"Bu arabalar senin mi?" "Evet onlar benim."Are these cars yours?" "Yes, they are mine."
Onların öğretmenlerini o kadar çok seveceklerini düşünmemiştim.I never thought that they would like their teacher so much.
İki kız kardeşi var. Onlar Kyoto'da yaşıyor.She has two sisters. They live in Kyoto.
Onlar Kate'e çocuklarına bebek bakıcılığı yapmasını rica ettiler.They asked Kate to babysit their child.
Onlar hedeflerine ulaştılar.They attained their goal.
Onlar hedefine ulaştı.They reached their goal.
Onlar amaçlarına ulaştılar.They achieved their goal.
Beklentilerin tersine onlar kolaylıkla kazandı.Contrary to expectations, they won with ease.
Nagasaki çevresinde onlara rehberlik edebilmem için kadınla birlikte gittim.I went with the women so that I could guide them around Nagasaki.
Onların iyi niyetlerini anlıyor gibi görünmüyorsun.You don't seem to understand their good intentions.
Şu kitap onların.That book is theirs.
Onların meslektaşları bir yurt dışı şubesine transfer edildi.Their colleague was transferred to an overseas branch.
O, onlardan daha zekidir.He's smarter than they are.
Onlar hiç zamanında geldiler mi?Have they ever come on time?
Biz kısa sürede onların hızına yetiştik.We soon caught up with them.
Ben onların hiçbirinin trafik kazasına karışmadığını umarım.I hope that neither of them were involved in that traffic accident.
Onların tartışmasını durdurmak için elimden geleni yaptım.I tried my best to get them to stop quarreling.
Ben onlara düğün günlerinin ne zaman olduğunu sormak istiyorum.I want to ask them when their wedding day is.
Onların ilişkisi hakkında bir şey bilmiyorum.I don't know anything about their relationship.
Onların sorunlarıyla ilgili yapacak bir şeyim yok.I have nothing to do with their troubles.
Onların planı hakkında şey bilmiyorum.I don't know anything about their plan.
Onların testi geçeceğinden eminim.I'm sure that they will pass the test.
Onların evliliklerinden haberin olmamasına şaşırdım.I'm surprised that you don't know about their marriage.
Onların isimlerini hatırlayamadım.I couldn't remember their names.
Biz otobüs terminalinde kazara onlarla karşılaştık.We met them by accident at the bus terminal.
Onlara otobüs terminalinde rastladık.We ran into them at the bus terminal.
Onları yenmek için, çok sıkı antrenman yaparız.In order to beat them, we practice very hard.
Biz bazen onlarla görüşürüz.We sometimes see them.
Onlarla bazen görüşürüz.We sometimes see them.
Bazen onlarla buluşuyoruz.We sometimes meet them.
Onlara yardım etmeyi planlıyor musunuz?Are you planning to help them?
Onların boşanıp boşanmayacaklarını merak ediyorum.I wonder if they'll get divorced.
Bölüm şefi birdenbire söyledi: "Kadınlar ve et, onları biraz kokmuş severim."The section chief said out of the blue: "Women and meat, I like them a little rotten".
Onları yakında ziyaret edeceğiz.We will visit them soon.
Onlardan ikisi odadadır.The two of them are in the room.
Onlar elmalar yiyorlar.They're eating apples.
Bay Anton onlarla soğuk bir biçimde konuştu.Mr. Anton spoke to them coldly.
Arkadaşlarınla iletişim kurar kurmaz onlara bir çığ geldiğini söyle.As soon as you contact your friends, tell them that an avalanche is coming.
Onları tanıyan tek kişi benim.I'm the only one who knows them.
Onlar şimdi nereye gidiyor?Where are they going to right now?
Onlar onun Almanya'da doğduğunu söylüyorlar.They say that he was born in Germany.
Onlar her zaman okulu atlarlar.They always skip school.
Onlar her zaman okuldan kaçarlar.They skip school all the time.
Onlar okuldan ayrıldılar.They dropped out of school.
Onlar Dan'ı görüyorlar.They see Dan.
Onlar dün evde değildi.They weren't at home yesterday.
Yoğun kar yağışı nedeniyle onlar kalkışını erteledi.They put off their departure due to the heavy snow.
Onlar henüz burada değil.They aren't here yet.
Onlar henüz varmadılar.They haven't arrived yet.
Onlar iyi bir ortamda yaşıyorlar.They live in a good environment.
Onlar tuzaklarla tilki yakaladılar.They caught foxes with traps.
Onlar eski yaraları bir kenara koymaya karar verdiler.They have decided to put aside old wounds.
Onları affet, zira onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar.Forgive them, for they know not what they do.
Onlarla birlikte gitmek istersen acele etmelisin?If you want to go with them, you must hurry.
Onların ekmekleri yoksa, pasta yesinler.If they don't have bread, let them eat cake.
Onlar yeni mi?Are they new?
Onlar hangi saatte başlıyorlar?At which hour they are starting?
Çünkü onlar temizler.Because they are clean.
Çünkü onlar akşam yemeği yiyorlar.Because they're eating dinner.
Onlar gerçekten kazandılar.They really did win.