Hekla bölgesi bir zamanlar ormanlık idi.O vale de Catmandu era outrora uma lagoa.
Bu yüzden köy orman tehlikesiyle karşı karşıyadır.E ainda se deve levar em conta os grandes perigos que a selva oferecia.
Arazi engebeli olup %65’i ormanlarla kaplıdır.Apesar de ser uma área altamente industrializada, possui também 65% de área florestal.
Bu ormanlar il yüzölçümünün % 55’ini kaplamaktadır.Os três lagos cobrem 55% da bacia.
Bu tür, 800-2500 metre yüksekliğe kadar subtropikal ormanlarda yaşarlar.A espécie vive em áreas de floresta subtropical em altitudes de 800 a 2500 metros acima do nível do mar.
Bu çevik mahluklar, orman gecesinin loşluğunda 6 metre ötedeki bir dala tam isabetle sıçrayabilirler.Eles são capazes de dar 100 bicadas por minuto no tronco de uma árvore.
Naruto, bu belgeyi ele geçirir ve ormana kaçar.Agu evita sua captura e escapa para a selva.
Mowgli, şimdi bir orman kasabasında, kendisini evlat edinen bir aile birlikte yaşamaktadır.Mokujin está em uma floresta, com sua família.
Ormanlarda dolaşmayı sever.Gostava de passear pelos campos.
Orman alanlarına bağlı olarak ormancılık yapılmaktadır.É uma espécie dependente de áreas florestais.
Pazaryeri ilçesi arazisinin büyük bir kısmı (%87) ormanlarla kaplıdır.Grande parte (79 ha) do seu território é coberto de floresta.
110 kilometrekare alan karışık ağaçlardan oluşur ve İngiltere'nin yaşayan antik ormanlarından biridir.Tem mais de 110 km² de floresta, uma das mais antigas da Inglaterra, e que avança para o País de Gales.
Ormanlara hakimdir.É a Sábia da Floresta.
Sherwood Ormanı, İngiltere'nin Nottinghamshire şehrinde bulunan orman.Sherwood é uma grandiosa floresta no condado de Nottingham, na Inglaterra.
Onunla ormanda kısa bir konuşma yapmıştır.Ele vive em uma pequena casa na floresta.
Bu gün mezarı hala o ormanda yer almaktadır.Ainda hoje sua tumba se encontra naquele país.
Yaz gelince yemyeşil ormanlarla ve çiçeklerle bezenmektedir.No Verão, tende a alimentar-se de arbustos e flores.
Kuzey Kara Ormanların (Schwarzwald) içinde yer alır.Para leste situa-se a Floresta Negra (Schwarzwald).
Ormanlık alanların varlığı nedeni ile ormancılık da ilçede önemli bir geçim kaynağıdır.A questão de se ela regenera bem no interior das florestas ainda é motivo de disputa.
Ormanlarda bulunur.Localizado em Mežciems.
Risk faktörleri arasında yoksulluk, beslenme bozukluğu, ormanların tahribi ve şehirleşme sayılabilir.Entre os fatores de risco estão a pobreza, a desnutrição, desmatamento e urbanização.
Ormanın içinde koşmaya başlar.Começo da Arte na Selva.
Akabinde, Ohio, Lancaster'da Orman Rose Mezarlığı'na gömüldü.Ele foi sepultado no Cemitério Forest Rose, em Lancaster, Ohio.
Doğu kıyısının en kuzey noktası tropik yağmur ormanları ile kaplı Cape York Yarımadası'dır.O ponto norte da costa leste é a tropical Península do Cabo York.
Siegfried ormana doğru oradan uzaklaşır.Sieglinde agradece e parte para a floresta.
Köyden 200 veya 300 metre ne tarafa gidilirse gidilsin ormanlarla kaplıdır.No planalto, em altitude superior a 300 a 400 m, essa floresta faz divisa com os campos.
Bu ormanlar sarıçam ağaçlarından oluşmaktadır.Esta Orquídea cresce sobre árvores.
Etrafındaki orman ve yayları tam bir doğa şaheseridir.O lago e os seus arredores são uma reserva natural.
Orman Genel Müdürlüğü.Chefe da guarda florestal.
İlçe arazisinin büyük bir kısmı orman ile örtülüdür.Além disso, grande parte da reserva consiste num bosque primário.
Kara Elfler (Drowlar) - Eski zamanlarda Elf ırkının bir kısmı Lanetli Ormanlardaki mağaralara kovulmuştur.Anjos, outrora parte da legião de Deus caíram em desgraça.
Ormanlık, bataklık, savan ve açık alanlarda bulunabilir.Pode Ser Encontrado em Pastos, Florestas e Savanas.
Göl çevresi ormanlarla kaplıdır.O lago é cercado por florestas de faias.
1961'de bir ormancılık enstitüsüne girdi.Mudou para horto florestal em 1956.
Orman yangınları başlayabilir.Combate a Incêndios Florestais.
Etrafı dağlık ve ormanlıktır.A cidade é cercada por montanhas e florestas.
Asya altın kedisi ormanlarda yaşar.A maioria das espécies de calau asiáticas habita zonas de floresta densa.
Ormanlık alandaki bölümü halen ayaktadır.O muro do campo direito ainda está em pé.
Fazla ağaçlı ormanları ve sulak alanları sevmezler.Não gosta da noite, florestas escuras e acampar.
Bu düzlük otlaklardan ve ormanlardan meydana gelir ve Büyük Allen bataklığı da bu ovadadır.Esta fruta ocorre em cerrados e cerradões, ao longo de todo o bioma Cerrado.
Çiftliklerinden kaçmış köle çeteleri ormanlarda kaçak bir şekilde yaşarlardı.Os escravos que escapavam das plantações fugiam para as selvas, para viver com os indígenas.
Aynı şekilde yağmur ormanlarının korunmasına da yardım ediyordu.Isto também fornece proteção contra a chuva.
İkizce’de orman.A Primavera na Floresta Verde 2.
Locke su bulmak amacıyla ormana dalar.Locke entra na selva para buscar um pouco.
Fakat Lara ormandaki gizli bir klübede saklanmak zorunda kaldı böylelikle Jüpiter onu bulamayacaktı.À Horn foi oferecido um lugar na Juilliard School, mas sua família não tinha condições de mandá-la para lá.
Orman ve fundalıklar il topraklarının %3’ünü kaplar.Pode ser chamada de floresta tropical caso ocupe apenas 3% do território nacional.
Havzanın 1700–1800 m rakımına kadar olan vadi yamaçları geniş ve iğne yapraklı ormanlarla kaplıdır.As encostas da montanha, até uma altura de 1700-1800 metros, estão cobertas por abetos e florestas de faias.
Genellikle ormanların, deniz seviyesinden 1400 metrenin üzerindeki bölgelerde bulunmuştur.Geralmente vivem em florestas perenes abaixo de 1.500 metros de altitude.
Türkiye Ormanları.Fóruns Regionais.
Sağ kanatta, Yartzevo yakınlarındaki ormanlık bölgede şiddetli çatışmalar patlak verdi.Aan de rechterflank braken zware gevechten uit in de bossen bij Jartzevo.
Tai Ormanı Rezervi 1926'da kuruldu ve 1972'de ulusal park statüsüne yükseldi.In 1926 werd het gebied opgericht en in 1972 kreeg het de status van nationaal park.
Ormanın içinde yine bir azmak vardır.Op het dak staat aan de westzijde een houten dakruiter.
Çok nemli yağmur ormanlarından kaçınırlar.Het is een bewoner van regenwouden.
25 Ağustos - Fatih Ormanı yangını söndürüldü.Maandag 11 augustus - De bosbrand is onder controle.
Rehber Bobby Joe kaçmayı dener ama ormanda ağaçların saldırısına uğrar.Bobby Joe vlucht het bos in, maar wordt daar aangevallen door levende bomen die haar vierendelen.
Kivi Deve Kuşu, Yeni Zelanda ormanlarında yaşarlar.Deze vogels leven in de bossen van Nieuw-Zeeland.
Deprem Stel Ormanı'ndaki stellerin birçoğuna hasar vermiştir.De aardbeving vernielde vele van de Stelen van Stele Woud.
Aynı şekilde yağmur ormanlarının korunmasına da yardım ediyordu.Daarnaast zorgt het woud zelf ook voor regen.
Sinharaja Orman Rezervi, Sri Lanka'da bir ulusal parktır.Het woudreservaat Sinharaja is een nationaal park in Sri Lanka.
Ormanlar ve çayırlar, tarım alanı açmak için yakılmaktadır.Bossen worden hier gekapt of verbrand om plaats te maken voor landbouwgrond.