Oradan A Takıma yükselmiştir.Оттуда вышла наверх группа восхождения.
Yunanistan'dan sonra Avusturya'ya oradan Almanya'ya geçti.По такому же пути вслед за Германией пошла и Австрия.
Oradan Venedik'e gittiler.Он бежал в Венецию.
Tam oradan uzaklaşmak üzereyken hırsızlar onu fark eder.Узнав об отъезде хозяина, воры решились на ограбление.
Ardından Beyrut yoluyla Almanya’ya gidip oradan Fransa’ya geçti.Затем перебрался в Болгарию, a оттуда во Францию.
Harry kıl payı oradan kurtulur ve Cedric'in de ölü bedenini alarak anahtarla Hogwarts'a geri döner.Гарри разрывает цепь и берётся за тело Седрика и за Кубок-портал, что способствует его возвращению в Хогвартс.
Tom fıçının içine saklanır, gizlice oradan çıkarak bodrum penceresine girer.Том укрывается за бочкой и потом обходит мышей через тайное подвальное оконце.
Rory oradan ayrılırken sırasıyla Amy ve Rory, Dalekler tarafından kaçırılıp meclise getirilirler.Его, а также Эми и Рори, которые из-за проблем в отношениях решили развестись, доставляют в Парламент далеков.
Sonrasında ise merkezi sırasıyla Bern'e, oradan da 1959'da Paris'e taşınmıştır.Штаб-квартира УЕФА располагалась в Париже до 1959 года, когда она переехала в Берн.
Oradan Karabuvar olarak kaydedilmiştir.Был зарегистрирован как самовыдвиженец.
Price ve Yuri oradan kaçmayı başarırlar ama Sandman, Grinch ve Truck kendini feda eder.Президент, Прайс и Юрий улетают, а оставшиеся Сэндман, Трак и Гринч погибают под обвалом.
Tanrı korusun, oradan mahkûm kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar."Но, как говорится, «рождённый ползать, летать не может».
Baba-oğul, tekne ile oradan ayrılırlar.Мальчик и Отец едут к морю.
Oradan da Allah'a döner ve onunla birleşir.وا غوثاه إلى الله، ثم وا غوثاه إلى الله، ثم وا غوثاه!!!
Siz bir ateş çukurunun kenarında iken sizi oradan da O kurtarmıştı."تقووا بهذه النعم التي أصبحتم فيها على الهرب من نار الله الموقدة، التي تطلع على الأفئدة.
Taşınamayan cephaneler ve paralar Beyrut'ta bırakıldı, oradan kara yolu ile gönderilecekti.وتركت الذخائر والنقود التي لم يستطع نقلها في بيروت، و من هناك كانت ستنقل من جهة الطريق البرى .
Hamamözünde kalanlar oradan da sürülerek yerlerine Çerkezler yerleştirilmişlerdir.عبادة بْن الصامت، ومنهم من يجعل مكانه خارجة بْن زَيْد.
Dino, Sovyetler Birliği'nden sonra Londra'ya ve oradan da Paris'e gitti.وبعد الإتحاد السوفيتي ذهب دينو إلى لندن ومن هناك إلى باريس.
Hüseyin, Nürenberg toplantısına bir delege gönderdi ve oradan coşkuyla dönüldü.وأرسل حسين وفداً إلى تجمع نورمبرج وعاد بحماس.
Kurtarılan Lynch önce Kuveyt’e oradan da Almanya’daki Ramstein Hava Üssüne götürülür.لينش التي تم إنقاذها، تم نقلها من هناك الي الكويت ثم الي قاعدة رامشتاين الجوية ب ألمانيا.
Arkasını dönüp oradan uzaklaşmasıyla oyun sonlanır.إن تقربت إليه قربك، وان تقربت إليه بك أبعدك.
Oradan tekrar barış önerdi.ورجعت للاسلام مرة أخرى.
Oradan MPLA ile iş birliği yaptı ve yakın zamanda resmi bir parti üyesi oldu.ومن الكونغو تعاون مع حزبه MPLA، ثم أصبح عضواً رسمياً في الحزب.
Jack bunu istemediğini söyleyerek oradan uzaklaşıyor.أمر فرانك بالمغادرة بدون جاك.
Yunanistan'dan sonra Avusturya'ya oradan Almanya'ya geçti.وخرجت النمسا من ألمانيا.
Oradan kaçıp, San Francisco Körfezi’nde kayboldular.وقيل انه قتلها وبعد أن فقد عقله، قفز إلى خليج سان فرانسيسكو.
Oradan kızgınlıkla ayrılırlar.بينهما عرق يدرّه الغضب.
Bu yazı oradan özetlenmiştir.فجرى الكتاب من ذلك اليوم.
İşte şimdiki Ordu ilinin adı oradan gelir.ومن هنا جاء الاسم الحديث للبلد.
Oradan hatta Kuzey Amerika'ya kadar yayıldı.ومنها انتشر إلى أمريكا الشمالية.
Doktor, sevinçle oradan ayrılır.يغادر بعدها المفتش راضيا.
Herkes günün birinde oradan geçer.يعقد كل يوم أحد.
Eboli intikamcı hislerle oradan ayrılır.فأخذ الإسبانيون الغاضبون بالثأر من الغزاة.
Hac’dan sonra Mağrib’de, oradan da Ebu Medyen’in şehri olan Becaye'de bulundu.وأرسل إلى محمد بن الأشعث، وهو في قرية له إلى جنب القادسية، فطلبوه فلم يجدوه.
Duncan oradan kaçar ve saklanır.يفر دوموزيد ويختبأ.
Shane gülümseyerek onlara "Yep" dedi oradan ayrıldı.كشا تؤدي أغنية "Take It Off"، السويد.
Oradan Türkiye'ye kaçtıktan sonra Paris'e göç etti.و منها إلى تركيا حيث يستقر هناك .
Summerslam'de görüşeceğiz" der ve oradan ayrılır.وقال "أود أن أقول لاهلنا في القائم وفي سامراء والرمادي نحن قادمون.
Oradan da tekrar Mısır'a gidecekti, ancak yollar tutulmuştu.وكانوا إذا خرجوا من اليمن لم يخرجوا إلا ولهم ملك يقيم أمرهم.
Daha sonra medresesini sıra ile Söğüt ve oradan da Bilecik’e taşımıştır.فطعنه فألقاه عن فرسه ، ونزل إليه فأخذ رأسه وبعث به إلى سلمة مع ابن عم له.
Oradan geçen birisi olaya şahit olarak dalga geçmiş.وقد اقتبس العلماء الذين جاؤوا بعده هذا الاستنتاج كسبيل للسخرية منه.
Glenn ona cevap vermeden oradan ayrılır.Glenn a deixa sem dar-lhe resposta.
Oradan ayrılmak zorunda kalan Doktor, Amelia'ya beş dakikada döneceğine söz verir.No entanto, ele promete para Amelia voltar em cinco minutos.
Oradan İsveç'e geçti.De lá seguiu para a Suécia.
Enerji oradan yayılırken yıldızlar birbirlerine yaklaşırlar.À medida que a energia é carregada, as estrelas devem se aproximar umas das outras.
2008 yılında oradan mezun oldu ve 2012'de ise Tisch School of the Arts'tan mezun oldu.Ela graduou-se em 2008, e formou-se na Tisch School of the Arts, em 2012.
Oradan Metalist Kharkiv'e transfer oldu.Pertence ao Metalist Kharkiv.
Rick, Tyreese ve Daryl Dawn ile iletişim kurmak için oradan ayrıldıklarında, Sasha Lamson ile sohbete başlar.Quando Rick, Tyreese e Daryl deixam de fazer contato com Dawn, Sasha fala com Lamson.
Oradan tekrar barış önerdi.Temporariamente, a paz voltou a reinar.
Michonne, çalılıkların arasından gelen bir ses duyar ve ne olduğunu kontrôl etmek için oradan ayrılır.Michonne ouve um barulho vindo da floresta e vai investigar.
Oyunun bir noktasında gerçekten suya düşen Guybrush, eğer on dakika içerisinde oradan çıkmazsa ölebiliyor.No entanto, neste jogo, Guybrush pode morrer se ficar submerso por mais de dez minutos.
Oradan Fransa'ya kaçtı.Fugiu para a França.
Bir süre durakladıktan sonra Carol, "Evet" cevabını verir ve sessizce oradan uzaklaşır.Taras, escondido dentro da multidão responde que “Sim” e foge depois.
Maddi sıkıntıları, amcasının ölümüyle hafifler ve tekrar Paris'e gitmek için oradan ayrılır.Suas dificuldades financeiras acabam com a morte do tio, cuja herança permite o seu retorno a Paris.
Oradan İngilizler tarafından Malta'ya götürülmüştür.O nome foi trazido para a Inglaterra por imigrantes ingleses.
Daha sonra yük vagonuna binip oradan çıkarlar.Em seguida, eles entram em um ônibus e vão embora.
Oyun Kaliforniya ve Nevada'dan başlatıldı ve oradan genişletildi.Este movimento espalhou-se para a Califórnia e o Oregon e depois gradualmente desapareceu.
Oradan da Harvard Üniversitesi’ne geçti.Ele também frequentou a Universidade Harvard.
DL elini Linderman'ın kafasına sokmuş ve Niki ile oradan kaçmıştır.Ele ajudou a reparar o Bounty e fugiu com eles.
1762'de ise oradan Anadolu valiliğine tayin oldu.Encontrou-se localizado, até 1762, um observatório no local da actual Orangerie.