Onları ne için cezalandırıyorsun?What are you punishing them for?
Onları bir bıçakla kesin.Cut them with a knife.
Onlar çamurlu.They are muddy.
Onlar ne kadar sürede teslim edilebilirler?How soon can they be delivered?
Tom romanı onlara önerdi.Tom recommended the novel to them.
Tom, yüzünde tatsız bir ifade, onların kapılardan acele ile girişini izledi.Tom watched them hurry through the doors, a disagreeable expression on his face.
Onlara ne ölçede güvenebileceğime dair bir fikrim yok.I have no idea to what extent I can trust them.
Onları nasıl istiyorsunuz?How do you want them?
Tony onların isimlerini bilmiyordu.Tony did not know their names.
Onlar çok büyük.They are very big.
Onlardan hiçbirini sevmiyorum.I like neither of them.
Görünüşe bakılırsa, onlar mutlu bir çift.To all appearances, they are a happy couple.
Görünüşe bakılırsa, onlar sıkı çalışmıyor.To all appearance, they don't study hard.
Görünüşe bakılırsa, onların eylemleri işe yaramadı.To all appearances, their actions haven't borne fruit.
Onlar soğuk kışı o çadırda nasıl geçirecek?How will they get through the cold winter in that tent?
Onları nasıl aldın?How did you get them?
Onlar teklifini niçin geri çevirdiler?Why did they turn down your proposal?
Onlar sana niçin yaşamak için İngilizce öğrenmek zorundasın diyorlar?Why do they say you have to learn English to survive?
Televizyon izleyicileri eğlendirmesinin yanı sıra onları aydınlatır.Television enlightens the viewers as well as entertains them.
Nihayet, onlar kanla özgürlüğü satın aldı.At last, they purchased freedom with blood.
Sonunda, onlar dağın tepesine ulaştı.At last, they reached the top of the mountain.
Onlar biraz sıkı.They're a little tight.
Biletleri alır almaz onları sana göndereceğiz.As soon as we get the tickets, we'll send them to you.
Hiç kimse onları ayıramaz.No one can separate them.
Onlar muhtemelen arabayla gelecekler.They'll probably come by car.
Sigaraları azaltmaktansa, bayım, niçin onları bırakmıyorsun.Rather than cutting down on cigarettes, sir, why don't you just give them up?
Onlar orada yaşıyor.They live there.
Onların sadece küçük bir kızı vardı.Only one little daughter did they have.
Yanında iki kutu bedava ayakkabı cilası ile birlikte onlar sadece 50 dolar.They're only $50 with two cans of shoe polish free of charge.
Onlar adeta farklılar.They are merely different.
Orada onlarca öğrenci toplandı.Dozens of students gathered there.
Çoğu insan erkekleri sadece onların başarıları ya da iyi şansıyla değerlendirir.Most people judge men only by their success or their good fortune.
Çoğu zaman onların istediklerini vermek zorunda kaldık.In most cases we had to give in to their demands.
Onlar böyle saçmalıklara inanmak için deli olmalılarThey must be crazy to believe such nonsense.
O zamandan beri onlardan hiç haber alınmadı.They have never been heard of since.
Onları buradan çıkarın.Get them out of here!
Ben bütün onları okuyabilirim.I can read them all.
Onlar tartışmamız gereken konular.They are matters which we need to discuss.
O onlarınki değil mi?Isn't that theirs?
Onların hepsi el yapımı şeylerdi.All of them were handmade things.
Onlar insanları mutlu etmek için kullanılacak.They will be used for making people happy.
Onlar önemli konular.They are important matters.
Onlar benim kitaplarım değildir.They aren't my books.
Onlar bizim arabalarımız.They are our cars.
Onlar benim büyük babamın kitaplarıdır.They are my grandfather's books.
Onlar sizin sandalyeleriniz değil.Those are not your chairs.
Onlar ne için?What are they for?
Onlar neyden yapılmıştır?What are they made of?
Yok, onların hepsi dışarıdalar.None, they are all outside.
Onlar Avrupa sanatının seçkin şaheserleridirler.They are great masterpieces of European art.
Onlar çok büyük elmalar.They are very big apples.
Onlar aşağı yukarı aynı boyuttalar.They are more or less the same size.
Onlar kaba kahverengi deriden yapılmış.They were made of rough brown leather.
Onlar ısınmana yardım edecek.They will help you to get warm.
Onlar çeşitli boyutlarda yapılırlar.They are made in a variety of sizes.
Farklar küçüktü, bu yüzden onları görmezden geldim.The differences were minor, so I ignored them.
Onlar arasında bir dakika farkı vardı.There was a minute difference between them.
Onlardan bazıları gerçekten iyi.Some of them are really fine.
Onların tarafında bir hataydı.It was a mistake on their part.
Bu onlara hiç yardımcı olmadı.That didn't help them any.