Düşünürseniz, bu evrende oradan oraya uçacak 15 yaşında, 20 yaşında, her neyse, tipler olacak.Потому что представьте, 15-летние, 20-летние молодые люди будут летать по всей этой вселенной.
Düşünürseniz, bu evrende oradan oraya uçacak 15 yaşında, 20 yaşında, her neyse, tipler olacak.כי כשאתם חושבים על זה, אתם יודעים, הולכים להיות לכם בני 15, בני 20, לא משנה, שעפים להם ביקום.
Düşünürseniz, bu evrende oradan oraya uçacak 15 yaşında, 20 yaşında, her neyse, tipler olacak.لأنه إذا كنت تفكر في ذلك، سيكون لديك عمر خمسة عشرة وعشرون عاماً، أياً كان، يحلقون حول هذا الكون.
Eğer aralık açık olursa oradan akım geçemez.Ak rozpojíte medzeru, prúd neprúdi.
Eğer aralık açık olursa oradan akım geçemez.Bo jeżeli go otworzysz, prąd nie popłynie.
Eğer aralık açık olursa oradan akım geçemez.Porque si lo abris, la corriente no fluye.
Eğer aralık açık olursa oradan akım geçemez.Rozpojíte-li mezeru, proud neproudí.
Eğer aralık açık olursa oradan akım geçemez. Ve eğer kapatırsam akım geçecektir.스위치를 열면 전류가 흐르지 않고 닫으면 전류가 흐르게 되는 것입니다
Eğer aralık açık olursa oradan akım geçemez. Ve eğer kapatırsam akım geçecektir.משום שאם אתם פותחים אותו, שום זרם לא יזרום.
Eğer aralık açık olursa oradan akım geçemez.Защото ако го отворите, няма да се пренася ток, нали така?
Eğer aralık açık olursa oradan akım geçemez.Тому що, якщо ви відчините її, струм не буде проходити.
Eğer bir dükkanda berbat bir müzik çalıyorsa, hemen oradan çıkıyorsunuz.Dacă un magazin sună jalnic, ai ieșit. Nu te plângi, doar ieși din el.
Eğer bir dükkanda berbat bir müzik çalıyorsa, hemen oradan çıkıyorsunuz.Nếu một của hàng có âm thanh kinh khủng, bạn sẽ rời đi
Eğer bir dükkanda berbat bir müzik çalıyorsa, hemen oradan çıkıyorsunuz.Se un negozio ha un rumore insopportabile, ve ne andate.
Eğer bir dükkanda berbat bir müzik çalıyorsa, hemen oradan çıkıyorsunuz.Si un magasin a une ambiance sonore épouvantable, vous partez.
Eğer bir dükkanda berbat bir müzik çalıyorsa, hemen oradan çıkıyorsunuz.אם החנות נשמעת נורא, אנו פשוט מסתלקים.
Eger bunu yapacaksak, asagidaki ulkeleri ve grafigin sagindaki ulkeleri oradan cekmemiz gerekli.A ak to chceme spraviť, tak budeme musieť dostať krajiny zo spodku, a presunuť ich i z pravej časti grafu.
Eger bunu yapacaksak, asagidaki ulkeleri ve grafigin sagindaki ulkeleri oradan cekmemiz gerekli.A pokud to uděláme, musíme vytáhnout země zespodu a přitáhnout země z pravého konce grafu.
Eger bunu yapacaksak, asagidaki ulkeleri ve grafigin sagindaki ulkeleri oradan cekmemiz gerekli.By się udało musimy wyciągnąć kraje z dołu, jak również kraje z prawej części wykresu.
Eger bunu yapacaksak, asagidaki ulkeleri ve grafigin sagindaki ulkeleri oradan cekmemiz gerekli.En als we dat doen, moeten we de landen van de onderkant en van de rechterkant van de grafiek trekken.
Eger bunu yapacaksak, asagidaki ulkeleri ve grafigin sagindaki ulkeleri oradan cekmemiz gerekli.그래프의 아래쪽에 있는 나라와 오른쪽에 있는 나라를 여기로 끌어올려야 합니다.
Eger bunu yapacaksak, asagidaki ulkeleri ve grafigin sagindaki ulkeleri oradan cekmemiz gerekli.Och om vi skall göra detta, behöver vi dra länder från botten, och vi behöver dra länder från höger i grafen.
Eger bunu yapacaksak, asagidaki ulkeleri ve grafigin sagindaki ulkeleri oradan cekmemiz gerekli.هو ان نقوم بسحب هذه الدول من القاع الى الاعلى وان نسحب الدول المستنزفة بشدة من اليمين الى اليسار
Eger bunu yapacaksak, asagidaki ulkeleri ve grafigin sagindaki ulkeleri oradan cekmemiz gerekli.グラフの下方にある国々を引き上げ 右側の国々を左に引き寄せなければなりません そうすれば幸せな地球作りを始められます
Ehutoğulları Gevada yaşayan ailelerin başlarıydı. Oradan Manahata sürüldüler. Adları şunlardır:A cić są synowie Echudowi: ci są książętami narodów mieszkających w Gabaa, którzy je przenieśli do Manakat;
Ehutoğulları Gevada yaşayan ailelerin başlarıydı. Oradan Manahata sürüldüler. Adları şunlardır:Iată fiii lui Ehud, cari erau capi de familie între locuitorii din Gheba, şi cari i-au strămutat la Manahat:
Ehutoğulları Gevada yaşayan ailelerin başlarıydı. Oradan Manahata sürüldüler. Adları şunlardır:에훗의 아들들은 이러하니라 저희는 게바 거민의 족장으로서 사로잡아 마나핫으로 가되
Ehutoğulları Gevada yaşayan ailelerin başlarıydı. Oradan Manahata sürüldüler. Adları şunlardır:Og dette var Ehuds sønner, som var familiehoder blandt Gebas innbyggere, og som blev bortført til Manahat
Ehutoğulları Gevada yaşayan ailelerin başlarıydı. Oradan Manahata sürüldüler. Adları şunlardır:Ti jsou synové Echudovi, ti jsou knížata čeledí otcovských, bydlících v Gabaa, kteříž je uvedli do Manáhat,
Ehutoğulları Gevada yaşayan ailelerin başlarıydı. Oradan Manahata sürüldüler. Adları şunlardır:Toto boli synovia Achúdovi, tí boli hlavami otcov bývajúcich v Gebe, ktorých prestehovali do Manachata,
Ehutoğulları Gevada yaşayan ailelerin başlarıydı. Oradan Manahata sürüldüler. Adları şunlardır:И вот сыновья Егуда, которые были главами родов, живших в Геве и переселенных в Манахаф:
Ehutoğulları Gevada yaşayan ailelerin başlarıydı. Oradan Manahata sürüldüler. Adları şunlardır:ואלה בני אחוד אלה הם ראשי אבות ליושבי גבע ויגלום אל מנחת׃
Ehutoğulları Gevada yaşayan ailelerin başlarıydı. Oradan Manahata sürüldüler. Adları şunlardır:وهؤلاء بنو آحود. هؤلاء رؤوس آباء سكان جبع ونقلوهم الى مناحة.
Ehutoğulları Gevada yaşayan ailelerin başlarıydı. Oradan Manahata sürüldüler. Adları şunlardır:以 忽 的 兒 子 作 迦 巴 居 民 的 族 長 、 被 擄 到 瑪 拿 轄
Ehutoğulları Gevada yaşayan ailelerin başlarıydı. Oradan Manahata sürüldüler. Adları şunlardır:以忽 的 兒子 作 迦巴 居民 的 族長 、 被 擄到 瑪拿轄
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,A on mu riekol: Iď v pokoji. A tak odišiel od neho, nejaký kus cesty.
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,Elisa sanoi hänelle: "Mene rauhassa". Kun hän oli kulkenut hänen luotansa jonkun matkaa,
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,Ê - li-sê đáp với người rằng : Hãy đi bình_yên . Khi_Na - a-man đã lìa khỏi Ê - li-sê , đi cách xa_xa ,
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,Ê-li-sê đáp với người rằng: Hãy đi bình yên. Khi Na-a-man đã lìa khỏi Ê-li-sê, đi cách xa xa,
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,Élisée lui dit: Va en paix. Lorsque Naaman eut quitté Élisée et qu`il fut à une certaine distance,
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,Elisei i -a zis ,,Du-te în pace.``
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,Eliseu lhe disse: Vai em paz.
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,Er sprach zu ihm: Zieh hin mit Frieden! Und als er von ihm weggezogen war ein Feld Wegs auf dem Lande,
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,"Ga in vrede", zei Elisa. Zo ging Naäman terug naar huis.
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,Han sade till honom: »Far i frid.» Men när hän hade lämnat honom och farit ett stycke väg framåt,
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,Han svarede: "Far i Fred!" Men da han var kommet et Stykke hen ad Vejen,
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,Han svarte ham: Dra bort i fred! Så drog han fra ham, men da han var kommet et stykke på veien,
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,I řekl jemu: Jdi v pokoji. A když odjel od něho nedaleko,
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,I rzekł mu: Idź w pokoju. A gdy odjechał od niego, jakoby na milę drogi,
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,Kata Elisa, "Pergilah dengan selamat." Lalu pergilah Naaman. Tidak lama sesudah Naaman berangkat
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,엘리사가 가로되 너는 평안히 가라 저가 엘리사를 떠나 조금 진행하니라
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,monda néki [Elizeus:] Eredj el békességgel. És mikor elment õ tõle úgy egy mértföldnyire,
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,On mu veli: Pojdi v miru! In šel je od njega nekoliko poti.
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,Quegli disse: «Và in pace». Partì da lui e fece un bel tratto di strada
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,Y le dijo: --Ve en paz. Cuando Naamán se alejó de él y había recorrido cierta distancia
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,Και ειπε προς αυτον, Υπαγε εν ειρηνη. Και ανεχωρησεν απ' αυτου μικρον τι διαστημα.
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,И рече му: Иди с мир. И така, той отиде от него известно растояние.
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,И сказал ему: иди с миром. И он отъехал от него на небольшоепространство земли.
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,ויאמר לו לך לשלום וילך מאתו כברת ארץ׃
Elişa ona, ‹‹Esenlikle git›› dedi. Naaman oradan ayrılıp biraz uzaklaşınca,فقال له امض بسلام ولما مضى من عنده مسافة من الارض