Makedonyalılar ordugahı.モロッコ軍の将軍。
Ordugahta sadece hastalar, kadınlar ve çocuklar kaldı.평화의 제단에는 남성들뿐만 아니라 여성과 아이들도 새겨져 있다.
Ordugahta sadece hastalar, kadınlar ve çocuklar kaldı.בעורף נותרו הנשים, הילדים והקשישים.
Romalılar ordugahlarından bir huruç hareketine başladılar.הרומאים החלו גם לארגן מחדש את כוחם הצבאי.
Makedonyalılar ordugahı.Народоосвободителна войска на Македония.
Fakat öğleden sonra, yeni yapılan küçük ordugaha saldırıya geçti ve geri püskürtüldü.Popoldan naslednjega dne je v napad krenila pehota in bila odbita.
Makedonyalılar ordugahı.Makedonskega za pomoč.
Önce Romalı ordugahın 10 km kadar uzaklıkta bir ordugah kurdu.Rimljani so sprva načrtovali trdnjave na vsakih 10 km.
Haçlı ordugahı bunu hiç savunmalı değildi ve direnme yapamadı.Naslednji križarski napad je bil premočan in se ga ni dalo odbiti.
Ancak kamp takipçisi ihtiyarlar, kadınlar ve çocuklar ve bazı papazlar ordugahta geride bırakıldı.Medtem ko so se možje bojevali na obzidju, so starci, ženske in otroci molili v cerkvi.
Ailelerine göre sayılan İsrailliler bunlardı. Ordugahlardaki bütün bölüklerin toplamı 603 550 kişiydi.Jumlah orang Israel yang terdaftar dalam kesatuan-kesatuan menurut pasukan masing-masing, adalah 603.550 orang
Ailelerine göre sayılan İsrailliler bunlardı. Ordugahlardaki bütün bölüklerin toplamı 603 550 kişiydi.이상은 이스라엘 자손이 그 종족을 따라 계수함을 입은 자니 모든 진의 군대 곧 계수함을 입은 자의 총계가 육십 만 삼천 오백 오십 명이었으며
Ailelerine göre sayılan İsrailliler bunlardı. Ordugahlardaki bütün bölüklerin toplamı 603 550 kişiydi.אלה פקודי בני ישראל לבית אבתם כל פקודי המחנת לצבאתם שש מאות אלף ושלשת אלפים וחמש מאות וחמשים׃
Ailelerine göre sayılan İsrailliler bunlardı. Ordugahlardaki bütün bölüklerin toplamı 603 550 kişiydi.這 些 以 色 列 人 、 照 他 們 的 宗 族 、 按 他 們 的 軍 隊 、 在 諸 營 中 被 數 的 、 共 有 六 十 萬 零 三 千 五 百 五 十 名
Ailelerine göre sayılan İsrailliler bunlardı. Ordugahlardaki bütün bölüklerin toplamı 603 550 kişiydi.這些 以色列人 、 照 他 們 的 宗族 、 按 他 們的軍隊 、 在 諸營 中 被 數的 、 共 有 六十 萬 零三千五百五十 名
Akıncılar üç koldan Filistlilerin ordugahından çıktılar. Kollardan biri Şual bölgesindeki Ofraya,Al spoedig verlieten drie groepen plunderaars het Filistijnse kamp;
Akıncılar üç koldan Filistlilerin ordugahından çıktılar. Kollardan biri Şual bölgesindeki Ofraya,Din tabăra Filistenilor au ieşit trei cete ca să pustiască: una a luat drumul spre Ofra, spre ţara Şual;
Akıncılar üç koldan Filistlilerin ordugahından çıktılar. Kollardan biri Şual bölgesindeki Ofraya,I vyšli zhoubcové z vojska Filistinského na tré rozdělení. Houf jeden obrátil se k cestě Ofra, k zemi Sual;
Akıncılar üç koldan Filistlilerin ordugahından çıktılar. Kollardan biri Şual bölgesindeki Ofraya,I wyszły dla zdobyczy z obozu Filistyńskiego trzy hufce: hufiec jeden obrócił się drogą ku Ofra do ziemi Saul;
Akıncılar üç koldan Filistlilerin ordugahından çıktılar. Kollardan biri Şual bölgesindeki Ofraya,노략군들이 삼대로 블레셋 사람의 진에서 나와서 한 대는 오브라 길로 말미암아 수알 땅에 이르렀고
Akıncılar üç koldan Filistlilerin ordugahından çıktılar. Kollardan biri Şual bölgesindeki Ofraya,И от филистимския стан излязоха три чети грабители; една чета се отправи по пътя за Офра към земята Согал;
Akıncılar üç koldan Filistlilerin ordugahından çıktılar. Kollardan biri Şual bölgesindeki Ofraya,ויצא המשחית ממחנה פלשתים שלשה ראשים הראש אחד יפנה אל דרך עפרה אל ארץ שועל׃
Akıncılar üç koldan Filistlilerin ordugahından çıktılar. Kollardan biri Şual bölgesindeki Ofraya,فخرج المخربون من محلّة الفلسطينيين في ثلاث فرق. الفرقة الواحدة توجهت في طريق عفرة الى ارض شوعال
Akıncılar üç koldan Filistlilerin ordugahından çıktılar. Kollardan biri Şual bölgesindeki Ofraya,有 掠 兵 從 非 利 士 營 中 出 來 、 分 為 三 隊 、 一 隊 往 俄 弗 拉 向 書 亞 地 去
Akıncılar üç koldan Filistlilerin ordugahından çıktılar. Kollardan biri Şual bölgesindeki Ofraya,有 掠兵 從非利 士營 中 出來 、 分 為 三 隊 、 一 隊 往 俄弗拉 向 書亞 地 去
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.A keď sa bude chýliť k večeru, umyje sa vodou, a keď zajde slnko, vojde do tábora.
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.Ale když bude k večerou, umyje se vodou, a po západu slunce vejde do stanů.
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.Ale na dworze zostaniesz, a człowiek, któremuś pożyczył, wyniesie do ciebie zastaw przed dom.
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.buổi chiều người sẽ tắm trong nước , rồi khi mặt_trời vừa lặn , sẽ vào trại quân lại .
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.buổi chiều người sẽ tắm trong nước, rồi khi mặt trời vừa lặn, sẽ vào trại quân lại.
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.en buiten blijven tot de avond; daarna moet hij zich baden en bij zonsondergang weer terugkeren in het kamp.
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.És mikor eljõ az estve, mossa meg magát vízzel, és a nap lementével menjen be a táborba.
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.Illan suussa hän peseytyköön vedessä, ja auringon laskettua hän tulkoon leiriin.
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.해질 때에 목욕하고 해진 후에 진에 들어올것이요
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.ko pa se zvečeri, naj se izkoplje v vodi in po solnčnem zahodu se sme vrniti v tabor.
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.Menjelang sore ia harus mandi dan waktu matahari terbenam ia boleh kembali ke perkemahan
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.Mot aften skal han bade sig i vann, og når solen går ned, kan han komme inn i leiren.
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.når det lakker mod Aften, skal han tvætte sig med Vand, og når Solen går ned, må han atter komme ind i Lejren.
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.Och mot aftonen skall han bada sig i vatten, och när solen går ned, får han gå in i lägret. --
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.Porém, ao cair da tarde, ele se lavará em água; e depois do sol posto, entrará no meio do arraial.
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.spre seară, să se scalde în apă, şi după asfinţitul soarelui va putea să se întoarcă în tabără.
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.sur le soir il se lavera dans l`eau, et après le coucher du soleil il pourra rentrer au camp.
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.και προς την εσπεραν θελει λουσθη εν υδατι και δυνοντος του ηλιου θελει εισελθει εντος του στρατοπεδου.
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.а привечер да се окъпе във вода, и когато залезе слънцето да влезе в стана.
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.а при наступлении вечера должен омыть тело свое водою, и по захождении солнца может войти в стан.
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.והיה לפנות ערב ירחץ במים וכבא השמש יבא אל תוך המחנה׃
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.ونحو اقبال المساء يغتسل بماء وعند غروب الشمس يدخل الى داخل المحلّة
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.到 傍 晚 的 時 候 、 他 要 用 水 洗 澡 、 及 至 日 落 了 纔 可 以 入 營
Akşama doğru yıkansın, gün batımında ordugaha dönsün.到 傍晚 的 時候 、 他 要 用 水 洗澡 、 及至 日落 了 纔 可以 入營
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.A stalo sa večer, že priletely hore prepelice a pokryly tábor, a ráno ležala vrstva rosy okolo tábora.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.És lõn, hogy estve fürjek jövének fel és ellepék a tábort, reggel pedig harmatszállás lõn a tábor körûl.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.In zgodi se zvečer, da so priletele prepelice in pokrile tabor; in zjutraj je ležala rosa okrog tabora.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Ja illalla tuli viiriäisiä, ja ne peittivät leirin, ja aamulla laskeutui kastesumu leirin ympärille.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.저녁에는 메추라기가 와서 진에 덮이고 아침에는 이슬이 진 사면에 있더니
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Och om aftonen kommo vaktlar och övertäckte lägret, och följande morgon låg dagg fallen runt omkring lägret.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Stało się tedy wieczór, że się zleciały przepiórki, a okryły obóz, a rano rosa leżała około obozu;
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Tedy stalo se u večer, že přiletěly křepelky a přikryly tábor; ráno pak spadla rosa okolo táboru.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Und am Abend kamen Wachteln herauf und bedeckten das Heer. Und am Morgen lag der Tau um das Heer her.
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.Вечером налетели перепелы и покрыли стан, а поутру лежала роса около стана;
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı.И така, на вечерта долетяха пъдпъдъци и покриха стана; а на утринта на всякъде около стана беше паднала роса.