Ordugahlarının ortasına, Konakladıkları yerin çevresine düşürdü.落 在 他 們 的 營 中 、 在 他 們 住 處 的 四 面
Ordugahlarının ortasına, Konakladıkları yerin çevresine düşürdü.落在 他 們 的 營中 、 在 他 們住處 的 四面
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.A una vienen sus tropas; allanan su camino contra mí, y ponen sitio alrededor de mi morada
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.Các đạo binh Ngài đã cùng nhau kéo tới , Ðắp đường họ để đến hãm đánh tôi , Và đóng ở chung_quanh trại tôi .
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.Các đạo binh Ngài đã cùng nhau kéo tới, Ðắp đường họ để đến hãm đánh tôi, Và đóng ở chung quanh trại tôi.
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.Čete njegove so hkrati pridrle in napravile svojo pot zoper mene, in raztaborile so se okrog šatora mojega.
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.Hänen sotajoukkonsa tulivat yhdessä ja tekivät tiensä minua vastaan ja leiriytyivät minun majani ympärille.
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.Hans hærflokker kommer alle sammen og rydder sig vei mot mig, og de leirer sig rundt om mitt telt.
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.Hans skaror draga samlade fram och bereda sig väg till anfall mot mig; de lägra sig runt omkring min hydda.
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.Hij stuurt Zijn troepen om mijn tent te omsingelen en te belegeren.
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.Juntas as suas tropas avançam, levantam contra mim o seu caminho, e se acampam ao redor da minha tenda.
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.그 군대가 일제히 나아와서 길을 수축하고 나를 치며 내 장막을 둘러 진 쳤구나
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.Oştile Lui au pornit deodată înainte, şi-au croit drum pînă la mine, şi au tăbărît în jurul cortului meu.
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.Pasukan-Nya menyerbu tanpa dapat dibendung; jalanku dihalangi, dan kemahku dikepung
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.Pročež přitáhše houfové jeho, učinili sobě ke mně cestu, a vojensky se položili okolo stanu mého.
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.Przyszły razem hufy jego, i utorowały przeciwko mnie drogę swoję, i obległy w około namiot mój.
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.Razom prišly jeho čaty, vysypali proti mne svoju cestu a táboria vôkol môjho stánu.
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.samlede rykker hans Flokke frem og bryder sig Vej imod mig, de lejrer sig om mit Telt.
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.Seregei együtt jövének be és utat csinálnak ellenem, és az én sátorom mellett táboroznak.
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.Полки Его пришли вместе и направили путь свой ко мне и расположились вокруг шатра моего.
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.Полковете Му настъпват заедно, Та заздравяват пътя си против мене, И разполагат се в стан около шатъра ми.
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.יחד יבאו גדודיו ויסלו עלי דרכם ויחנו סביב לאהלי׃
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.معا جاءت غزاته واعدّوا عليّ طريقهم وحلّوا حول خيمتي.
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.他 的 軍 旅 一 齊 上 來 、 修 築 戰 路 攻 擊 我 、 在 我 帳 棚 的 四 圍 安 營
Orduları üstüme üstüme geliyor, Bana karşı rampalar yapıyor, Çadırımın çevresinde ordugah kuruyorlar.他 的 軍旅 一 齊 上來 、 修築 戰路 攻擊 我 、 在 我 帳棚 的 四 圍安營
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Karena itu, marilah kita pergi kepada-Nya di luar perkemahan dan turut dihina bersama Dia
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.그런즉 우리는 그 능욕을 지고 영문밖으로 그에게 나아가서
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.La oss da gå ut til ham utenfor leiren og bære hans vanære!
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Laten wij dan naar Hem toe gaan, buiten de stad en dezelfde schande dragen die Hij gedragen heeft.
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Låtom oss alltså gå ut till honom »utanför lägret» och bära hans smälek.
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Menjünk ki tehát õ hozzá a táboron kívül, az õ gyalázatát hordozván.
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Niin menkäämme siis hänen tykönsä "ulkopuolelle leirin", hänen pilkkaansa kantaen;
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Saiamos pois a ele fora do arraial, levando o seu opróbrio.
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Să ieşim dar afară din tabără la El, şi să suferim ocara Lui.
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Så lader os da gå ud til ham uden for Lejren, idet vi bære hans Forsmædelse;
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Salgamos pues a él, fuera del campamento, llevando su afrenta
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.So laßt uns nun zu ihm hinausgehen aus dem Lager und seine Schmach tragen.
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Sortons donc pour aller à lui, hors du camp, en portant son opprobre.
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Usciamo dunque anche noi dall'accampamento e andiamo verso di lui, portando il suo obbrobrio
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Vậy nên chúng ta hãy ra ngoài trại quân, đặng đi tới cùng Ngài, đồng chịu điều sỉ nhục.
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Vậy nên chúng_ta hãy ra ngoài trại quân , đặng đi tới cùng Ngài , đồng chịu điều sỉ_nhục .
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Vyjděmež tedy k němu ven z stanů, pohanění jeho nesouce.
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Vyjdime tedy za ním von za tábor nesúc jeho pohanenie.
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Wynijdźmyż tedy do niego za obóz, nosząc urąganie jego.
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Zatorej izidimo k njemu ven za šatorišče, noseč sramoto njegovo!
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Ας εξερχωμεθα λοιπον προς αυτον εξω του στρατοπεδου, τον ονειδισμον αυτου φεροντες
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Итак выйдем к Нему за стан, нося Его поругание;
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Но моля ви се , братя, да ви не бъде тежко това увещателно слово, защото накъсо ви писах.
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.Тим же опе вийдімо до Нього осторонь стану, дізнаючи наруги Його.
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.לכן נצאה נא אליו אל מחוץ למחנה ונשא את חרפתו׃
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.فلنخرج اذا اليه خارج المحلّة حاملين عاره.
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.這 樣 、 我 們 也 當 出 到 營 外 就 了 他 去 、 忍 受 他 所 受 的 凌 辱
Öyleyse biz de Onun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarıya çıkıp yanına gidelim.這樣 、 我們 也 當出 到 營外 就 了 他 去 、 忍受 他 所 受 的 凌辱
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.A stalo sa tej noci, že mu riekol Hospodin: Vstaň, sídi do tábora, lebo som ho vydal do tvojej ruky.
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.És monda néki az Úr azon az éjszakán: Kelj fel, menj alá a táborba, mert kezedbe adtam õket.
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.In zgodi se tisto noč, da mu reče GOSPOD: Vstani, pojdi doli v tabor! zakaj dal sem ti ga v roko.
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.I stalo se, že noci té řekl jemu Hospodin: Vstana, sstup k vojsku, nebo dal jsem je v ruku tvou.
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.I stało się onej nocy, że rzekł do niego Pan. Wstań, znijdź do obozu, bom go dał w ręce twoje;
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.이 밤에 여호와께서 기드온에게 이르시되 일어나 내려가서 적진을 치라 내가 그것을 네 손에 붙였느니라
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.L`Éternel dit à Gédéon pendant la nuit: Lève-toi, descends au camp, car je l`ai livré entre tes mains.