Onlar atları ve sığırları çaldı.They stole horses and cattle.
Onlar güvenle yüzmeye çalıştı.They tried to swim to safety.
Onlar daha iyi bir şey istediler.They wanted something better.
Onlar geri çekilmeye zorlandı.They were forced to withdraw.
Onlar savaşamayacak kadar çok yorgunlardı.They were too tired to fight.
Onlar hızlı hareket etmek zorunda kalacaktı.They would have to move fast.
Kısa bir mücadele sonrası, onlar kazandı.After a brief fight, they won.
Onların yeteri kadar altını yoktu.They did not have enough gold.
Onlar onun Kanada'ya gitmesine yardımcı oldu.They helped him get to Canada.
Onlar isimlerin bir listesini yaptı.They made a list of the names.
Onlar yüz yüze kalmalıdır.They must remain face to face.
Onların işlere ve eğitime ihtiyacı vardı.They needed jobs and training.
Onlar orduya katılmayı reddetti.They refused to join the army.
Onlar köprüye doğru yürüdü.They walked toward the bridge.
Onlar bir komplo olduğuna inanıyordu.They believed there was a plot.
Onlar iyi ata binebiliyor ve iyi ateş edebiliyorlardı.They could ride and shoot well.
Onlar ona ve eşine hakaret ettiler.They insulted him and his wife.
Onlar Jefferson'un dediklerini sevdiler.They liked what Jefferson said.
Onlar saldırganları geri püskürttü.They pushed back the attackers.
Onlar gazeteleri ve kitapları okudular.They read newspapers and books.
Onlar anlaşmanın aptalca olduğunu söyledi.They said the deal was foolish.
Onlar döğüşmeyeceklerini söylediler.They said they would not fight.
Onlar tamamen şaşırdılar.They were completely surprised.
Onlar İspanyolca konuşmuyorlardı.They were not speaking Spanish.
Gerçek onlara söyleniliyormuydu?Were they being told the truth?
O, onlar onu erteliyordu dedi.He said they were postponing it.
Onlar iyi konut alamadı.They could not get good housing.
Onlar kolaylıkla parçalamadı.They did not break apart easily.
Onlar diğerlerini kurtarmaya çalışırken öldüler.They died trying to save others.
Onlar köleliliğin kötü olduğunu hissettiler.They felt that slavery was evil.
Onlar Rachel'i büyük acı içinde buldular.They found Rachel in great pain.
Onlar aynı derecede zor taleplerde bulundular.They made equally tough demands.
Onlar sessizce hizmet edilmesini istedi.They quietly asked to be served.
Onlar onu 1925 yılında hapse gönderdi.They sent him to prison in 1925.
Onlar genellikle uzun kalmadı.Usually, they did not stay long.
Temmuz ayı başlarında, onlar haberi aldılar.Early in July, they got the news.
Onlar yeni hükümeti kabul etti.They accepted the new government.
Onlar özel bir toplantıya çağırdılar.They called a special convention.
Onun treni geçerken, onlar tezahürat yaptı.They cheered as his train passed.
Onlar genç Amerikalıları alkışladılar.They cheered the young Americans.
Onlar Dünyanın her yerinde yarıştılar.They competed all over the world.
Onlar evde iş bulamadılar.They could not find work at home.
Onlar kolay bir hayat beklemiyordu.They did not expect an easy life.
Onların iyi bir ekipmanı yoktu.They did not have good equipment.
Onlar İngilizlerin kazanmasını umuyorlardı.They expected the British to win.
Onlar savaşta yenildiler.They had been defeated in battle.
Onlar yollar ve köprüler yaptılar.They had built roads and bridges.
Onlar bunun sadece geçici olduğunu söylediler.They said this was just temporary.
Güney Amerika'da onlara ihtiyaç duyuldu.They were needed in South America.
Onlar uzaya ilk insanı gönderdi.They sent the first man into space.
Onlar savaşın çabuk bitmesini istiyordu.They wanted the war to end quickly.
Onlar evlilik sorunları yaşıyordu.They were having marriage problems.
Onlar onu sahtekar olmakla suçladı.They accused him of being dishonest.
Onlar ülkeyi değiştirmeye çalışmadılar.They did not try to change the land.
Ona onun onların tutsağı olduğunu söylediler.They told him he was their prisoner.
Ürünleri satın almaları için onlara ısrar etti.They urged them to buy the products.
Onlar zayıftı ve ruhen çökmüştü.They were weak and broken in spirit.
Bir gün içinde onlar Fransadaydı.Within one day, they were in France.
Onlar oraya çabucak varamadılar.They could not get there quickly.
Onlar ayrıca dini özgürlük sözü verdi.They also promised religious freedom.