Onlar Boston'da yaşamayı planladıklarını duyurdular.They announced that they were planning to live in Boston.
Onlar bir parti vereceklerini duyurdular.They announced that they were going to have a party.
Onlar boşanacaklarını duyurdular.They announced that they were getting a divorce.
Tom onları dikkatli bir şekilde izledi.Tom watched them carefully.
Tom onları dikkatlice izledi.Tom watched them carefully.
Tom onlara onu yapmamalarını söyledi.Tom told them not to do that.
Biz onların güvenliğini önemsemiyoruz.We care about their safety.
Çalışanlarınızın mutlu olmasını istiyorsanız, onlara yeterli bir ücret ödemelisiniz.If you want your workers to be happy, you need to pay them a decent wage.
Onlar suçüstünde yakalandılar.They were caught red-handed.
Onlar gidiyorlar.They are going.
Onlar izliyor.They are watching.
Hepimiz onları buluruz.We all find them.
Onların uğradığını göreceksin.You will see them come by.
Ben onların kaba davranışlarına alınıyorum.I resent their rude attitude.
Onların kaba davranışı beni kızdırır.Their rude behavior makes me angry.
Parmaklarım o kadar üşümüş ki onlar uyuşmuş.My fingers are so cold they have gone numb.
Onlar son derece heyecanlıydılar.They were extremely excited.
Onlar benimle burada buluşmayı kabul ettiler.They agreed to meet me here.
Onlardan herhangi birini istemiyorum.I don't want either of them.
İnsanlar onlar arasındaki farkı kolaylıkla söyleyebilirler.People can easily tell the difference between them.
Onlar yasemin ve zeytin diktiler.They've planted jasmine and an olive.
Onlar bodrumdan tavan arasına kadar her şeyi temizledi.They cleaned everything, from the basement to the attic.
Bugün onlarla buluştu mu?Has he met them today?
Evet, onlar onun iyi bir arkadaşı olan Doktor Mortimer'i ziyaret ettiler.Yes, they visited his good friend, Doctor Mortimer.
Onların işi bana iyi görünüyor.Their work seems good to me.
Onlar Avrupa'da yetkiye sahipler.They have authority in Europe.
Onların Avrupa'da otoriteleri var.They have authority in Europe.
Onlar para için değer sağlarlar.They provide value for money.
Onlar girmedi.They did not enter.
Geçen yıl onlar bir yazlık inşa ettiler.Last year they built a summer house.
Onlar memnundu.They were satisfied.
Onlar her zaman burada tenis oynadılar.They always played tennis here.
Onlar bazen klasik müzik dinlediler.They listened to the classical music sometimes.
Onlar doğal gözleriyle gördüler ama biz kalbimizin gözleriyle görüyoruz.They saw with their natural eyes but we see with the eyes of our heart.
Onlar yasaklanmış domuzu kurban etti, ve onu yemeyi reddeden herkesi öldürdüler.They sacrificed forbidden swine, and put to death all who refused to eat.
Arkadaşlarınla çok zaman harcıyor musun? Onlar kim? Komik insanlar sanırım.Do you spend a lot of time with your friends? Who are they? Funny people I think.
Onlar nasıl biri?What are they like?
Onlar nereden geliyorlar?Where do they come from?
O, uzun süredir onlara yazmadı.He hasn't written to them in a long time.
Kan ve şiddet onları büyülüyor.Blood and violence fascinate them.
Onlar vatanlarını terk ettiler.They abandoned their homeland.
Onlar İspanyolca konuşabilir.They can speak Spanish.
Onlar İspanyolca konuşabilirler.They can speak Spanish.
Onlar ayrılmak üzereler.They're about to leave.
Erkek yeğenim hala genç olduğu için onlar onun üzerine gitmedi.Because my nephew was still young, they cut him some slack.
Onların pek çok arkadaşı var.They have many friends.
Onların ne düşündüğünü sorma. Onların ne yaptığını sor.Don't ask what they're thinking. Ask what they're doing.
Onlar gittiğinden beri ev boş görünüyor.The house looks empty since they left.
Onlar kısa kızlar için mükemmeldir.They are perfect for short girls!
Onlar boşanmadan beri birbirlerini görmediler.They haven't seen each other since the divorce.
Onlar gümüş madalya kazandı.They won the silver medal.
Onlar kanser araştırmalarının öncüleriydiler.They were pioneers in the investigation of cancer.
Onlar neredeyse bizi yakaladılar.They almost got us.
Çocuklara sessiz kalmalarını emrettim, ama onlar gürültü yapmaya devam ettiler.I ordered the children to stay quiet, but they kept on making noise.
Yağmur durdu, bu yüzden onlar oyuna devam etti.It stopped raining, so they went on with the game.
Onlar, senin ilk aşkını asla unutmadığını söylüyorlar.They say that you never forget your first love.
Benim dünyamdaki herkes birer midilli, onlar gökkuşağı yiyorlar kakaları da kelebek.In my world everyone’s a pony and they all eat rainbows and poop butterflies.
Onlar hayvanların nefret edemediğini söylüyorlar.They say that animals aren't able to hate.
Onlarla ilgileneceğine bana söz verdin.You promised me that you would take care of them.
Ben onların ikisi arasında yazı tura atmak zorunda kaldım.I had to toss up between two of them.