Annem onlarla dalga geçtiğim için beni azarladı.Mom scolded me for making fun of them.
O insanların aç olduğunu gördüğünde, onlar için yiyecek istedi.When she saw that the people were hungry, she begged for food for them.
Onlar şiddetli düşmanlar.They are bitter enemies.
Iyi şans sayesinde onlar kaçtı.By good fortune, they escaped.
Onlar ne kadar süredir buradalar.How long have they been here?
Onlar ne zaman eve gittiler?When did they go home?
Onların ne zaman döneceğini tahmin etmek mümkün değil.There is no telling when they will arrive.
Onlar sigara içilmez işaretini ne zaman kapatacaklar.When will they turn off the no-smoking sign?
Onlar her zaman şikâyet ediyorlar.They are always complaining.
Onların hepsini kazanamazsın.You can't win them all.
Onlara ne olacağını merak ediyorum.I wonder what ever will become of them.
Onlar kitabı ne zaman piyasaya çıkaracaklar?When are they going to put the book on the market?
Çilekler neredeyse onları toplayabildiğimiz kadar hızlı olgunlaşıyordu.The berries were ripening almost as fast as we could gather them.
Lütfen onlardan bazılarını götür.Please take some of them.
Onlar İngiltere'de solda araba sürerler.They drive on the left in England.
Hayır. Bir saatten fazladır onları arıyorum.No. I have been looking for them for more than one hour.
Onlar onların kitapları.Those are their books.
Onlar kimin kitapları?Whose books are those?
Onlar bizim öğretmenlerin arabalarıdır.Those are our teachers' cars.
Onlar benim kız kardeşimin kitaplarıdır.Those are my sister's books.
Onlar benim CD'lerim.Those are my CDs.
Onlar bizim kitaplarımız.Those are our books.
Onlar senin resimlerin mi?Are those your pictures?
Onlar bir yerden bir yere taşınıyorlar.They move from place to place.
Şu kitaplar onların.Those books are theirs.
Onlar onun gerçek kelimeleriydi.Those were his actual words.
O miktarda yiyecek onlara bir hafta yeter.That amount of food will last them for a week.
Onlar Amerika'da İngilizce konuşurlar.They speak English in America.
Onlar iyi-uyumlu bir çift değil.They are not a well-matched couple.
Onlar çok yakın.They are too close.
Onlar o dükkânda pirinç ticareti yapıyorlar.They deal in rice at that store.
Onlar o mağazada ithal malları satarlar.They sell imports at that store.
Onlar o dükkânda et satarlar.They sell meat at that store.
Onlar o dükkanda ekmek satıyorlar mı?Do they sell bread at that store?
Onlar o lokantada çok iyi bir akşam yemeği veriyorlar.They serve a very good dinner at that restaurant.
Onlar o mağazada çeşitli mallar satmaktadır.They sell various kinds of goods at that store.
Onlar can sıkıcı işlerinden dolayı bitkindiler.They are weary of their tedious work.
Onlar yeni binada çalışmaktalar.They have been working on the new building.
Onlar ne ticareti yapıyorlar?What do they deal in?
Onlar Çin dominosunun keyfini çıkardılar.They indulged in mahjong.
Onların zamanında geleceğine inanabilirsin.You can rely on their coming on time.
Onların yardımına bel bağlayamazsın.You can't count on their help.
Onlara karşı çıkmak hiçbir şeye yaramaz.It'll be useless to stand against them.
Ben sık sık onlarla birlikte balık tutmaya giderim.I often go fishing with them.
Onlar benim yaşlı bir kadın olduğumu söylüyorlar.They say that I'm an old woman.
Onlar sadece oradaki dükkâna gidiyorlar.They are just going to the store over there.
Onların bebeği zaten yürüyebiliyor.Their baby is able to walk already.
Onların kulübesi vadide yer almaktadır.Their hut is situated in the valley.
Minnettarlığımı onlara göstermek istedim.I wanted to show them my appreciation.
O onlar için oldukça kolaydı.It was rather easy for them.
Onlar dün gördüğün insanlar mı?Are those the people you saw yesterday?
Onlar tatil için uzakta iken, komşuları köpeğe baktı.While they were away on holiday, their neighbours looked after the dog.
Onlardan hiçbirinin kazada yaralanmadığını umuyorum.I hope neither of them was injured in the crash.
Onlar o fabrikada kullanılmış yemek yağını sabun haline getirmektedirler.They make used cooking oil into soap at that factory.
Onlar o okulda yeni bir İngilizce öğretme metodu benimsedi.They adopted a new method of teaching English in that school.
Onlar filmin ilginç olduğunu söylüyorlar.They say that the movie is an interesting one.
O sevimli bebek onların aşkının meyvesidir.That cute baby is the fruit of their love.
Onlardan biri bir casus.One of them is a spy.
Hem onlar hemde siz sıradan insanlarsınız.They as well as you are ordinary people.
Sizin yanınız sıra, onlar da sıradan insanlar.They as well as you are ordinary people.