Onları trende bırakmış olabilirim.I may have left them behind in the train.
Ben Japon pirinç yastıklarından hoşlanıyorum; onlar boynum için yararlı.I like Japanese rice pillows; they are good for my neck.
Ona onları okuyabilip okuyamayacağımı sordum.I asked him if I could read them.
Bir an onlara inanmadım.I didn't for a moment believe them.
Odaları için onlara çok fazla para ödedim.I charged them too much money for their room.
Onların bankaya girdiğini gördüm.I saw them enter the bank.
Onların basketbol oynadığını gördüm.I saw them play baseball.
Ben onların kol kola yürüdüğünü gördüm.I saw them walking arm in arm.
Onlarla bir ilgim yok.I have nothing to do with them.
Ben onlarla birlikte Nikko'ya gittim.I went to Nikko along with them.
Onların kızının doğumunda onları tebrik ettim.I congratulated them on the birth of their daughter.
Oyunun kurallarını onlara açıkladım.I explained the rules of the game to them.
Onlara daha çok çalışmalarını söyledim.I told them to study harder.
Onlara giyecek ve biraz yiyecek verdim.I gave them clothing and some food.
Ben onlara el salladım.I waved my hand to them.
Onlara yetişmek için yeterince hızlı koşamadım.I couldn't run fast enough to keep up with them.
Onlara odayı terk etmelerini emrettim.I ordered them to leave the room.
Onlardan hiçbirini tanımıyorum.I know neither of them.
Onlardan her birine üç kurşun kalem verdim.I gave three pencils to each of them.
Onların sıcak ellerini asla unutmayacağım.I will never forget their warm hands.
Ben onların resimlerini seviyorum.I like their pictures.
Ben onların arasına oturdum.I sat among them.
Onların söylediğine inanıyorum.I believe in what they said.
Ben onların onayını istedim.I asked for their approval.
Onların hepsini tanıyorum.I know all of them.
Onların hiçbiri tanımıyorum.I know none of them.
Onların sabah kahvaltısını hazırlamalıyım.I must prepare their breakfast.
Ben onların taleplerini karşılayamam.I cannot meet their demands.
Sanırım onlar geliyorlar.I suppose they are coming.
Onlardan birini tanımıyorum.I do not know any of them.
Onların hepsini tanımıyorum.I don't know all of them.
Onlara öğretmek için oldukça niteliksizim.I am quite unqualified to teach them.
Onları uğurlamak için havalanına gittim.I went to the airport to see them off.
Onları arabayla Kanda'ya bıraktım.I dropped them off at Kanda.
Onları biliyorum.I know them.
Onların her ikisini de tanıyorum.I know both of them.
Onu Minako sandım. Onlar çok benziyor.I mistook her for Minako. They look so much alike.
Ben durdum ve onlara baktım.I stopped and gazed at them.
Onlar masraflar bana ait olmak üzere çok eğlendiler.They had great fun at my expense.
Onlar için yapabileceğimiz hiçbir şey yoktu.There was nothing that we could do for them.
Onlar tenis oynuyorlardı.They were playing tennis.
Biz onlara erken başlamalarını tavsiye ettik.We advised them to start early.
Onların Beyzbol oynamasını izledik.We watched them play baseball.
Onlarla aramız iyidir.We are on good terms with them.
Onlar için yiyecek ve elbise sağladık.We provided food and clothes for them.
Onlara yardım etmek için elimizden geleni yaptık.We did our best to help them.
Biz beyzbolda onları yendik.We defeated them in baseball.
Onlar oyunu kaybetmiş olamazlar.They can't have lost the game.
Maalesef onları zamanında bitiremem.I'm afraid I can't finish them in time.
Onlar bazen beyzbol oynarlar.They sometimes play baseball.
Sonra onur konuğu onları açar ve şükranlarını ifade eder.Then the guest of honor opens them and expresses his or her appreciation.
Ben dinledim ama onların ne söylediğini çıkaramadım.I listened but couldn't make out what they were saying.
Doğrusunu söylemek gerekirse, onlarla gitmek istemiyorum.To tell the truth, I don't want to go with them.
Aslında, onların bütün ilgilendiği güçtür.In reality, all they are interested in is power.
Araba uçuruma gitmiş olsaydı onlar ölmüş olacaktı.They would have been killed if the car had gone over the cliff.
Yanan arabalar, ölen insanlar vardı ve kimse onlara yardımcı olamadı.There were cars burning, people dying, and nobody could help them.
Onlar bir araba kazasında kötü bir şekilde yaralandı.They were badly injured in a car accident.
Onlar ayak altındalar.They are in the way.
Ne kadar ilginç sihir gösterileri olursa olsun, onları o kadar çok sevmiyorum.No matter how interesting magic shows may be, I don't like them so much.
Onları aldığında lütfen bana bildir.Please let me know when you receive them.