New Norfolk'tan B62 no'lu yol ve oradan B61 no'lu yol ile gidilir.B83号線はハーメルンから来てビュッケブルクの西でB65号線に合流する。
Daha sonra oradan ayrılır.その後解散となる。
Dr. Procida oradan ayrılır.ザヴィ・ペレス(Dr)が脱退。
Ailenin diğer üç ferdi arabalarına binerek hızla oradan uzaklaşırlar.3 乗りそこねたら、直ぐにリフトから離れてください。
Yatırı oradan kaldırmak isterler ama kimse buradan yatırı kaldıramaz.場所代のアップは求めてくるものの、賭けは持ちかけてこない。
İlk köprülerin Çin'de yapıldığı, oradan Hindistan'a yayıldığı tahmin edilmektedir.像は中国本土で制作され、香港に持ち込まれたとみられている。
Belediye Başkanı oradan ayrılır.これに市長が加わる。
En yüksek puanı alan iki katılımcı süper finale yükselerek kazanan oradan belirlenmiştir.最終的にポイントの高い上位2名が電話に出てそのクイズで勝った者が優勝。
Gaz bir manifolda yollanır ve oradan sıvı oksijen basınç tankına yönlendirilir.生成した酸素ガスはマニホールドへ送られ外部燃料タンクの液体酸素タンクの加圧に用いられる。
Oradan evine gelir ve annesine yolunu beklememesini söyler.ちかこの実家に帰る事も考えたが、母親に来るなと言われる。
Tanrı korusun, oradan mahkûm kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar."しかし、『窮鳥懐に入らば猟師もこれを殺さず』という。
Oradan Chicago'ya gitti.その後シカゴに移った。
Oradan ayrılmak zorunda kalan Doktor, Amelia'ya beş dakikada döneceğine söz verir.博士被迫离开,但向艾美莉亚保证,自己将在5分钟回来。
Oyun Kaliforniya ve Nevada'dan başlatıldı ve oradan genişletildi.遊戲將在加利福尼亞州開始,並從那裡擴展。
Oradan Fransa'ya kaçtı.他立刻逃亡法国。
Bandırma'dan Eşme'ye oradan da Akçaköy'e gelmişlerdir.曾因為禮彌離家出走的傳言,潛進散華家偷窺。
Herkes günün birinde oradan geçer.每天一班往返。
Oradan Java'ya geçti.Mama通过Java实现。
Oradan ayrılmakta iken, çingeneler de günlük işlerine gitmektedirler.遊人如欲攀登雞公嶺,多從逢吉鄉出發。
Oradan tekrar barış önerdi.從前,這個國家又恢復了和平。
Artık oradan gitmeliydi.現在已经撤去。
Sonra bu yortu eğlentisi için hazırlanmak için oradan ayrılır.后去官家居,以经史自娱。
Diğer harekâtçılar kadınları tutarak oradan uzaklaştırırken, bir kısmı da bin Ladin'i göğsünden vurdu.曾數度與「冥王星」的成員交手,雖曾擒拿塞伯拉斯但後來卻被其逃脫。
Oradan da Aydın Valiliğine gönderildi.之後靠著口傳心授的方式傳承至今。
İkili yakalanmadan oradan uzaklaşırlar.两人在牵着的双手分开之时走散了。
Eğer saklanamıyorsa, oradan kaçması gerekmektedir.若是机缘到了,躲是躲不掉的。
Doktor, sevinçle oradan ayrılır.医生就此伤心地离去。
Belediye Başkanı oradan ayrılır.老司城从此废弃。
Daha fazla dayanamayıp oradan giderlerken Ömer'i görürler.孟明不敢再進,滅滑國而還。
Oradan da tekrar Mısır'a gidecekti, ancak yollar tutulmuştu.中華民國光復,鎮海縣從屬依舊。
Oradan geçen Şiva bunu görür ve güler.一次乾隆帝前来参观,见到此匾后忍不住哈哈大笑起来。
Pelleas ona ertesi gün oradan ayrılacğini bildirir .伍路元本來打算翌日離開此地。
Oradan uzaklaşmak zorundaydım.遂得布此。
Ancak sağlık problemlerinden ötürü oradan ayrılmak zorunda kaldı.但是仅仅一周后,他因为健康原因被迫离职。
Kızı alarak oradan kaçar.」然後讓姊姊逃亡。
Dünya için gerekli rahmet deposudur, rahmet oradan yağmur gibi iner.華麗般的演出將能使金錢有如同下雨一般從天而降。
Oradan Muşkara'ya ve sonra da Kayseri Kalesi'ne geldik.後來仕於松平家,並移至姬路。
Aynı tarihte önce Şangay'a oradan da Berlin'e geri döndü.一到上海,又遇见了婊子。
Burada eşkiyalık yaqpan oradan geçen kişilerden haraç alan HEBİL isimli kişi yaşıyormuş.好在有一群名為執法者的正義之士維護這裡的治安。
Teknik 19. yüzyılda önce İngiltere'ye oradan Avrupa'ya yayıldı.香水技術最早從14世紀來到歐洲。
Tanrı korusun, oradan mahkûm kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar."其诗句中有“苦不长吟不肯休,天荒地老一诗囚。
En yüksek puanı alan iki katılımcı süper finale yükselerek kazanan oradan belirlenmiştir.最後計算兩隊抵達指定區域之人數,抵達指定區域之人數最多者獲勝。
Summerslam'de görüşeceğiz" der ve oradan ayrılır.神奈川縣座間市出身,是「Hello!
Kelime, Kur'an yoluyla Arapçaya, oradan da Türkçeye gelmiştir.她们先经过黎巴嫩,到达土耳其。
Dr. Arzt daha fazla devam edemeyeceğini söyler ve koşarak oradan ayrılır.我的指揮官說他根本不能幫我,所以我再一次逃走了。
Üçlü nihayetinde onu oradan çıkarır ki Beyaz Kitapı alabilsinler.那時他將會收回三枚寶鑽,打破它們,讓雙聖樹重生。
Oradan Karadeniz kıyısına geldiler.효고현 고베 시 나다 구 출신.
Bandırma'dan Eşme'ye oradan da Akçaköy'e gelmişlerdir.백제 때 굴내현(屈乃縣 : 또는 屈奈縣) · 다지현(多只縣)에 속하였다.
Oradan bebek malzemeleri toplayıp geceleyin hapishaneye geri dönerler.천적을 피하기 위해, 그들은 밤에 보금자리로 돌아온다.
Oradan kurtulmalarında da bayağı bir yardımda bulunmuştu.그러나 이들은 도움은커녕 방해가 되는 일이 많았다.
Ancak sağlık problemlerinden ötürü oradan ayrılmak zorunda kaldı.그러나 같은 해 건강상의 문제로 인해 탈퇴를 했다.
Sonra o sırada oradan geçmekte olan bir çocuğa o gün öğrendiği bir dizeyi tekrar ettirdi.뒤에 호조참의에 추증되었으며, 평안도 의주 구암사(龜巖祠)에 제향되었다.
Oradan da Aydın Valiliğine gönderildi.충청남도 보령시 웅천읍 평리에서 출생하였다.
Eğer saklanamıyorsa, oradan kaçması gerekmektedir.관리를 안하면 이어져 버린다.
Siegfried ormana doğru oradan uzaklaşır.지그프리드는 호수로 급히 돌아간다.
Bunun üzerine Kaçarlar Şiraz’a girdiler ve oradan da Şiraz’a doğru ilerlediler.임진왜란에 종군하여 조선으로 건너가 아시가루(足輕), 철포대대장(鉄砲組頭)으로 활약하였다.
Ancak oradan geçen bir Luftwaffe birimi tarafından 5 Mayıs'ta ev hapsinden kurtarıldı.전쟁의 상황이 악화되자 5월 5일자로 연합함대의 부속 항공대로 편입되었다.
İşte şimdiki Ordu ilinin adı oradan gelir.장승배기라는 이름은 여기서 유래된 이름이다.
Oradan kızgınlıkla ayrılırlar.하며 화를 내며 떠난다.
Oradan uzaklaşmak zorundaydım.난 나와야만 했지요.