Bunlar esîr çekimini yerçekimsel kütle ile doğru orantılı olduğunu varsaydılar.Polegały one na dokładnym wyznaczeniu koryta o szerokości ok.
Brezilya'da orantılı olarak yüksek şehirleşme oranı bulunduğu belgelenmektedir.W Brazylii założono miasto Presidente Prudente.
İndüksiyon gerilimi, akımda zamanla meydana gelen değişimle orantılıdır.Niemniej, planowany zakres modernizacji ulega zmianom, co do założeń przez co proces jest przesuwany w czasie.
Meclis, 513 milletvekilinden oluşur ve bunlar dört yıllık süre için orantılı olarak seçilir.Składa się z 513 członków wybieranych na czteroletnią kadencję.
İmgeler, kullanılan ağaçlarla orantılı olmalıdır.Roślina ozdobna – stosowana na żywopłoty.
Brezilya'da orantılı olarak yüksek şehirleşme oranı bulunduğu belgelenmektedir.Det beror också på att läskunnigheten är ganska låg i Brasilien.
Hayvansal üretim de bahçecilik ile ters orantılı olarak azalmıştır.Påfallande är den reducerade könsdimorfismen.
Gözlem uçuşu mesafesi ülkenin arazisinin büyüklüğü ile orantılı olarak hesaplanır.Ansökans största svaghet anses ligga i avståndet mellan städerna.
Meclis, parti listesinden orantılı temsil oranıyla seçilen 42 üyeden oluşur.Палата складається з 42 членів, які обираються за партійними списками пропорційного представництва.
"Bir şeyin olma olasılığı, isteme olasılığı ile ters orantılıdır."Naděje je jistota, že něco má smysl."
Düzgün bir yerçekimi alanında, bir noktada çekim potansiyel yüksekliği ile orantılıdır.V rovnoměrném gravitačním poli je gravitační potenciál přímo úměrný výšce.
Doğru parçasının uzunluğu ise, vektör büyüklüğü ile doğru orantılıdır.Velikost musí přesně odpovídal velikosti nohy.
O kadar uzundu ki ancak beline geliyorduk ve orantılıydı..."Strávila jsem příliš mnoho času vleže… jen ho spalte!"
Elektrotta serbest kalan madde miktarı, bu maddenin eşdeğer ağırlığıyla doğru orantılıdır.Hustota plynu je nepřímo úměrná hmotnosti tělesa.
Endodoksindenki azalma sıcaklık ve ısınma süresiyle orantılıdır.Definovaná míra redukce endotoxinu je korelací mezi časem a teplotou.
Özhacim aynı zamanda özkütle ile ters orantılıdır.La fel plâng inimile fără de noroc.
İz etrafındaki kabarcıkların yoğunluğu parçacıkların kaybettiği enerji ile doğru orantılıdır.Densitatea bulelor în jurul unei urme este proporțională cu cantitatea de energie pierdută de particulă.
O orantılı bir figüre sahiptir.Are o figură bine proporționată.
O orantılı bir figüre sahiptir.El are o figură bine proporționată.
O orantılı bir figüre sahiptir.Ea are o figură bine proporționată.
Ceza suça orantılı olmalı.Pedeapsa ar trebui să fie proporțională cu infracțiunea.
Her insanın ödemesi çalışması ile orantılı olacaktır.Salariul fiecărei persoane va fi proporțional cu munca depusă.
Orantılı cücelikte ise hem ekstremite hem de gövde olağan dışı derecede küçüktür.Az emberfeletti és az állatias is egyaránt igen ritka.
Her ülke için ayrılan üye sayısı o ülkenin nüfusuyla doğru orantılıdır.Az országban lakó minden nemzetnek lakossága számarányában van megfelelő képviselete.
1972 - Jacob BEKENSTEIN; kara delikler yüzey alanlarıyla orantılı bir entropiye sahiptiri önerir.Vuonna 1972 Bekenstein ehdotti, että mustilla aukoilla on oltava tietty entropia.
Nem: Yüksek orantılı nem (%70) ister.Kirjoitusvaiheessa valittavia virheenkorjaustasoja on neljä, matalasta (7 %) korkeaan (30 %).
Her ülke için ayrılan üye sayısı o ülkenin nüfusuyla doğru orantılıdır.Kunkin EU:n jäsenvaltion jäsenluku on suhteutettu karkeasti maan väkilukuun.
Her ülke için ayrılan üye sayısı o ülkenin nüfusuyla doğru orantılıdır.Ο αριθμός μελών από κάθε χώρα της ΕΕ αντικατοπτρίζει χονδρικά το μέγεθος του πληθυσμού της.
Bu küçük parça alan büyüklüğü ile doğru orantılıdır ve bu doğrusal bağımlılığı açıklamaktadır.Αυτό το κλάσμα είναι ανάλογο προς την ένταση του πεδίου και αυτό εξηγεί τη γραμμική εξάρτηση.
Aktif tabakanın kalınlığı yük taşıyıcı hareketliliğiyle(Mobilite) ters orantılıdır.Mobilt steinknuseanlegg er et beltegående mobilt (bevegelig) knuserverk.
Doğru orantılı, sıkı ve güçlü yapısı, büyük güç, çeviklik ve dayanıklılığa yol açmaktadır.Dens velbalanserte, tette og kraftige skikkelse vitner om stor kraft, smidighet og utholdenhet.
Büyüklüğü dalga sayısı ve açısal dalga sayısıdır(dalga boyu ile ters orantılıdır).Hukum yang terdapat di dalam nya adalah ucapan dan gubahan Yang Mahakuasa,yang senyata-nyatanya.
O kadar uzundu ki ancak beline geliyorduk ve orantılıydı...""Dia tampaknya lebih jauh dan sibuk dengan dirinya ...
Gaz moleküllerinin hızları mutlak sıcaklıkla doğru orantılıdır.Laju partikel gas berbanding lurus dengan suhu absolutnya.
Bu orantılılık direncin tanımını verir.Cara memegang akan sangat menentukan bentuk serangan.
Bir ışık demeti fotonları ışığın frekansıyla doğru orantılı karakteristik bir enerjiye sahiptir.Foton dari sinar memiliki energi karakteristik yang ditentukan oleh frekuensi cahaya.
Kuvvet vektörlerini oklarla belirtin.( Okların uzunlukları kuvvetlerin büyüklükleri ile orantılı olabilir.)Istilah fana oleh kaum sufi dipakai untuk menunjukkan gugurnya sifat-sifat tercela.
Nem: Yüksek orantılı nem (%70) ister.Protestan pada umumnya nondenominasional dan pada umumnya (70%) perempuan.
Bu fomüller de bileşin içerdiği elementleri ve bu elementlerin birbirine orantılı sayılarını vermektedir.Nó là hỗn hợp bao gồm các hợp chất của nguyên tố này và một số nguyên tố khác.
Altın üçgen, iç açıları 2:2:1 ile orantılı tek üçgendir.Tam giác tỷ lệ vàng cũng là tam giác duy nhất có tỷ số các góc của nó bằng tỉ số 2:2:1.
Parlamento üyeleri, genel oyla beş yıllık dönem için orantılı olarak seçilir.Các thành viên của Quốc hội được bầu theo phổ thông đầu phiếu cho nhiệm kỳ 5 năm.
Bu, onların yüzey ağırlıkları ve yoğunluğunun orantılı olarak kütlesi ile yükseldiği anlamına gelir.Điều này có nghĩa là lực hấp dẫn bề mặt và mật độ của chúng tăng lên theo tỉ lệ với trọng lượng của chúng.
Aynı zamanda metabolik olarak aktif yetişkin insanlarda da bulunur, ama oranı insan yaşı ile ters orantılıdır.Nó cũng có mặt và hoạt động trao đổi chất ở người trưởng thành, nhưng tỷ lệ của nó giảm khi con người già đi.
Altın üçgen, iç açıları 2:2:1 ile orantılı tek üçgendir.よって、黄金三角形は3つの角の比が 2:2:1 となる唯一の三角形である。
1972 - Jacob BEKENSTEIN; kara delikler yüzey alanlarıyla orantılı bir entropiye sahiptiri önerir.1972年 - ヤコブ・ベッケンシュタインがブラックホールはその表面積に比例するエントロピーを持つことを提案する。
Gauss yasası’na göre; yüzeyin bütün bileşenlerine doğru olan elektriksel akı kutuyu kuşatan yükle orantılıdır.ガウスの法則は「閉曲面を貫く全電束は、閉曲面中の全電荷に比例する」という法則である。
Büyüklüğü dalga sayısı ve açısal dalga sayısıdır(dalga boyu ile ters orantılıdır).馬哈希(Maharṣi)的梵文字根,由偉大的(Maha)與仙人(ṛṣi,字面意義為預見者,有能力看見者)組成。
Manyetik alanın yoğunluğu (F) ise, mıknatıs üzerindeki kuvvetle doğru orantılıdır.磁場的強度(F)與磁鐵所受的磁力成正比。
Aynı gerekçeyle GUI bilgisayar uygulamaları (kelime işlemcileri ve web tarayıcıları gibi) orantılı yazıdır.出于同样的原因,GUI计算机应用程序(如文字处理器和瀏覽器)通常使用比例字体。
Meclis, parti listesinden orantılı temsil oranıyla seçilen 42 üyeden oluşur.정당 명부식 비례대표제로 선출된 42명의 의원으로 구성된다.
O kadar uzundu ki ancak beline geliyorduk ve orantılıydı..."그런데 주위를 둘러보니 깜깜했길래 이렇게 덧붙였어요. '...
Diyamanyetik ve paramanyetik maddeler için bu iki nicelik doğru orantılıdır."우리는 경기의 흐름을 되찾아 행운의 2골을 득점하였으며, 그에 따라 우리는 행운의 승자가 되었다."
Özellikle başkalarına olan borcun, sana olan uzaklıklarıyla ters orantılıdır.하지만 마음속 깊은 곳에서는 남들과 다른 것을 서글프게 여긴다.
Bu geçişler |Vij|2 ile orantılıdır.המסע השני הנכון צריך להיות 2.
Nem: Yüksek orantılı nem (%70) ister.Чистото тегло на плода (без кората) е около 70%.
Yapı, birbiriyle orantılı üç kısımdan oluşmaktadır ve bunların toplam yüksekliği 30 metreye ulaşmaktadır.Състои се от три пропорционални части с обща височина от 30 метра.
Hayvansal üretim de bahçecilik ile ters orantılı olarak azalmıştır.Гладът е придружаван и от понижени нива на плодовитост.
Köy nüfuslarıyla orantılı olarak çevre araziler de köyün malı olarak kabul edildi.Жителите на Батак и околните селища приемат проекта като лична обида.
Hastalığa yakalanma riski toplam tütün kullanım süresiyle doğru orantılı olarak artmaktadır.Poznati rizični faktor za nastanak bolesti je pojačana upotreba zgloba šake.
Bir ışık demeti fotonları ışığın frekansıyla doğru orantılı karakteristik bir enerjiye sahiptir.Fotoni svjetla imaju točno određenu količinu energije, koja određuje frekvenciju svjetlosti.