Onların komşu ülkelerle iyi ilişkileri var.They have good relations with neighbouring countries.
Onların işleri var.They have jobs.
Onların hayvanlarının derisini yüzmem.I don't skin their animals.
Onların makalelerine yorum yapmıyorum.I don't comment on their articles.
Ben onların seni yine de anlayacaklarını umuyorum.I hope they'll understand you anyway.
Gelecek kış onların kısa sürede unutmayacakları bir kış olacak.The coming winter would be one they would not soon forget.
Onların meyve taşımak için kullandıkları sepetler kamış şeritlerinden yapılır.The baskets they use to transport fruit are made with strips of cane.
Onlar tatildeyken komşuları onların köpeğine baktı.While they were on vacation, their neighbors cared for their dog.
Onların hepsi kahrolası kaçık.They're all fucking mental.
Onların hepsi kahrolası akıl hastası.They're all fucking mental.
İkimiz de onların sevgilileriyiz.Both of us are their lovers.
Her ikimiz de onların aşıklarıyız.We are both their lovers.
Onların mektubunu aldın mı?Did you get their letter?
Onların mektuplarını aldın mı?Did you get their letter?
Ben onların kızlarını kışkırtmıyorum.I'm not provoking their daughters.
Onların ücretlerini ödemiyorum.I do not pay their wages.
Tom şapkasını çıkardı ve onların önünde eğildi.Tom took off his hat and bowed down to them.
Onlar onların iyi arkadaşları.They are good friends of theirs.
Ben onların bahçesini sularım.I water their garden.
Onların patateslerini çıkarmam.I don't dig up their potatoes.
Onların Tom'u nerede alıkoyduğunu tahmin etmek mümkün değil.There's no telling where they're holding Tom.
Onların hepsi aynı fiyatta mıdır?Are they all the same price?
Onların hepsi aynı fiyata mı mal olur?Do they all cost the same?
Onların birlikte çok mutlu olacaklarına eminim.I'm sure they'll be very happy together.
Onlar genç ama onların deneyimi var.They're young, but they have experience.
Onların farklı öncelikleri var.They have different priorities.
Onların birkaç seçeneği var.They have several options.
Onların bol paraları var.They have plenty of money.
Onların bol miktarda yiyecekleri var.They have plenty of food.
Onların iyi kimyası vardı.They had good chemistry.
Onların da hakları var.They have rights, too.
Onların bir gündemi var.They have an agenda.
Onların hiç bir hakkı yoktu.They had no rights.
Onların hakları yoktu.They had no rights.
Onların şansı yoktu.They had no chance.
Onların bir sorunu vardı.They had a problem.
Onların bir görevi vardı.They had a mission.
Onların hepsinin çocukları var.They all have kids.
Onların seçenekleri var.They have options.
Onların bir seçeneği vardı.They had a choice.
Onların yeteneği var.They have talent.
Onların çok var.They have plenty.
Onların yorumları aydınlatıcıydı.Their comments were illuminating.
Onların davranışları utandırıcıydı.Their behavior was disgraceful.
Onların amaçları açıktır.Their intentions are obvious.
Onların hepsi güzel seçenekler.Those are all fine options.
Onların hepsi isterikti.They were all hysterical.
Onların hepsi önemli.Those are all important.
Onların hepsi tutuklu mu?Are they all prisoners?
Sorun onlarınki.The problem is theirs.
Bu onların seçimleriydi.That was their choice.
Onların her ikisi de kirliydi.They were both dirty.
Bu onların fikri değildi.It wasn't their idea.
Onların hedefi neydi?What was their goal?
Bu onların tercihiydi.It was their choice.
Onların annesi kim?Who's their mother?
Tom onların kahramanıydı.Tom was their hero.
Bu onların fikriydi.It was their idea.
Onların önemini abartıyorsun.You overestimate their importance.
Onların hepsi alay etti.They all scoffed.