Onlar zaten evlendiler.They already got married.
Onlar sandviç, salata istiyor, ve meyve suyu da.They'd like sandwiches, salad, and juice, also.
Onlar dokümanı düzelttiler.They amended the document.
Onların anarşiyi kontrol etmek için yeni bir hükümete ihtiyaçları vardı.They needed a new government to control the anarchy.
Onlar 2000 yıl öncesinden kalma antika bir kase buldular.They found an ancient bowl from 2,000 years ago.
Tom'un öfkesi onların evliliğini yaraladı.Tom's anger hurt their marriage.
Onlar bunu bir başka gün bitirecekler.They'll finish this another day.
Onlar bir hakim atadılar.They appointed a judge.
Onlar projeni onayladılar mı?Did they approve your project?
Onlar güzel bir bölgede yaşıyorlar.They live in a beautiful area.
Onlar para hakkında tartışıyorlardı.They were arguing about money.
Onlar bizim kadar yorgunlar.They're as tired as we are.
Onlar siyasi sığınma aldıktan sonra vatandaş oldu.They became citizens after receiving political asylum.
Onlar dikkatlerini her zaman çevre sorunlarına verirler.They always give their attention to environmental problems.
Onlar orta düzeyde öğrenciler.They're average students.
Onlar ortalama boydalar.They are of average height.
Onlar trafikten kaçınamaz.They can't avoid the traffic.
Onlar yarın sabah 5.00'e kadar uyanık olmak zorunda.They have to be awake by 5:00 a.m. tomorrow.
Onlar gazetecileri seçimlerle ilgili rapor vermekten engelledi.They barred journalists from reporting on the elections.
Onlar satranç kulübüne üyedir.They belong to the chess club.
Onların fiyatı bizimkinin altındadır.Their price is below ours.
Onlar sağlık hizmetleri için bir yasa tasarısı hazırladılar.They've written a bill for health care.
Onlar onun teklifini engellediler.They blocked his proposal.
Onlar Tayland doğumlular.They were born in Thailand.
Onlar o ürünü boykot edecekler.They will boycott that product.
Cesur insanlar korkar ama bu onları durdurmaz.Brave people feel fear, but that doesn't stop them.
Onlar kısa bir flört yaşadılar.They had a brief date.
Onlar kısa bir tatile çıktılar.They took a brief vacation.
Onlar parlak renkler giymeyi severler.They like to wear bright colors.
Onlar onun ölü kocasını gömdüler.They buried her dead husband.
Onlar bir araba satın aldı.They bought a car.
Onlar senin ülkende Anneler günü kutlarlar mı?Do they celebrate Mother's Day in your native country?
Onlar akademik şampiyonlardır.They're academic champions.
Onlar yasayı değiştirmek istiyorlar.They want to change the law.
Onlar spor takımları için tezahürat yaptılar.They cheered for their sports teams.
Onlar kim için tezahürat yapıyorlar?Who are they cheering for?
Onlar sahili temizliyorlar.They're cleaning the beach.
Onlar üniversiteden mezun oldular.They graduated from college.
Onlar bir hediye almak için paralarını birleştirdi.They combined their money to buy a present.
Onların toplumunda iyi sağlık çok önemlidir.Good health is very important in their community.
Onlar bütçe hakkında endişeliler.They're concerned about the budget.
Onlar mükemmel durumdalar.They are in great condition.
Biz iyi işleri için onları tebrik etmek istiyoruz.We want to congratulate them on their good work.
Kazadan sonra, onlar onu bir sürü makinelere bağladı.After the accident, they connected him to a lot of machines.
Kutular hediyedir. Onların içinde ne var?The boxes are gifts. What do they contain?
Onlar masaya örtü örttüler.They covered the table with a cloth.
Onların şirketi kırk yeni iş oluşturdu.Their company created forty new jobs.
Banka onlara daha fazla kredi vermeyi reddetti.The bank refused to give them more credit.
Onlar kredi kullanmak istemiyorlar.They don't want to use credit.
Onlar dans etmeyi seviyorlar.They like to dance.
Onlar vergileri artırmayı tartışacaklar.They'll debate raising taxes.
Onlar zam hakkında tartışıyorlar.They're debating about raises.
Onlar yeni bir araba satın almayı ertelediler.They delayed buying a new car.
Onlar büyük bir öğle yemeği ve küçük bir akşam yemeği yer.They have a big lunch and a small dinner.
Onlar buluşmalarında bir Meksika yemeği yiyorlar.They're having a Mexican dinner on their date.
Onların bir yöne ihtiyacı var.They need some direction.
Sel onların toplumunda bir felakete neden oldu.The flood caused a disaster in their community.
Onlar dokümanı tartışmalı.They need to discuss the document.
Onlar buluşmaları süresince kayak yapmaya gittiler.They went skiing during their date.
Onlar deprem için güvenli bir bina inşa etti.They built a safe building for earthquakes.