Onlar birkaç şey hakkında kızgındı.They were angry about several things.
Onlar İngiliz taraftarlarına Muhafazakarlar adını verdiler.They called British supporters Tories.
Onlar el işaretleri kullanarak iletişim kurabilirler.They can communicate using hand signs.
Onlar artık bir protesto yapma ihtiyacı duymadı.They no longer felt a need to protest.
Muhafızlar onların söylediği her şeyi duydular.Guards could hear everything they said.
Rapor onların hatalı olmadığını söylüyordu.The report said they were not at fault.
Onlar başkan Johnson'u çok yumuşak olmakla suçladı.They accused President Johnson of being too soft.
Onlar da İngiliz mallarını almayı reddettiler.They also refused to buy British goods.
Onlar teklifte birçok değişik yaptılar.They made many changes in the proposal.
Onlar başkent Mexico City'ye taşındılar.They moved on Mexico City, the capital.
Onlar altın ve gümüş ticareti yapmak istiyordu.They wanted to deal in gold and silver.
Onlar asla çok başarılı olmamıştı.They had never been very successful.
Kasım ayı sonlarında, Onlar Finlandiya'ya saldırdılar.In late November, they attacked Finland.
Onlar ayrıca ay kayaları ve toprağı topladı.They also collected moon rocks and soil.
Onlar çoğunlukta olduğuna inanıyordu.They believed they were in the majority.
Onlar Connecticut Nehri yakınında yerleştiler.They settled near the Connecticut River.
Onlar Güneye dönmek için zorlandılar.They were forced to return to the South.
Onlar köleleri özgürleştirmek için savaşmazlardı.They would not fight to free the slaves.
Onların istediği onun gibi bir adamdı.What they wanted was a man like himself.
Onlar gelecekle yüzleşmek zorunda kaldılar.They were forced to face the future.
Onlar Greeley'i bir aptal ve bir hain olarak adlandırdı.They called Greeley a fool and a traitor.
Onlar ülkenin ortasından geldi.They came from the middle of the country.
Onlar iki gün sonra Ford Sumteri yakaladı.They captured Fort Sumter after two days.
Onlar arkalarında yüzlerce yaralı insan bıraktı.They left behind hundreds of wounded men.
Onlar hâlâ ona ve politikalarına destek veriyorlardı.They still supported him and his policies.
Onlar ertesi sabah tekrar buluşmayı kabul ettiler.They agreed to meet again the next morning.
Onlar ayrıca eti ve sütü için hayvanlar besledi.They also raised animals for meat and milk.
Onlar bunun gerekli bir kötülük olduğuna inandılar.They believed that it was a necessary evil.
Onlar gösterilerini durdurmaya söz verdi.They promised to stop their demonstrations.
Onlar ağaçların arkasından İngilizlere ateş etti.They shot at the British from behind trees.
Onlar sakince durdu ve konuşmaları dinledi.They stood calmly and listened to speeches.
Onlar yerel yönetimin üyeleriydi.They were members of the local governments.
Onlar sadece kitap satışıyla ilgileniyordu.They were only interested in selling books.
Onlar yaklaştığında, onlar silahlarını ateşledi.When they got close, they fired their guns.
Haziranın sonuna kadar, onlar oy vermeye hazırdı.By the end of June, they were ready to vote.
Onlar da eşit işe eşit ücret istedi.They also demanded equal pay for equal work.
Onlar Lee Harvey Oswald adında bir adamı tutukladı.They arrested a man named Lee Harvey Oswald.
Onlar Lincoln'un bir zafer konuşması yapmasını istedi.They asked Lincoln to make a victory speech.
Onlar tekne yapmak için birçok ağacı kestiler.They cut down many trees to build the boats.
Söylentiye göre onlar doktora sahte isimler verdi.They reportedly gave the doctor false names.
Onlar Reagan'ın sakin ve düşünceli göründüğünü söyledi.They said Reagan seemed calm and thoughtful.
Onlar onun özgürce konuşma hakkını destekledi.They supported his right to speak freely.
Akşamları, onlar tiyatroya giderdi.In the evening, they would go to the theater.
Onlar üç binden fazla denizciyi öldürdüThey killed more than three thousand sailors.
Onlar onu güçlü bir erkeğin cesur hareketi olarak gördüler.They saw it as the brave act of a strong man.
Onların Kanada'ya geçmeleri için izin verilmedi.They were not permitted to cross into Canada.
1847 yılında, onlar kendilerini bağımsız ilan ettiler.In 1847, they declared themselves independent.
Onlar birbirlerini aptal göstermeye çalıştılar.They tried to make each other look foolish.
Onlar diğer bir çiftçiyi ve oğlunu da ele geçirdiler.They also captured another farmer and his son.
Onlar kurşunu olduğu yerde bırakmaya karar verdiler.They decided to leave the bullet where it was.
Onlar daha iyi çalışma koşulları talep etmedi.They did not demand better working conditions.
Onlar onun grup içinde en iyi yazar olduğunu söylediler.They said he was the best writer in the group.
Onlar altın piyasasını kontrol altına almaya çalıştılar.They tried to take control of the gold market.
Onlar mümkün olduğu kadar çok sayıda insan yakalardı.They would capture as many people as possible.
Onlar yaşam için yeni yollar denemek istediler.They wanted to try new ways of living.
Onlar evde yemek pişirdi ve temizlik yaptı.They did the cooking and cleaning in the house.
Onlar onun saldırılarından bazılarının haksız olduğunu sezinlediler.They felt that some of his attacks were unjust.
Onlar kamu sokaklarında, otobüslerde ya da trenlerde uyudu.They slept on public streets, buses, or trains.
Onlar gerekli oyları alamadı.They failed to get the necessary votes.
Onlar vagonları sürdü ve malzemeleri taşıdı.They drove wagons and carried supplies.