Tom, Mary'den onunla öğle yemeği yemesini isteyeceğini söyledi.Tom said he'd ask Mary to eat lunch with him.
Tom, Mary'nin onunla asla öğle yemeği yemediğini söyledi.Tom said Mary has never eaten lunch with him.
Tom, Mary'nin onunla öğle yemeği yiyeceğini umuyordu.Tom hoped that Mary would eat lunch with him.
Tom, Mary'yi onunla öğle yemeği yemeye ikna etti.Tom has persuaded Mary to eat lunch with him.
Tom, Mary'nin onunla öğle yemeği yyeceğini söyledi.Tom said that Mary would eat lunch with him.
Tom, Mary'nin onunla öğle yemeği yiyeceğini umuyor.Tom hopes that Mary will eat lunch with him.
Tom Mary'nin bunu onunla yapmayacağını düşündü.Tom thought Mary wouldn't do that with him.
Tom Mary'yi onunla öğle yemeği yemeye ikna etti.Tom talked Mary into eating lunch with him.
Tom, Mary'nin onunla yemek yiyeceğimizi umduğunu söyledi.Tom said Mary was hoping we'd eat with her.
Tom Mary'den onunla parka gitmesini istedi.Tom asked Mary to go to the park with him.
Tom, Mary'nin okuldan sonra onunla buluşmasını istedi.Tom wanted Mary to meet him after school.
Sanırım Tom bunu onunla yapmamı istiyor.I think Tom wants me to do that with him.
Tom, Mary'nin onunla öğle yemeği yemesini isteyecektir.Tom will ask Mary to eat lunch with him.
Tom Mary'nin bunu onunla yapacağını düşündü.Tom thought Mary would do that with him.
Tom, Mary'nin onunla akşam yemeği yemesini bekliyor.Tom expects Mary to eat dinner with him.
Tom Mary'nin onunla birlikte öğle yemeği yemesini bekledi.Tom expected Mary to eat lunch with him.
Tom, Mary'ye onunla konuşması gerektiğini söyledi.Tom told Mary he needed to talk to her.
Tom, Mary'nin onunla öğle yemeği yemesini istedi.Tom wanted Mary to eat lunch with him.
Tom, Mary'nin onunla öğle yemeği yiyeceğini söylüyor.Tom says Mary will eat lunch with him.
Tom onunla eve gitmemi istedi.Tom wanted me to walk home with him.
Tom, Mary'nin saat 2.30'da onunla buluşmasını istedi.Tom wanted Mary to meet him at 2:30.
Tom Mary'nin onunla birlikte kalmasını istedi.Tom wanted Mary to stay with him.
Tom, Mary'nin onunla oturmasını bekliyor.Tom expects Mary to sit with him.
Tom Mary'den onunla evlenmesini isteyecek.Tom will ask Mary to marry him.
Tom'a onunla gurur duyduğumu söyle.Tell Tom that I'm proud of him.
Tom onunla gitmemizi istiyor.Tom wants us to go with him.
Tom, Mary'nin John'un bunu onunla yapmak istemeyebileceğini bildiğini söyledi.Tom said Mary knew John might not want to do that with her.
Tom'un bir telefonu yok, bu yüzden onunla iletişime geçmek zor.Tom doesn't have a phone, so it's difficult to contact him.
Evde kalmak istedim, ama Tom onunla gitmemde ısrar etti.I wanted to stay home, but Tom insisted that I go with him.
Tom'u partide gördüm, ama onunla konuşmadım.I saw Tom at the party, but I didn't speak to him.
Tom, Mary'nin onunla Boston'da kalmasını istedi.Tom wanted Mary to stay in Boston with him.
Tom, Mary orada onunla olmadığı için şanslıydı.Tom was lucky Mary wasn't there with him.
Tom onunla şarkı söylememe izin vermeyecek.Tom isn't going to let me sing with him.
Tom, Mary'nin onunla satranç oynamasını istedi.Tom wanted Mary to play chess with him.
Tom, Mary onunla orada olmadığı için şanslı.Tom is lucky Mary isn't there with him.
Tom hâlâ onunla gitmemi istiyor mu?Does Tom still want me to go with him?
Şu anda onunla uğraşıyorum.I'm dealing with that right now.
Tom'un ana-babası onunla hiç vakit geçirmedi.Tom's parents never spent time with him.
Tom'un anne-babası onunla hiç zaman geçirmemiş.Tom's parents never spent time with him.
Tom ve ben onunla başa çıkacak kişileriz.Tom and I are the ones who'll handle that.
Onunla son konuştuğumda Tom'un bir işi yoktu.Tom didn't have a job the last time I talked to him.
Tom, Mary ve benim onunla birlikte kayağa gitmek isteyip istemediğimizi sordu.Tom asked if Mary and I wanted to go skiing with him.
Tom'un neden onunla parkta buluşmamı istediğini bilmiyorum.I don't know why Tom wants me to meet him in the park.
Tom'un onunla hiçbir ilgisi olmamasından şüpheleniyorum.I suspect Tom had nothing to do with that.
Sami, Leyla'yı onunla yaşamaya davet etti.Sami invited Layla to live with him.
Sami'nin karısı sürekli olarak onunla alay ediyordu.Sami's wife was constantly taunting him.
Sami geceyi onunla geçirmesi için Leyla'yı davet etti.Sami invited Layla to spend the night with him.
Sami onunla ilgili ayrıntıları bilmek istemedi.Sami didn't want to know details about that.
Yarın onunla görüşürüz.We'll meet him tomorrow.
Sami birinin onunla ilgilenmesini istedi.Sami wanted somebody to take care of him.
Sami'nin onunla yapılacak hiçbir şeyi yoktu.Sami didn't have anything to do with that.
Sami, polisin onunla temas kurmasını bekliyordu.Sami waited for the police to contact him.
Sami onunla ilgilenmedi.Sami wasn't interested in that.
Sami onunla başa çıkacak.Sami will deal with that.
Sami onunla yaşamak zorunda kalacak.Sami will have to live with that.
Sami onunla baş etmedi.Sami didn't deal with it.
Sami'nin onunla ilgili yapacak hiçbir şeyi yoktu.Sami had nothing to do with it.
Tom onunla ilgili bir kitap yazdı.Tom wrote a book about that.
Bütün gündür onunla ilgili düşünüyorum.I've been thinking about that all day.
Onunla ilgili başka ne biliyorsun?What else do you know about him?