orman ile cümle
orman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
1961'de bir ormancılık enstitüsüne girdi.Mudou para horto florestal em 1956.
Orman yangınları başlayabilir.Combate a Incêndios Florestais.
Etrafı dağlık ve ormanlıktır.A cidade é cercada por montanhas e florestas.
Asya altın kedisi ormanlarda yaşar.A maioria das espécies de calau asiáticas habita zonas de floresta densa.
Ormanlık alandaki bölümü halen ayaktadır.O muro do campo direito ainda está em pé.
Fazla ağaçlı ormanları ve sulak alanları sevmezler.Não gosta da noite, florestas escuras e acampar.
Bu düzlük otlaklardan ve ormanlardan meydana gelir ve Büyük Allen bataklığı da bu ovadadır.Esta fruta ocorre em cerrados e cerradões, ao longo de todo o bioma Cerrado.
Çiftliklerinden kaçmış köle çeteleri ormanlarda kaçak bir şekilde yaşarlardı.Os escravos que escapavam das plantações fugiam para as selvas, para viver com os indígenas.
Aynı şekilde yağmur ormanlarının korunmasına da yardım ediyordu.Isto também fornece proteção contra a chuva.
İkizce’de orman.A Primavera na Floresta Verde 2.
Locke su bulmak amacıyla ormana dalar.Locke entra na selva para buscar um pouco.
Fakat Lara ormandaki gizli bir klübede saklanmak zorunda kaldı böylelikle Jüpiter onu bulamayacaktı.À Horn foi oferecido um lugar na Juilliard School, mas sua família não tinha condições de mandá-la para lá.
Orman ve fundalıklar il topraklarının %3’ünü kaplar.Pode ser chamada de floresta tropical caso ocupe apenas 3% do território nacional.
Havzanın 1700–1800 m rakımına kadar olan vadi yamaçları geniş ve iğne yapraklı ormanlarla kaplıdır.As encostas da montanha, até uma altura de 1700-1800 metros, estão cobertas por abetos e florestas de faias.
Genellikle ormanların, deniz seviyesinden 1400 metrenin üzerindeki bölgelerde bulunmuştur.Geralmente vivem em florestas perenes abaixo de 1.500 metros de altitude.
Türkiye Ormanları.Fóruns Regionais.
Sağ kanatta, Yartzevo yakınlarındaki ormanlık bölgede şiddetli çatışmalar patlak verdi.Aan de rechterflank braken zware gevechten uit in de bossen bij Jartzevo.
Tai Ormanı Rezervi 1926'da kuruldu ve 1972'de ulusal park statüsüne yükseldi.In 1926 werd het gebied opgericht en in 1972 kreeg het de status van nationaal park.
Ormanın içinde yine bir azmak vardır.Op het dak staat aan de westzijde een houten dakruiter.
Çok nemli yağmur ormanlarından kaçınırlar.Het is een bewoner van regenwouden.
25 Ağustos - Fatih Ormanı yangını söndürüldü.Maandag 11 augustus - De bosbrand is onder controle.
Rehber Bobby Joe kaçmayı dener ama ormanda ağaçların saldırısına uğrar.Bobby Joe vlucht het bos in, maar wordt daar aangevallen door levende bomen die haar vierendelen.
Kivi Deve Kuşu, Yeni Zelanda ormanlarında yaşarlar.Deze vogels leven in de bossen van Nieuw-Zeeland.
Deprem Stel Ormanı'ndaki stellerin birçoğuna hasar vermiştir.De aardbeving vernielde vele van de Stelen van Stele Woud.
Aynı şekilde yağmur ormanlarının korunmasına da yardım ediyordu.Daarnaast zorgt het woud zelf ook voor regen.
Sinharaja Orman Rezervi, Sri Lanka'da bir ulusal parktır.Het woudreservaat Sinharaja is een nationaal park in Sri Lanka.
Ormanlar ve çayırlar, tarım alanı açmak için yakılmaktadır.Bossen worden hier gekapt of verbrand om plaats te maken voor landbouwgrond.
Ormanlar önemli bir kereste kaynağıdır.Bossen zijn ook een belangrijke bron van energie.
Tropikal ormanlar.De tropische tuinen.
Doğal ormanlarla çevrilidir.Zij zijn omgeven door natuurgebieden.
Orman yangınları başlayabilir.Dat geeft aanleiding tot bosbranden.
Kavalcı onları yakındaki bir ormana götürür.De vrienden kamperen vlak bij een bos.
Köyün güneyi, ormanlarla kaplıdır.Het zuiden van het grondgebied wordt bedekt door bossen.
Yağmur ormanlarında yoğunlaşmışlardır.Ze leven in dichte regenwouden.
Ormanın içinde çok soğuk bir su akar.In het Woud stromen veel rivieren.
600 hektar orman kül oldu.Driehonderd hectare bos ging verloren.
Sık ormanlarda yaşar.De dieren leven vaak in de bossen.
Daha önceki bitki örtüsü maki idi, şimdi karışık orman mevcuttur.Het zogeheten Woeste Gedeelte werd beplant en is nu een oud gemengd bos.
Ancak kendisinden sonra ormanda hiçbir şeyin değişmediğini farkına varır.Wanneer ze later in haar kasteel komt blijkt dat ze niet is veranderd.
Ormanlık alanda kuruludur.De noodsituatie in ons bos.
İki dağın arasında, arkası ormanlarla kaplıdır.Zij is staande op een heuvel met twee bomen afgebeeld.
Ancak içinde bulundukları orman hükûmet tarafından korunma altına alınmaktadır.Een lepralijder (melaatse) zal pas offeren wanneer hij/zij gewassen is.
Ormanın İstanbul tarihinde yeri bunlarla sınırlı değildir.In dit verhaal is de connotatie van het woud niet enkel negatief.
Ormanlar ya da korular ülkenin yaklaşık %50'sini kaplar.Bossen bedekken ongeveer 50% van het land.
Eyâletin aşağı yukarı üçte biri ormanlarla kaplıdır.Een andere oude verblijfplek was op de Drieburcht, nabij de Aa.
Ormanlı yamaçların düzlüklerine kurulmuş beş tümülüs (Yığma Tepe) bulunmaktadır.Van de Bergetiger(P) zijn er dus vijf gebouwd.
Anlatıldığına göre bir avcı, ormanın içinde güzel bir genç kız bulur ve onunla evlenir.Hij komt veilig door het bos en ziet een mooi meisje in een dorp en vraagt haar ten huwelijk.
Bölge, 1943 yılında çam ormanları, karışık ormanlar ve yoğun çalılıklarla kaplıydı.In 1943 was het gebied grotendeels bedekt met berken- en naaldbossen en dicht struikgewas.
Ormanlık arazi içerisindedir.Skoghem ligt in het binnenland.
Ertesi gün Hıçkıdık ormanda gezinirken uzakta bir şey fark eder.De volgende dag gaan de dwergen naar het woud Demsterwold.
Çevresi ormanlıktır.De omgeving is bosrijk.
Bu ormanın öyküsü sarar sizi.Het sluit dan ook aan bij dit bos.
Köyün güneyinde orman bulunmaktadır.Ten zuiden van het dorp ligt een bosgebied.
Orman alanlarına bağlı olarak ormancılık yapılmaktadır.De soort lijkt afhankelijk van bos.
Bir arabanın altında saklanan Sophia iki aylak tarafından fark edilir ve Sophia ormana doğru koşmaya başlar.Sophia wordt door twee walkers opgemerkt en vlucht het naastliggende bos in.
Topraklarının %57'si ormanlarla kaplıdır.57% van de republiek is bedekt met bossen.
Köy ormanın içindedir.Het dorp ligt in een bosrijke omgeving.
KKTC Orman Dairesi.Houten koetshuis.
Birlikte gelip buradaki ormanın içinde birer ev yaparlar.Daarom ontmoeten ze elkaar in een houten huis in het bos.
Ormanlık alandaki bölümü halen ayaktadır.Delen van de podiummuur staan nog overeind.