O onların resepsiyon tarzından memnun değil.He is displeased with their way of reception.
Onların davetini kabul etmedi.He did not accept their invitation.
O onların şikayetlerine kulaklarını tıkadı.He turned a deaf ear to their complaints.
O onların ricasına kulak asmadı.He turned a deaf ear to their request.
O onların hepsinin en yaşlısı.He is the oldest of them all.
O, onlara göz kulak oldu.He kept an eye on them.
O onlara yardım etmeyecek, ben de etmeyeceğim.He will not help them, nor will I.
O gürültülü oldukları için onları uyardı.He admonished them for being noisy.
Onların ona davranış tarzı hakkında söylendi.He grumbled about the way they treated him.
O hastaydı ve bu yüzden onlar sessiz kaldılar.He was ill, and so they were quiet.
Onlar konuşmayı kestiler.They stopped talking.
Onlardan hiçbiri yaşlı görünmüyordu.Neither of them seemed old.
Bazıları onlara acıdı.Some pitied them.
Onların sana söyledikleri şey dün bana söylediklerinin tam tersi.What they said to you is exactly the opposite of what they told me yesterday.
Onların ne zaman varacağını biliyor musunuz?Do you know when they will arrive?
Onların yalan söylediği belliydi.It was obvious that they had told a lie.
Onların birbirlerine âşık olduğunu biliyorum.I know they're in love with each other.
Keşke onlar dövüşmeyi bıraksalar.I wish they would stop fighting.
Onlar bir saattir burdalar.They have been here for an hour.
Onların buraya geldiği gerçeği inkar edilemez.The fact that they came here is undeniable.
Onların yaptıkları şey ekonomiyi mahvediyor.What they are doing is ruining the economy.
Onların hapishaneden nasıl kaçtıkları bir sırdır.It is a mystery how they escaped from prison.
Onların hangi trende olacaklarını bilmiyorduk.We didn't know what train they'd be on.
Onların hepsi mutlu değil.Not all of them are happy.
Ben onların hepsini seviyorum.I like all of them.
Onların hepsi fakir değil.All of them are not poor.
Onlardan iyi haber bekliyorum.I've been expecting good news from them.
Onlar ağacı kestiler.They cut down the tree.
Onlardan bir sürü spontan tekliflerimiz vardı.We had a lot of spontaneous offers from them.
Onlar istasyona vardığında tren zaten gitmişti.The train had already left when they got to the station.
Onların yangını kontrol altına alması şafaktan önceydi.It was before dawn that they got the fire under control.
Onların karşılaşmaları kaçınılmazdı.It was inevitable that they would meet.
Onların ilgilenmesi için bir sürü sorun var.There are many problems for them to deal with.
Onlar döner dönmez sana telefon edeceğim.I will telephone you as soon as they return.
Onlar geri gelinceye kadar burada bekleyeceğim.I'll wait here until they come back.
Tatilleri sırasında çalışmaları onlar için iyidir.It is good for them to work during their vacation.
Bana onların bulunmama nedenini söyle.Tell me the reason why they are absent.
Onlar kısa süre önce evlendiler.They got married only recently.
Onlar dört yıldır evliler.They have been married for four years.
Sanırım onlar beş yıldır evli.I think they have been married for five years.
Onların ne kadar süredir evli olduğunu biliyor musunuz?Do you know how long they have been married?
Onların evleneceği söylentisi hemen yayıldı.The rumor that they would get married spread at once.
İşte onların izlemesi için yeni bir video.Here is a new video for them to watch.
Onların eski binayı yıkışını izledim.I watched them destroy the old building.
Onların yaptığı araştırmalar, Amerikalıların Japonya ile ilgilenmediğini gösteriyor.The research done by them shows that Americans are not interested in Japan.
Onlar beni uyarıncaya kadar tehlikenin farkında değildim.I was not aware of the danger until they warned me.
Sen hiç onların zamanında geldiğini fark ettin mi?Have you ever known them to come on time?
Onlar dışardayken bebeğe kim bakacak?Who will look after the baby while they're out?
Onların verdiği akşam yemeği kötü pişirilmişti.The dinner they served was badly cooked.
Onlar başlar başlamaz yağmur yağmaya başladı.They had hardly started when it began to rain.
Onların yeni bir araba almasını ummuyoruz.We do not anticipate their buying a new car.
Onlar geçen hafta meşgul müydü?Were they busy last week?
Onların geç gelmesi benim hatamdı.It was my fault that they came late.
Onların buraya geç geldiklerinden emin ol.Make sure that they come here late.
Onların birlikte iyi geçinmeyecekleri içime doğuyor.I feel in my bones that they will never get along well together.
Onlar Nara'yı geçtikten on dakika sonra, arabanın benzini bitti.Ten minutes after they had passed Nara, the car ran out of gas.
Onlar Japonya'ya geldiğinden beri beş yıl oldu.It is five years since they came to Japan.
Onlar sarılıyorlar ve öpüşüyorlar.They are hugging and kissing.
Onların sessizliğini boyun eğme olarak algılama.Don't interpret their silence as obedience.
Onların sessizliğini itaat olarak yorumlama.Don't interpret their silence as obedience.