Sullivan oradan uzaklaşmata çalışırken, yaralı Maguire ona ateş eder ve onu kolundan yaralar.Porém, enquanto foge, Maguire consegue baleá-lo no braço.
Cullenlar bunu kabul etti ve oradan taşınana kadar barış içinde yaşadılar.Eles viviam em paz até que os Cullen partiram.
Doktor, Clara'yı oradan çıkarır.Seu plano é que Klara saia.
Ancak sağlık problemlerinden ötürü oradan ayrılmak zorunda kaldı.Porém, acabou desistindo para cuidar de problemas de saúde.
Price ve Yuri oradan güvenli bir yere kaçar.Yuri e Soap fogem com Price para uma casa segura.
Oradan kurtulmalarında da bayağı bir yardımda bulunmuştu.Foi de notável ajuda na reabilitação dele.
Birden Claudius ortaya çıkar ve tuzağa düşüp şaşırmış olan Nero'u öfkeyle oradan kovar.Cláudio ressurge e, em fúria, investe contra Nero que foge.
Bir tepeye çıkar ve oradan Kirke'nin konağını görür.Sobe uma alta montanha e de lá contempla a beleza da região.
Sherlock'la taksicinin bulunduğu binanın karşısındaki pencereden onları görür ve oradan taksiciyi vurur.Através de uma janela no edifício vizinho ele atira no taxista.
Sasha, otobüsün acil çıkış kapısını açarak aylakların birer birer oradan çıkmaya başlayacağını umar.Sasha abre a porta de emergência, com a intenção de permitir que um zumbi saia por vez.
Ayrıca kereste ticareti de yüksek oradan gerçekleştirilmektedir.A ajuda também era observada entre o alto empresariado.
Oradan da kuzey İtalya'ya yolculuklar yaptı.Ele viajou por todo o norte da Itália.
O ve Tommy ise oradan yara almadan kaçmayı başarır.Então ele e Burro devem achar um jeito de impedir que se casem.
Siegfried ormana doğru oradan uzaklaşır.Sieglinde agradece e parte para a floresta.
Herkese hazırlanmasını, oradan gideceklerini haber verir.Depois, pergunta onde estão todos.
Chris sinirlenerek intikam yemini eder ve oradan uzaklaşır.Assim, ele jura vingança extrema e desaparece.
Bunu kabul eden Paolo kendi kendini lanetlediği için dehşet içinde oradan ayrılır.DJ votou em si mesmo por se achar amaldiçoado.
Artık oradan gitmeliydi.Mas agora ele se foi.
İkili, Vardy'lerin saldırısından kaçınmak için kendilerini gülümseye zorlayarak oradan kaçarlar.Para permanecerem vivos, eles precisam sorrir na presença dos Vardy.
Oradan Kütahya'ya indiler ama malı alıp şehre zarar vermediler.Os mouros ainda cercaram Toledo, mas não lhes foi possível tomar a cidade.
Ama oradan geri gelmek istemediğini düşünür.Ele não acredita que ela poderia voltar.
Oradan Java'ya geçti.Distribui-se da Índia a Java.
Oradan uzaklaşmak zorundaydım.Era preciso fazê-lo sair.
Sawyer ardından Jack’e iyi şanslar diler ve Jack oradan ayrılır.Lois diz para Clark tomar cuidado e Jonathan deseja boa sorte para ele.
Fakat oradan ayrılınca andı bozarlar..."Na hun aankomst schoof hij hen echter terzijde."
Cullenlar bunu kabul etti ve oradan taşınana kadar barış içinde yaşadılar.De Cullens gingen akkoord en leefden relatief vredig, tot zij weer verder moesten trekken.
Elisabeth ona ya sürgüne gitmesini ya da bir manastıra girmesini tavsiye ettiğini bildirir ve oradan ayrılır.Elisabeth vertelt haar dat ze in het klooster moet treden of in ballingschap moet gaan en vertrekt.
Oradan kızgınlıkla ayrılırlar.Hij druipt woedend af.
Genç kız bunu sevinçle dinlemiştir ve Erik umutsuzlukla oradan ayrılır.Senta luistert verrukt waarna Erik wanhopig wordt en haar achterlaat.
Oradan geçen Şiva bunu görür ve güler.De verteller ziet het van boven en kan er om lachen.
Oradan tekrar barış önerdi.De vrede is alweer weg.
Oradan da Allah'a döner ve onunla birleşir.Zij vindt de weg naar God terug en kan zich met Hem verenigen in het bruidsvertrek.
Oradan da yere girer.Daar sluipt hij naar binnen.
Oradan kurtulmalarında da bayağı bir yardımda bulunmuştu.Ze leefde teruggetrokken van de bijstand.
Hemen oradan çıkar, ancak oradan çıktığında iki gün geçmiştir.Na het einde van Queeste (het vierde boek), zijn er twee dagen verstreken.
(2) Hermia ile Lysander bu kargaşadan kurtulmak için gece oradan kaçmaya karar verirler.Hermia en haar geliefde Lysander besluiten daarop te vluchten, bij nacht, door het bos.
Oradan sadece Ghost ve Roach sağ çıkar.Alleen Gai en Hyouga konden ontsnappen.
Siz bir ateş çukurunun kenarında iken sizi oradan da O kurtarmıştı."Gij hebt mij uit vuur en hem uit klei geschapen.
Cenazesi önce Memfis'e, oradan İskenderiye'ye götürüldü ve burada altın bir tabuta kondu.Het lijk werd tijdelijk in Memphis opgeslagen voordat het in Alexandrië werd begraven in een gouden graftombe.
Belediye Başkanı oradan ayrılır.De burgemeester voert de verplaatsing uit.
Enerji oradan yayılırken yıldızlar birbirlerine yaklaşırlar.Zo lekt er energie weg en gaan beide sterren steeds dichter om elkaar heen draaien.
Kamyon hızla yoluna devam edip oradan uzaklaşır.De vrachtwagen draait langzaam de weg op en verdwijnt in de verte.
Sonra kahkahalar atarak oradan ayrılır.Dan gaat hij snel weg en lacht haar uit.
Bunun üzerine Kaçarlar Şiraz’a girdiler ve oradan da Şiraz’a doğru ilerlediler.Daar lieten zij verstek gaan, wegens dijbeenblessure van Šafářová.
Oradan Cumhuriyet gazetesine pazar yazıları da yazıyor.Tegelijkertijd schrijft hij voor het nationaal dagblad Republica.
Ama Vince oradan kaçtı.Doris vluchtte daarop weg.
Oradan Fransa'ya kaçtı.Hierop vluchtte hij naar Frankrijk.
Bandırma'dan Eşme'ye oradan da Akçaköy'e gelmişlerdir.Hierdoor ging hij domeingoederen tot heerlijkheden samenvoegen om die vervolgens te verpanden.
Bundan sonra Bayan John birkaç günlüğüne akrabasına gitmek üzere oradan ayrılır.John moet voor zaken een paar dagen de stad uit.
Pelleas ona ertesi gün oradan ayrılacğini bildirir .Filomena legt het thema voor de volgende dag vast.
Aslında oradan alınabileceğini söylememiştir, sadece ima etmiştir.Ze zegt tegen hem dat hij is uitgeschakeld, maar hij trapt daar niet in.
Gençliğinde Gina biraz modellik ve oradan güzellik yarışmalarına başarılı bir şekilde katılırdı.Als klein meisje was Tate al erg mooi en won zij vele schoonheidswedstrijden.
Tam oradan uzaklaşmak üzereyken hırsızlar onu fark eder.Wanneer hij uit de lever stapt, komen er net twee dieven langs.
Doktor ve Osgood tam zamanında paraşütle oradan kurtulur.Parker en Ruth ontkomen tijdig.
Oradan İngilizler tarafından Malta'ya götürülmüştür.Malta werd vervolgens veroverd door de Britten.
Oradan Venedik'e gittiler.Ze reisden samen naar Venetië.
Kadın da bunun üzerine onun oradan çıkarılmasına ve bir domuz damına hapsedilmesine vesile olur.Zo weet hij haar uit de gevangenis te krijgen en sluiten ze zich aan bij een smokkelbende.
Flair oradan uzaklaştı.Palmyra scheurde zich af.
Oradan önce İsviçre'ye, İsviçre'den de Münih'e giden bir trene biner.De naam verwijst naar Zwitserland waar de trein vanuit München naartoe rijdt.
Böyle düşünerek, atımı, harp arabamı ve seyisimi (at uşağımı) aldım ve oradan uzaklaştım.Hij vroeg bijstand aan en begon met poppenkast spelen. met paard en wagen en trok hij al poppenspelend rond.