Ana içeriğe geç
Sözlük

oran ile cümle

oran kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kanseri erken yakalamak hayatta kalma oranını arttırır.Catching cancer early increases survival odds.
Kanada'nın suç oranı azalmaktadır.Canada's crime rate is decreasing.
Uygulama, vücut kütle indeks oranını hızlı bir şekilde hesaplamanı sağlıyor.The application allows you to quickly calculate the ratio of body mass index - BMI.
Yeni yasanın % 60 oranında hava kirliliğini azaltması bekleniyor.The new law is expected to cut air pollution by 60%.
Gelir vergisi oranı maaş artışı ile orantılı olarak artar.The income tax rate increases in proportion to the salary increase.
O büyük oranda içeriğe bağlı.It depends largely on the context.
Mısır ABD'de en yüksek oranda sübvanse edilen üründür.Corn is the most highly subsidized crop in the United States.
Tom'un vergi oranı %15 ama sekreterinin vergi oranı %35.Tom's tax rate is 15%, but his secretary's tax rate is 35%.
Hayvan hücrelerindeki karbonhidrat oranı yaklaşık yüzde altıdır.The percentage of carbohydrates in animal cells is approximately 6 percent.
Nispi nem oranını ölçmek için, bir psikrometre kullanabilirsiniz.You can use a psychrometer to measure relative humidity.
ABD'nin hapse girme oranı dünyada en yüksektir.The U.S. incarceration rate is the highest in the world.
ABD'deki silah sahiplik oranı, dünyanın en yükseğidir.The U.S. gun ownership rate is the highest in the world.
Hayat %100 ölüm oranına sahiptir.Life has a 100% fatality rate.
Yükselme hızı irtifadaki süreyle ters orantılı olabilir.Rapidity of rise may be inversely proportional to duration at altitude.
Tom oranın kalabalık olduğunu söylüyor.Tom says it's crowded.
Ben belli bir oranda anlaşırım.I agree to a certain extent.
Dolar ve euro arasındaki dönüştürme oranını biliyor musun?Do you know the conversion rate between dollars and euros?
Onlar tamamen oranın içinde.They're all in there.
Bu şehrin geri dönüşüm oranı sadece %15 tir.This city's recycling rate is only 15%.
Hayvan hücresi, bitki hücresinden daha büyük bir protein oranına sahiptir.The animal cell has a greater percentage of proteins than the plant cell.
Sınıfta orantısız sayıda kız var.There is a disproportionate number of girls in the class.
O, gidiş oranıdır.That's the going rate.
Fransa'nın Avrupa'nın çoğundan daha yüksek bir doğum oranı var.France has a higher birthrate than most of Europe.
Brezilya dünyadaki en yüksek suç oranlarından birine sahiptir.Brazil has one of the highest crime rates in the world.
Kocaların çoğunluğu bana keman çalmaya çalışan bir orangutanı hatırlatır.The majority of husbands remind me of an orangutan trying to play the violin.
Ölüm oranı düştü.The mortality rate has fallen.
Biz asla onu bu oranda yapmayacağız.We'll never make it at this rate.
Oranın aşağısında ne meydana geldi?What happened down there?
2013'te evlerin fiyatı yüzde 28 oranında arttı.Prices rose by a whopping 28 percent in 2013.
Tom eğitimi ve tecrübesi ile orantılı bir iş bulmuştu.Tom got a job commensurate with his training and experience.
Orangerie Müzesi, Monet'nin bazı muhteşem tablolarına sahiptir.The Orangerie Museum has some magnificent paintings of Monet.
Tom'un Fransızcası önemli oranda gelişti.Tom's French has improved significantly.
Bu konudaki işbirliğiniz büyük oranda takdir edilecektir.Your cooperation in this matter will be greatly appreciated.
Oranın üstündeki ne?What's up there?
1990'dan beri metan salımları %11 oranında azalmıştır.Since 1990, methane emissions have decreased by 11%.
Konferansta süper güçlerden, silahlı kuvvetlerini üçte bir oranında azaltmaları istendi.The conference called for the major powers to cut their armed forces by a third.
Reaksiyon zamanımı neredeyse yüzde otuz oranında geliştirdim.I've improved my reaction time by almost thirty percent.
Bir orangutana benziyorsun.You look like an orangutan.
6 yıldan fazladır ilk defa, işsizlik oranı % 6'nın altındadır.For the first time in more than 6 years, the unemployment rate is below 6%.
Okulundaki öğrenci / öğretmen oranı nedir?What's the student/teacher ratio at your school?
Sigara içen insanların oranı son on yıl içinde arttı.The proportion of people who smoke increased in the last ten years.
Birçok ülke doğum oranını düzenlemeye çalışıyor.Many countries try to regulate the birth rate.
Çin, son on yılın dünyadaki en hızlı büyüme oranına sahip.China has had the fastest economic growth rate in the world in the last decade.
Polisin iğrençliği yüzünden kentin suç oranı yüksektir.The city's crime rate is high due to the police's lousiness.
Faiz oranları bütün yıl aşağı yukarı oynatıldı.Interest rates have seesawed all year.
Suda 1/10 oranında seyreltilmiş idrar mükemmel bir gübredir.Urine diluted in water 1:10 is an excellent fertilizer.
Birlik üyeleri, hafta sonu ceza oranlarını azaltmak için tekliflere sövüp saydılar.Union members railed against proposals to cut weekend penalty rates.
İngiltere'de istihdam oranı rekor düzeyde.The UK employment rate is at a record high.
ABD işsizlik oranı 2009 yılında rekor kırdı.The US unemployment rate hit a record high in 2009.
Kanada işsizlik oranı 2015 yılının Ekim ayında yüzde 7 idi.The Canadian unemployment rate was 7 percent in October of 2015.
Japonya'da işsizlik oranı Eylül 2015'te yüzde 3.4 idi.The jobless rate in Japan was 3.4 percent in September 2015.
2015'in Eylül ayında Japonya'daki işsizlik oranı yüzde 3,4'tü.The unemployment rate in Japan was 3.4 percent in September of 2015.
Faiz oranları artıyor.Interest rates are going up.
Dünyanın nüfusu bir yılda yüzde iki oranında artmaktadır.The population of the world increases at a rate of two percent a year.
Faiz oranları hâlâ düşük.Interest rates are still low.
Dünya çapındaki obezite oranları artıyor.Obesity rates around the world are rising.
Alman ve Japon devlet tahvilleri negatif faiz oranları sunuyor.German and Japanese government bonds offer negative interest rates.
Tatoeba günde yüzlerce, hatta binlerce cümle oranında büyür.Tatoeba grows at a rate of hundreds, or even thousands, of sentences per day.
Suç oranları son on yıl içinde önemli ölçüde düştü.Crime rates have gone down significantly over the past decade.
Şehrin nüfusu üçte bir oranında düştü.The population of the city dropped by a third.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod