Grenoble'a ve oradan Bar-le-Duc'a taşınmadan önce Montpellier'deki Meteoroloji Komisyonu'nda görev yaptı.Sirvió en la Comisión Meteorológica en Montpellier antes de mudarse a Grenoble y finalmente a Bar-le-duc.
Kont Almaviva müzisyenlere ödeme yapar ve onlar da oradan ayrılırlar.Almaviva paga a los músicos cuando se marchan, quedando él entristecido y solo.
Birinci yayılma, İstanbul’a ve oradan Anadolu’ya doğru idi.Era una entrada muy importante, pues de aquí se iba o se venía hacia Santander.
“Onun günahlarına ortak olmamak, Uğradığı belalara uğramamak için çık oradan!Haz bien al humilde y no des al impío; niégale su pan, no se lo des, para que no llegue con ello a dominarte.
Oradan da yere girer.De tierra adentro.
Üçlü nihayetinde onu oradan çıkarır ki Beyaz Kitapı alabilsinler.Por suerte, al final todos ellos escapan con el libro negro.
Orada sarı saçlı bir kadına anahtarları bulması için Sylvia'ya yardım etmesini ister ve oradan ayrılır.Mientras está allí, ve a una mujer rubia y le pide que ayude a Sylvia a encontrar las llaves.
Oradan Altay'a geçti.Desde allí avanzó hacia Tandil.
Oradan evine gelir ve annesine yolunu beklememesini söyler.Llega a la isla sin decirle a su madre.
Mürebbiye hemen Flora'yı oradan alıp evin emniyetine geri döner.La institutriz decide apresurarse hacia la casa ajunto a Flora para ponerse a salvo.
Daryl oradan ayrılır ve ait olduğu yere giteceğini söyler.Niyaz in ompa tinechtlalhuiz → Iré a donde me digas.
Oradan tekrar barış önerdi.Nuevamente reinaba la calma en la región.
Eğer mamutlar oradan kaçıp yeryüzüne çıkmaya çalışırlarsa derhal buz kesilip ölürler.Si los gusanos intentan caminar sobre ella, se ahogarán instantáneamente.
Oradan Venedik'e gittiler.Él tiene que huir a Venecia.
Bir ara oradan uzaklaştığında herkesin onunla ilgili fısıldaştığını duyar ve hiddetle yukarı, odasına çıkar.Al despertar, oye que alguien la llama desde abajo.
Michonne, durumdan faydalanarak oradan uzaklaşır ve bağlı olduğu ellerini çözmeyi başarır.Michonne, aprovechando la situación, rueda y se desata.
1988 yılında İstanbul'a geldi, oradan 1989 yılında Almanya'ya gitti.Nacido en Argelia, vive en Alemania desde 1989.
Maggie otobüse insanları toplar ve oradan uzaklaştırır Glenn'de oradadır.Maggie rescata a Glenn y lo pone en el autobús, pero se separan una vez que sale del autobús.
Gaz bir manifolda yollanır ve oradan sıvı oksijen basınç tankına yönlendirilir.El gas es enviado a un múltiple y luego encaminada para presurizar el estanque de oxígeno líquido.
Sawyer ardından Jack’e iyi şanslar diler ve Jack oradan ayrılır.Scotty le deseó buena suerte a Kevin y se marchó.
Rick onun isteğini yerine getirir ve oradan ayrılır.Kay se lo agradece y se marcha.
Oradan Karabuvar olarak kaydedilmiştir.Fue egresado del COSAL como locutor.
Adana'dan Aladağ ilçesine gidip oradan çıkılabilir.Se puede llegar andando desde Son Saura.
Beni de oradan tanıyor, altyapıda neler yaptığımı biliyordu.Me agarraba la mano, como que sabía todo lo que estaba pasando.
Ancak sağlık problemlerinden ötürü oradan ayrılmak zorunda kaldı.Tuvo que dejarlo por problemas de salud.
Eğer saklanamıyorsa, oradan kaçması gerekmektedir.Si él se niega, tendrá que irse.
Mustafa, çok büyük hayal kırıklığına uğrar ve dostluklarının bittiğini söyleyerek oradan ayrılır.Monty se enfurece y le dice que la amistad se acabó.
Tara (Alanna Masterson) silahlı saldırıdan etkilenmiştir ve oradan kaçar.Tara (Alanna Masterson), sacudida por los disparos, sale corriendo asustada ante el asesinato de Hershel.
Summerslam'de görüşeceğiz" der ve oradan ayrılır.Ormazabal: "Soy de Santutxu, empecé aquí y aquí lo dejo.
Tom fıçının içine saklanır, gizlice oradan çıkarak bodrum penceresine girer.Thomas se desmaya, precipitándose al vacío desde lo alto de la ventana.
Oradan hatta Kuzey Amerika'ya kadar yayıldı.Su distribución va desde Norte América hasta y Sudamérica.
Sonra kahkahalar atarak oradan ayrılır.Se traslada a causa de las riadas.
Üç yıl Unkapanı'nda kaldıktan sonra önce Medine'ye oradan da Mısrata'ya döndü.De esta manera, tras pasar tres días en la zona de tránsito, tuvo que regresar a Chisinau.
Belediye Başkanı oradan ayrılır.Volvió la Alcaldía a Calleuque.
Oradan Flanders ve Hollanda'ya geçtiler.Después visitó Flandes y Holanda.
Duncan oradan kaçar ve saklanır.Trish huye y se esconde.
Oradan da Harvard Üniversitesi’ne geçti.Fue a la Universidad Harvard.
Kızı alarak oradan kaçar.Correteando la Cheve.
Marius oradan kaçarak uzaklaşır fakat Tyrael kaçamaz.Crowley logra huir, pero Rafael no puede salir.
Bandırma'dan Eşme'ye oradan da Akçaköy'e gelmişlerdir.Da essi discesero (da coloro di questa casa che non entrarono nel Beleriand), forse, i Drúedain.
Bundan çok hayal kırıklığına uğrayan Magdalena David'e getirdiği yiyecekleri vermeden hemen oradan ayrılır.Delusa dalla notizia, Magdalena si allontana dimenticandosi di dare a David il cibo che aveva portato per lui.
Bunu kabul eden Paolo kendi kendini lanetlediği için dehşet içinde oradan ayrılır.Paolo, inorridito, è in tal modo costretto a maledire sé stesso.
Mesela "Maranlar" diye adlandırılan sülale oradan gelmiştir.Probabilmente da qui proviene il nomignolo di ¨ Tontos ¨.
Noter giysilerini çıkardıkları zaman kim oldukları anlaşılır ve oradan kovulurlar.I thread, quando hanno completato il loro compito, eseguono una V (signal) sul semaforo.
Kendisinin yanlış eve geldiği söylenince "Sonra görüşürüz." deyip oradan ayrılır.Saluta la padrona di casa dicendole: "Ci rivediamo dopo la vittoria" e si allontana.
Oradan babası ile hacca gitmis; Hicaz'dan dönerken babasını kaybetmiştir.Egli procedette dal Padre, quando il Padre lo volle e ritornò presso il Padre.
Oradan Lazio'ya geçti.Viene poi ceduto alla Lazio.
Ancak iki ay sonra oradan da istifa etti.Tuttavia dopo soli due mesi questi presentò le dimissioni.
Oradan da, Hindistan'a yol aldı.Io l'ho compreso arrivando in India.
Marsilya'ya, oradan, Paris’e gitti.Andò a Marsiglia e poi a Parigi.
Artık oradan gitmeliydi.Ora si è ritirato.
Kardeşi Lance Vance'de oradan helikopterle kaçmıştır.Anche suo fratello Lance riesce a fuggire in elicottero.
Pelleas ona ertesi gün oradan ayrılacğini bildirir .Alessi dice che vi si sarebbe recato l'indomani.
Ancak oradan geçen bir Luftwaffe birimi tarafından 5 Mayıs'ta ev hapsinden kurtarıldı.Venne affondato da un bombardiere della RAF il 5 maggio 1945.
Maddi sıkıntıları, amcasının ölümüyle hafifler ve tekrar Paris'e gitmek için oradan ayrılır.Espatria e, grazie alla presenza dello zio, si reca a Parigi.
Brunswick, Maine'deki Bowdoin College'da tarih alanında yüksek lisans yaptı ve 1995 yılında oradan mezun oldu.Ha poi conseguito la laurea in storia al Bowdoin College di Brunswick, nel Maine, dove si è laureato nel 1995.
Birden Claudius ortaya çıkar ve tuzağa düşüp şaşırmış olan Nero'u öfkeyle oradan kovar.Claudio riappare all'improvviso e respinge con rabbia il mortificato Nerone.
Oradan Metalist Kharkiv'e transfer oldu.Nel 2010 si trasferisce al Metalist Charkiv.
Fakat bundan rahatsız olur ve oradan derhal ayrılır.Ma questi si stanca presto di lei e la lascia.
Oradan ayrılacağı zaman Wade Wilson Deadpool olarak gelir.Wade Wilson diventa Deadpool.