Tom onların ona davranma tarzından şikayet etti.Tom complained about the way they treated him.
Onların teklifini reddettim.I rejected their offer.
Onların hepsini öldür.Kill them all.
Onların hepsine yardım etmeliyiz.We must help all of them.
Onların hepsi birbirleriyle çelişiyorlar.They all contradict each other.
Mantık onların güçlü noktası değil.Logic is not their strong suit.
Onların bizim gözümüzü korkutmalarına izin veremeyiz.We can't let them push us around.
Onların ikisi de Tom hakkında şikayet ediyordu.They were both complaining about Tom.
Onların yalnızca yağmura bağımlı olmaksızın toprağı sulayabilmeye ihtiyaçları var.They need to be able to irrigate without relying solely on rain.
Onların hepsine gülümsedim.I smiled at them all.
Ben onların arabasını itmiyorum.I'm not pushing their car.
Onların kadın düşmanlıkları iğrenç.Their misogyny is disgusting.
Bana onların hepsinin sadece bir rüya olduğunu mu söylemek istiyorsun?Do you want to say me it was all just a dream?
Onların yardımları olmadan bunu yapamayız.We can't do this without their help.
Onların ahırın arkasında öpüştüğünü gördüm.I saw them kissing behind the barn.
Onların odasını temizlemiyorum.I don't clean their room.
Onların her ikisini de seviyorsun.You love them both.
Onların hepsi geç geldi.They all arrived late.
Onların hepsi senin erkek kardeşinden daha deli.They're all crazier than your brother.
Benim kültürüm objektif olarak onlarınkinden daha üstün.My culture is objectively superior to theirs.
Bu onların kültüründe onlar için çok utanç verici.It's very shameful for them in their culture.
Onların çok güzel bir dairesi var.They have a very nice apartment.
Onların bunu bize yapmalarına izin veremeyiz.We can't let them do this to us.
Onların torunu Hollanda'da yaşıyor.Their grandchild lives in the Netherlands.
Onların hepsi hırsız ve yalancıdır.They are all thieves and liars.
Onların söylediği her şeyi anlıyor musun?Do you understand everything they are saying?
Başkaları için antenim var ve onların nasıl hissettiklerini algılıyorum.I have antennae for other people, and perceive how they feel.
Onların hepsi aynı şeyi yedi mi?Did they all eat the same thing?
Onların evlatları okuldalar.Their kids are at school.
Onların çocukları okulda.Their kids are at school.
Onların çocukları okuldalar.Their children are at school.
Onların bunu senin için yapmasına izin vermeyeceğim.I won't let them do this to you.
Onların söylediği kimin umurunda?Who cares what they say?
Onların hâlâ hayatta olup olmadıklarını bile bilmiyorum.I don't even know if they're still alive.
Leyla onların hepsini istiyordu.Layla wanted it all.
Onların çoğu iyi insanlardır.The majority of them are decent people.
Şiddet onların anladıkları tek şeydir.Violence is the only thing they understand.
Onların söylediklerini yapmazsam, beni öldürecekler.If I don't do what they say, they'll kill me.
Eğer onların söylediklerini yapmazsam, beni öldürecekler.If I don't do what they say, they'll kill me.
Onların söylediklerini yapmanı öneririm.I suggest you do what they say.
Onların nereye gittiklerini sanıyorsun?Where do you think they went?
Bunu onların bakış açısından görmeye çalışın.Try to see it from their point of view.
Onların hiçbirini rapor etmedim.I didn't report any of that.
Onların çoğunu satmayı umuyor muydunuz?Did you expect sell that many of those?
Onların onu yapmak için yasal yetkisi var mı?Do they have the legal authority to do that?
Onların bizi koyun gibi katletmelerine izin veremeyiz.We cannot allow them to butcher us like sheep.
Sanırım onların hepsine katılıyorum.I think I agree with all of that.
Tom onların onu yapmalarına izin vermeyeceğini söyledi.Tom said they wouldn't let him do that.
Onların işlerimizi çalmalarına izin mi vereceğiz?Are we going to let them steal our jobs?
Sen onların annesi değil misin?Aren't you their mother?
Onların bana söyledikleri şeye inanmayı reddettim.I refused to believe what they told me.
Onların ilk kızı 1576'da vebadan öldü.Their first daughter died from the plague in 1576.
Onların neden burada olduklarını bilmiyorum.I don't know why they are here.
Onların söyledikleri gibi yapmanızı öneririm.I suggest you do as they say.
Onların sana söyledikleri şeyi yap.Do what they tell you.
Bana onların kim olduğunu söyle.Tell me who they are.
Onların adlarını sana söyleyeceğim.I will tell you their names.
Ben onların öğretmeni olacağım.I will be their teacher.
Onların yaşamları tehlikede.Their lives are at stake.
Onların her birini öldüreceğim.I will kill every last one of them.