ciemniejszym zabarwieniem.
Jaguar, bunların arasında en çok yağmur ormanlarını tercih eder.Wśród wymienionych siedlisk jaguar preferuje gęste lasy.
Orman Fakültesi (2010).Uniwersytety świata (2010).
Ormancılar tercih eder.Preferuje lasy.
Hagrid Grawp'ı yasak ormanda saklamaktadır.Udali się z Hagridem do Zakazanego Lasu.
Ormanlar, ilin topraklarının % 31'ini kaplamaktadır.Lasy pokrywają 31% terytorium.
Alfredo akşam ormanda da görünür.Do lasu zmierza też Argalia.
Böylece ayı bahara kadar akşamları eve gelmiş, sabahları erkenden ormana dönmüş.Okazało się, że co noc uciekała do lasu by do świtu tańczyć.
Köy halkının ormanlardan ağaç kesmesi yasaktır.Kiedy właściciel lasu może wyciąć drzew?.
Ve en sonunda ormandan çıkar.Następnie na krótko opuszcza teren lasu.
Ormanda geceyi geçirmek için bir mağara bulurlar ve orada uyurlar.Ukrywają się w jaskini i tam spędzają noc.
Ayrıca bahçe ve ormanlarda da görülür.Spotykany też w lasach i ogrodach.
Ormanda, tam olarak ne olduklarını bilemeseler de onlara korku dolu bir yaşantı sürdüren yaratıklar vardır.Jedynie Szarka nie wie na czym polega jej wyjątkowość i dlaczego wzbudza wśród ludzi strach.
Bu nedenle bu ormanda çok fazla kişi kaybolmuştur.W związku z tym występuje tu dużo nieużytków i lasów.
Ormanda yaşayan mandalar onun sadece yarısı kadardır.Bawoły podgatunku leśnego są o połowę mniejsze.
Kuzey-doğusunda ise "Bowland Ormanı" vardır.Na północny wschód od miasta znajduje się Forest of Bowland.
Edegör ormanından çıkarılan ağaçlar, ticaret gemisi yapımında kullanılmıştır.Drewno z tego drzewa jest wykorzystywane w budownictwie okrętowym.
Dünyada bir şehir sınırları içinde yer alan en büyük ormandır.Jeden z największych kompleksów leśnych znajdującym się w granicach miasta w Europie.
3000 dönüm ormanlık alana sahiptir.1000 ha terenów leśnych.
Ormana kaçar."Cięcie lasu.
Bu ormandaki ağaçlar kibrit ve kutu imalatına elverişlidir.Bohaterami tej animacji są zapałki i pudełka od zapałek.
Koşarken geriye dönüp ormana bakar.Po jego pokonaniu kierują się do lasu.
Ormanlık yeri Çavuş korusu bulunuyor.Do Służby Leśnej zaliczana jest Straż Leśna.
Kalenin iç kısmı tamamen orman dokusu ile örtülüdür.Góra pokryta jest w całości lasem liściastym.
Juliet, ilacı almaya ormana gider.Żabon i Emilka ruszają do lasu znaleźć lekarstwo.
Köyün ekonomisi tarım ve ormancılığa dayalıdır.Pozostała część wsi nastawiona jest na rolnictwo i gospodarkę leśną.
1890 yıllarında bölge kapkara çam ormanları ile kaplıdır.W 1803 obszar ten pokrywały całości lasy.
Orman örtüsü köy arazisinin yaklaşık %30'nı kaplamaktadır.W sumie lasy zajmują około 30% powierzchni kraju.
Sık ormanlarda yaşar.Zazwyczaj przebywają w lasach.
Etrafında ormanlık alan yoktur.W jej pobliżu nie ma żadnych lasów.
Ormanlarda pek rastlanmaz.W lasach jest rzadszy.
321 Tanıtımcılar (1868) G'schichten aus dem Wienerwald Viyana Ormanları Masalları op.Opowieści Lasku Wiedeńskiego (G'schichten aus dem Wienerwald, 1868, op.
Orman alanının dışında az da olsa makiler bulunur.Z lasów pozostało prawie nic.
Şili orman kedisi ortalama on bir yıl yaşar.Lis przylądkowy dożywa 10 lat.
İmhâ hükmünün dışında olan kitaplar tıpla, kehânetle, tarım ve ormancılıkla ilgili olan kitaplardır.Wyjątkiem będą księgi o medycynie, wróżeniu i rolnictwie.
Ancak ateş kontrolden çıkarak bir orman yangınına sebep olur.Do tego dochodzą trudne do ugaszenia pożary lasów.