Onların kaçmasına izin veremeyiz.We cannot let them escape.
Onların kaçmalarına izin veremeyiz.We can't let them escape.
Onların bizi birbirlerimize düşman etmeye çalışıyorlar.They're trying to turn us against each other.
Onların bizi birbirimize düşman etmelerine izin veremeyiz.We cannot allow them to turn us against each other.
Hava soğuk, fakat onların olacağını söylediği kadar soğuk değil.It's cold, but not as cold as they said it would be.
Onların bir atı var.They have a horse.
Onların bir ailesi var.They have a family.
Onların gözleri sevinçle parlıyor.Their eyes are glittering with joy.
Sezar onların gelişleri hakkında bilgilendirildi.Caesar was informed about their arrival.
O onların kararlarına itaat etmek zorunda kaldı.He had to obey their decision.
Onların ikisi deniz kenarında bir yerde bir hafta sonu geçiriyorlar.The two of them are spending a weekend somewhere by the sea.
Onların hiçbir şeyleri yok.They don't have anything.
Onların hepsi ne zaman geri geldi?What time did they all come back?
Onların hepsi ne zaman döndü?What time did they all return?
Onların birbirlerini gördüklerini bilmiyordum.I didn't know that they were seeing each other.
Onların arkasında kırmızı ve mavi ışıklar yanıp sönüyordu.Red and blue lights flashed behind them.
Onların saçınıı kesmelerine izin verme.Don't let them cut your hair off.
Onların ne için kullanıldığını biliyorum.I know what those are used for.
Onların nerede yaşadıklarını bilmiyorum.I don't know where they live.
Onların hiçbiri bunu yapmayacak.None of them will do that.
Ben sadece onların pizzasını seviyorum.I just love their pizza.
Onların gülleri yoktu.They didn't have roses.
Onların ikisine de ihtiyacım olacak.I'll need both of them.
Ben onların ikisine de baktım.I looked at them both.
Onların ikisi de onu yaptı.Both of them did that.
Onların hepsi onu yaptı mı?Did they all do that?
Onların ikisi de çok genç ve çok sevimliler.They're both very young and very pretty.
Onların yeni plaklarını birlikte dinleyeceğiz.We're going to listen to their new record together.
Onların yeni albümünü birlikte dinleyeceğiz.We'll be listening to their new album together.
Onların hiçbirini almadım.I didn't buy any of them.
Onların bunu yaptığını gördüm.I saw them do that.
Onların şarkı söylediğini duydum.I heard them sing.
Neden onların teklifini reddetmedin?Why did you turn down their offer?
Tom'un onların ikisine de ihtiyacı olacak.Tom is going to need both of them.
Onların çıktığını bilmiyordum.I didn't know they were dating.
Tom'un iki kızkardeşi var. Onların ikisi de Boston'da yaşıyor.Tom has two sisters. Both of them live in Boston.
Tom'un iki kızkardeşi var. Onların ikisi de evli.Tom has two sisters. Both of them are married.
Şimdi sandviçlerinizi alacağım, arkadaşlar. Onların hazır olduğundan eminim.I'll get your sandwiches now, folks. I'm sure they're ready.
Onların yiyeceğe ve suya ihtiyacı var.They need food and water.
Onların endişeleri yoktu.They did not have worries.
Onların kötü insanlar olduklarına gerçekten inanıyorum.I truly believe they're bad people.
Onların nasıl kullanılacağını bilmiyoruz.We don't know how to use them.
Onların hepsi uyuyorlar.They're all sleeping.
Sami onların hiçbirinden sorumlu değildi.Sami wasn't responsible for any of it.
Onların köpeği mi?It's their dog?
Onların hepsini kendim yaptım.I did that all myself.
Onların hepsi bana güldüler.They all laughed at me.
Bence onların ikisini de biliyorsun.I think you know them both.
Bence onların ikisini de tanıyorsun.I think you know both of them.
Onların hepsi bana inanıyordu.They all believed me.
Onların açıklamaları kafa karıştırıcı.Their explanation was confusing.
Suya atlayın ve onların ardından yüzün!Jump into the water and swim after them!
Onların isimleri neydi?What were their names?
Bana onların isimlerini söyle.Tell me their names.
Artık onların hepsi gitti.They're all gone now.
Bu onların kararı.It's their decision.
Tom ve Mary, John'un onların yapmasını istediği her şeyi yapmadı.Tom and Mary didn't do everything that John asked them to do.
Tom ve Mary'nin ortak bir yönü, onların müzik sevgisidir.One thing Tom and Mary have in common is their love of music.
Bu onların sorumluluğu.It's their responsibility.
Bu onların sorumluluğunda.It's their responsibility.