Onlar bir oylama standında temsilcilerini seçer.They elect their representatives in a voting booth.
Onlar geçici işçi istihdam etmektedirler.They employ temporary workers.
Onlar birlikte oynamaktan hoşlanırlar.They enjoy playing together.
Onların eski inşaat ekipmanları var.They have old construction equipment.
Onlar tam aynı yüze sahipler.They have the exact same face.
Onların her ikisi de bebek bekliyorlar.They're both expecting babies.
Onlar daha fazla araştırma yapmak için bir tıp uzmanı istedi.They asked a medical expert to do more research.
Onların fazladan bir yatağı var.They have an extra bed.
Onlar yarışın son bölümünde.They are in the final part of the race.
Onlar mali sorunlarla karşı karşıya.They are facing financial problems.
Onlar birbirlerini buldular.They found each other.
Onların pantolonları uymuyor.Their jeans do not fit.
Onlar sıtmadan çekiyorlar.They're suffering from malaria.
Tom onlara onun ne istediği ile ilgili genel bir fikir verdi.Tom gave them a general idea of what he wanted.
Onlar amacını gerçekleştirdi.They made the goal.
Onlar birçok ülkeye tahıl ihracatı yapıyorlar.They export grain to many countries.
Onlar şarkı söyleyen bir gruptalar.They're in a singing group.
Onların satışları artıyor.Their sales are growing.
Onların şirket garantisi otuz gündür.Their company guarantee is for thirty days.
Onların mali sorunları, yılın ikinci yarısında başladı.Their financial problems began in the second half of the year.
Tom elbiselerini asar, sonra onları rengine göre düzenler.Tom hangs his clothes, then arranges them by color.
Onların hepsi çok mutlu.They are all very happy.
Onlar buğday hasadının bu yıl iyi olacağını umuyorlar.They're hoping the wheat harvest will be good this year.
Onların çiftliğinde beş farklı türde atları var.They have five different kinds of horses on their farm.
Onlar Yunanistan kıyılarında küçük bir adada yaşıyorlar.They live on a small island off the coast of Greece.
Onların planları hakkında bilgim yok.I have no knowledge about their plans.
Onlar sahile yakın yaşarlar.They live near the beach.
Onların evinin giriş kapısı burasıdır.This is the main gate to their house.
Onlar bir salata yapıyorlar.They are making a salad.
Onlar haftada bir kez et yerler.They eat meat once a week.
Onların araştırması bir anket yöntemi kullandı.Their research used a survey method.
Onlar büyükannelerinin evini yenilediler ve modern mobilyalar getirdiler.They renovated their grandmother's house and brought in modern furniture.
Onların partisi seçimlerde en fazla oyu aldı.Their party won the most votes in the election.
Onların soyadı posta kutusunda yazılıdır.Their family name is written on their mailbox.
Onlara konukseverlikleri için teşekkür notu gönder.Send them a thank-you note for their hospitality.
Onlar şimdi her an bekleniyorlar.They are expected any minute now.
Onlar yeni kurallara itiraz ettiler.They objected to the new rules.
Onların ev alma önerisi reddedildi.Their offer to buy the house was rejected.
Onlar vergi yükseltme planına karşılar.They oppose the plan to raise taxes.
Onlar zıt yönlere gittiler.They went in opposite directions.
Onlar köprünün üzerinden geçtiler.They crossed over the bridge.
Onların her biri bulmacanın bir parçasına sahip.They each have a piece of the puzzle.
Son gelişmeler onların seyahat planlarını değiştirmelerine neden oldu.Recent developments caused them to change their travel plans.
Onlar ayrı ve dokunulmazdır.They are separated, and cannot touch.
Onların sesleri telefonda birbirine benziyor.Their voices sound similar over the phone.
Onlar gökyüzüne bakmak için bir teleskop kullanıyor.They are using a telescope to look at the sky.
ABD'de, onlardan bilgi almak için insanlara işkence yapmak yasaktır.In the U.S., it is illegal to torture people in order to get information from them.
Onlar kapıya doğru yürüdü.They walked toward the gate.
Onlar dün bizi gördüler.They saw us yesterday.
Onlar her zamanki gibi geç kaldılar.They're late, as usual.
Onların hâlâ uyanık olması şaşılacak şey.It's a wonder they're still awake.
Noel'in gerçek hediyeleri sevgi ve barıştır. Onları bir mağazadan satın alamazsınız.The true gifts of Christmas are love and peace. You cannot buy them in a store.
Onlar bizim geleneklerimize henüz alışkın değil.They are not used to our customs yet.
Onlar bizim törelerimize henüz alışkın değil.They are not used to our customs yet.
Ben onların birbirleriyle flört etmelerini onaylamıyorum.I don't approve of them dating each other.
Onlar ne tür maymunlar?What kind of monkeys are those?
Onlar nerede yaşıyor?Where do they live?
Onlar hangi yönde gidiyorlardı?Which direction were they heading in?
Onlarla görülmekten utanmam.I am not ashamed to be seen with them.
Ben onların çevresinde hantal hissettim.I felt awkward around them.