Kâhin hastaya ordugahın dışında bakacak. Hastalık iyileşmişse,thầy tế lễ sẽ ra ngoài trại quân mà khám bịnh cho. Nếu vít phung của người bịnh lành rồi,
Kâhin hastaya ordugahın dışında bakacak. Hastalık iyileşmişse,thầy tế_lễ sẽ ra ngoài trại quân mà khám bịnh cho . Nếu vít phung của người bịnh lành rồi ,
Kâhin hastaya ordugahın dışında bakacak. Hastalık iyileşmişse,и свещеникът, като излезе вън от стана да прегледа; и ако прокаженият е оздравял от раната на проказата,
Kâhin hastaya ordugahın dışında bakacak. Hastalık iyileşmişse,священник выйдет вон из стана, и если священник увидит, чтопрокаженный исцелился от болезни прокажения,
Kâhin hastaya ordugahın dışında bakacak. Hastalık iyileşmişse,ויצא הכהן אל מחוץ למחנה וראה הכהן והנה נרפא נגע הצרעת מן הצרוע׃
Kâhin hastaya ordugahın dışında bakacak. Hastalık iyileşmişse,ويخرج الكاهن الى خارج المحلّة فان رأى الكاهن واذا ضربة البرص قد برئت من الابرص
Kâhin hastaya ordugahın dışında bakacak. Hastalık iyileşmişse,祭 司 要 出 到 營 外 察 看 . 若 見 他 的 大 痲 瘋 痊 愈 了
Kâhin hastaya ordugahın dışında bakacak. Hastalık iyileşmişse,祭司 要 出 到 營外 察看 . 若 見 他 的 大 痲瘋 痊愈 了
Kenti kuşat, duvarla çevir. Kente karşı toprak rampalar yap, ordugah kur, çevresine kütükler yerleştir.그 성읍을 에워싸되 운제를 세우고 토둔을 쌓고 진을 치고 공성 퇴를 둘러 세우고
Kenti kuşat, duvarla çevir. Kente karşı toprak rampalar yap, ordugah kur, çevresine kütükler yerleştir.ונתתה עליה מצור ובנית עליה דיק ושפכת עליה סללה ונתתה עליה מחנות ושים עליה כרים סביב׃
Kenti kuşat, duvarla çevir. Kente karşı toprak rampalar yap, ordugah kur, çevresine kütükler yerleştir.واجعل عليها حصار وابن عليها برجا واقم عليها مترسة واجعل عليها جيوشا واقم عليها مجانق حولها.
Kenti kuşat, duvarla çevir. Kente karşı toprak rampalar yap, ordugah kur, çevresine kütükler yerleştir.又 圍 困 這 城 、 造 臺 築 壘 、 安 營 攻 擊 、 在 四 圍 安 設 撞 錘 攻 城
Kenti kuşat, duvarla çevir. Kente karşı toprak rampalar yap, ordugah kur, çevresine kütükler yerleştir.又 圍困這城 、 造臺 築壘 、 安營 攻擊 、 在 四圍安設 撞錘 攻城
korkarak, ‹‹Tanrılar ordugaha gelmiş›› dediler, ‹‹Vay başımıza! Daha önce buna benzer bir olay olmamıştı.블레셋 사람이 두려워하여 가로되 신이 진에 이르렀도다 하고 또 가로되 우리에게 화로다 전일에는 이런 일이 없었도다
korkarak, ‹‹Tanrılar ordugaha gelmiş›› dediler, ‹‹Vay başımıza! Daha önce buna benzer bir olay olmamıştı.ויראו הפלשתים כי אמרו בא אלהים אל המחנה ויאמרו אוי לנו כי לא היתה כזאת אתמול שלשם׃
korkarak, ‹‹Tanrılar ordugaha gelmiş›› dediler, ‹‹Vay başımıza! Daha önce buna benzer bir olay olmamıştı.فخاف الفلسطينيون لانهم قالوا قد جاء الله الى المحلّة. وقالوا ويل لنا لانه لم يكن مثل هذا منذ امس ولا ما قبله.
korkarak, ‹‹Tanrılar ordugaha gelmiş›› dediler, ‹‹Vay başımıza! Daha önce buna benzer bir olay olmamıştı.非 利 士 人 就 懼 怕 起 來 、 說 、 有 神 到 了 他 們 營 中 . 又 說 、 我 們 有 禍 了 . 向 來 不 曾 有 這 樣 的 事
korkarak, ‹‹Tanrılar ordugaha gelmiş›› dediler, ‹‹Vay başımıza! Daha önce buna benzer bir olay olmamıştı.非利士人 就 懼怕 起來 、 說 、 有神 到 了 他 們營 中 . 又 說 、 我們有禍 了 . 向 來不曾 有 這樣 的 事
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.E Moisés levou o povo fora do arraial ao encontro de Deus; e puseram-se ao pé do monte.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.És kivezeté Mózes a népet a táborból az Isten eleibe és megállának a hegy alatt.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.In Mojzes je vedel ljudstvo iz tabora Bogu naproti; in postavili so se spodaj ob gori.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.I wywiódł Mojżesz lud na przeciwko Bogu z obozu, a stanęli pod samą górą.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.모세가 하나님을 맞으려고 백성을 거느리고 진에서 나오매 그들이 산 기슭에 섰더니
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Men Mose förde folket ut ur lägret, Gud till mötes; och de ställde sig nedanför berget.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Men Moses førte folket ut av leiren til møte med Gud, og de stilte sig nedenfor fjellet.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Moise a scos poporul din tabără, spre întîmpinarea lui Dumnezeu, şi s'au aşezat la poalele muntelui.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Môi-se bèn biểu dân ra khỏi trại quân nghinh tiếp Ðức Chúa Trời; dân sự dừng lại tại chân núi.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Môi-se bèn biểu dân ra khỏi trại quân nghinh_tiếp Ðức_Chúa_Trời ; dân_sự dừng lại tại chân núi .
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Moïse fit sortir le peuple du camp, à la rencontre de Dieu; et ils se placèrent au bas de la montagne.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Moisés hizo salir al pueblo del campamento al encuentro de Dios, y se detuvieron al pie del monte
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Mozes leidde hen het kamp uit om God te ontmoeten en zij bleven staan aan de voet van de berg.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Musa membawa mereka keluar untuk bertemu dengan Allah, lalu mereka berdiri di kaki gunung itu
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Så førte Moses Folket fra Lejren hen for Gud, og de stillede sig neden for Bjerget.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Silloin Mooses vei kansan leiristä Jumalaa vastaan, ja he asettuivat vuoren juurelle.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Tedy Mojžíš vyvedl lid z ležení vstříc Bohu; a lid stál dole pod horou.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Und Mose führte das Volk aus dem Lager Gott entgegen, und es trat unten an den Berg.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Vtedy vyviedol Mojžiš ľud z tábora vústrety Bohu, a zastanúc stáli pod vrchom.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Τοτε εξηγαγεν ο Μωυσης τον λαον εκ του στρατοπεδου εις την συναντησιν του Θεου και εσταθησαν υπο το ορος.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.И вывел Моисей народ из стана в сретение Богу, и стали у подошвы горы.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Тогава Моисей изведе людете из стана, за да посрещнат Бога; и застанаха под планината.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.ויוצא משה את העם לקראת האלהים מן המחנה ויתיצבו בתחתית ההר׃
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.واخرج موسى الشعب من المحلّة لملاقاة الله. فوقفوا في اسفل الجبل.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.摩 西 率 領 百 姓 出 營 迎 接 神 、 都 站 在 山 下
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.摩西 率 領 百姓 出 營 迎接 神 、 都 站在 山下
Musa, Kâhin Elazar ve topluluğun önderleri onları karşılamak için ordugahın dışına çıktılar.A vyšli, Mojžiš a Eleazár, kňaz, i všetky kniežatá obce oproti nim von za tábor.
Musa, Kâhin Elazar ve topluluğun önderleri onları karşılamak için ordugahın dışına çıktılar.Bấy giờ, Môi-se, Ê-lê-a-sa, thầy tế lễ, và hết thảy hội trưởng đi ra đón rước chúng binh ngoài trại quân.
Musa, Kâhin Elazar ve topluluğun önderleri onları karşılamak için ordugahın dışına çıktılar.I vyšli Mojžíš a Eleazar kněz a všecka knížata shromáždění proti nim ven za stany.
Musa, Kâhin Elazar ve topluluğun önderleri onları karşılamak için ordugahın dışına çıktılar.Kimenének azért Mózes és Eleázár pap, és a gyülekezetnek minden fejedelme õ eléjök a táboron kívül.
Musa, Kâhin Elazar ve topluluğun önderleri onları karşılamak için ordugahın dışına çıktılar.모세와 제사장 엘르아살과 회중의 족장들이 다 진 밖에 나가서 영접하다가
Musa, Kâhin Elazar ve topluluğun önderleri onları karşılamak için ordugahın dışına çıktılar.Men Moses, Præsten Eleazar og alle Menighedens Øverste gik dem i Møde uden for Lejren,
Musa, Kâhin Elazar ve topluluğun önderleri onları karşılamak için ordugahın dışına çıktılar.Moïse, le sacrificateur Éléazar, et tous les princes de l`assemblée, sortirent au-devant d`eux, hors du camp.
Musa, Kâhin Elazar ve topluluğun önderleri onları karşılamak için ordugahın dışına çıktılar.Moise, preotul Eleazar, şi toţi mai marii adunării, le-au ieşit înainte, afară din tabără.
Musa, Kâhin Elazar ve topluluğun önderleri onları karşılamak için ordugahın dışına çıktılar.Mojzes pa in Eleazar duhovnik in vsi knezi občine jim pridejo naproti ven za tabor.
Musa, Kâhin Elazar ve topluluğun önderleri onları karşılamak için ordugahın dışına çıktılar.Mosè, il sacerdote Eleazaro e tutti i principi della comunità uscirono loro incontro fuori dell'accampamento
Musa, Kâhin Elazar ve topluluğun önderleri onları karşılamak için ordugahın dışına çıktılar.Mozes, de priester Eleazar en alle leiders van het volk gingen het zegevierende leger tegemoet,
Musa, Kâhin Elazar ve topluluğun önderleri onları karşılamak için ordugahın dışına çıktılar.Och Mose och prästen Eleasar och alla menighetens hövdingar gingo dem till mötes utanför lägret.
Musa, Kâhin Elazar ve topluluğun önderleri onları karşılamak için ordugahın dışına çıktılar.Og Moses og Eleasar, presten, og alle menighetens høvdinger gikk dem i møte utenfor leiren.
Musa, Kâhin Elazar ve topluluğun önderleri onları karşılamak için ordugahın dışına çıktılar.Silloin Mooses ja pappi Eleasar ja kaikki kansan päämiehet lähtivät heitä vastaan leirin ulkopuolelle.
Musa, Kâhin Elazar ve topluluğun önderleri onları karşılamak için ordugahın dışına çıktılar.Und Mose und Eleasar, der Priester, und alle Fürsten der Gemeinde gingen ihnen entgegen, hinaus vor das Lager.
Musa, Kâhin Elazar ve topluluğun önderleri onları karşılamak için ordugahın dışına çıktılar.И вышли Моисей и Елеазар священник и все князья общества навстречу им из стана.