Onların bana yardım etmesini isteyeceğim.I'll ask them to help me.
Sadece onların onu geri vermesini isteyin.Just ask them to give it back.
Sadece onların terk etmesini isteyemez miyiz?Can't we just ask them to leave?
Sadece onların gitmesini isteyemez miyiz?Can't we just ask them to go?
Onların gitmemelerini isteyebiliriz.We could ask them not to go.
Onların yardım etmesini isteyebilirim.I can ask them to help.
Kimse onların etrafında olmak istemiyor.Nobody wants to be around them.
Senin ve onların neyi var?What's up with you and them?
Senin ve onların yanındaki nedir?What is it with you and them?
Senin ve onların hakkında biliyorum.I know about you and them.
Senin ve onların hakkında duydum.I heard about you and them.
Onların her birine bir elma verdim.I gave them each an apple.
Tom onların kim olduğunu bilir.Tom knows who they are.
Onların üç çocukları var.They have three children.
Onların ikisi de güzel değil.Both of them aren't pretty.
Onların her biri bir elma aldı.They each received an apple.
Onların şimdi Rio'da bir metroları var.They have a subway in Rio now.
Onların çıktıklarını duydum.I heard they're going out.
Onların bir şey sakladığını biliyorum.I know they're hiding something.
Çoğu Avrupalının problemi meditasyon yapmadıklarıdır. Onların akılları karışıktır.The problem with many Europeans is that they do not meditate. Their minds are messy.
Onların komşularıyla alay etmiyorum.I'm not teasing their neighbors.
Onların senin için yapabileceği bir şey var mıydı?Wasn't there anything they could do for you?
Tom ve Mary hâlâ onların ikisinin de büyüdüğü Boston'da yaşıyorlar.Tom and Mary still live in Boston where they both grew up.
Onların bunu yapmaları gerekiyor mu?Are they supposed to do that?
Onların her ikisi de lisedeyken Tom Mary'den üç mil uzakta yaşıyordu.Tom lived three miles away from Mary when they were both in high school.
Onların ne dediğini duyamadım?I couldn't hear what they were saying.
Onların yapabileceğinin en kötüsü nedir?What's the worst they could do?
Onların kararına katılıyor musun?Do you agree with their decision?
Onların saldıracaklarını gerçekten düşünüyor musun?Do you really think they'll attack?
Onların o blogta ne yazdıklarını onlara söylemedin.You didn't tell them what they wrote in that blog.
Tatoeba'daki bazı cümleler bana onların sahiplerinin aklını sorgulatıyor.Some sentences on Tatoeba really make me question the minds of their owners.
Sırf hayaletleri göremiyorsun diye, bu onların var olmadığı anlamına gelmez.Just because you can't see ghosts, it doesn't mean that they're not there.
Onların beni işe aldıklarına inanamıyorum.I can't believe they hired me.
Onların sana verdikleri maaşı haketmiyorsun.You don't deserve the salary they're paying you.
Onların size verdikleri maaşı haketmiyorsunuz.You don't deserve the salary they're paying you.
"Mary bana onların birlikte uyuduğunu söyledi." "Gerçekten mi?""Mary told me that they slept together." "Really?"
Mary bana onların birlikte uyuduklarını söyledi.Mary told me that they slept together.
Onların romantizmi kasaba hakkında konuşmaydı.Their romance was the talk of the town.
Onların sözleri kendi duygularıyla çelişiyor.Their words contradict their own feelings.
Onların her ikisi de çok iyi satranç oyuncuları.They are both very good chess players.
Onların gerçekten araları çok bozuk.They really are at loggerheads.
Onların arkadaşlığı yavaş yavaş aşka dönüştü.Their friendship gradually turned into love.
Onların arkadaşlığı çabucak aşka dönüştü.Their friendship quickly turned into love.
Bu onların satın aldığı evdir.This is the house they bought.
Her gün iki küçük çocuk onların dönüşünü bekledi.Every day, two little children waited for their return.
Hiç kimse onların kazanmasını beklemiyordu.No one expected them to win.
Onların bulaşıcı bir hastalığı var.They have an infectious disease.
Onların senin hakkında konuşmalarını isterken başkalarının hakkında konuş!Speak about others as you would want them to speak about you!
Eskiden cadıların gerçek olduğunu düşünürdüm. Bugün onların gerçek olduğunu biliyorum.I used to think that witches were real. Today I know they are real.
Onların öyle kişilerden uzak durmaları gerekir.They should stay away from people like that.
Onların mumlarını yakmıyorum.I'm not lighting their candles.
Onların yeni bir araba almasını beklemiyorduk.We didn't expect them to buy a new car.
Yunanca ve Latince dilleri yararlı, bu yüzden onların öğrenimini yapıyorum.Greek and Latin are useful languages, so I'm studying them.
Tom ve Mary doğmadan önce onların bütün büyük büyük ebeveynleri ölmüştü.All their great-grandparents were dead before Tom and Mary were born.
O, onların torun oğlu doğmadan önce kanserin kocasını öldüreceğinden korkuyordu.She feared cancer would kill her husband before their great-grandson was born.
Onların mutlu olduğunu düşünüyorum.I think they are happy.
Onların bunu yapabileceğinden emin misiniz?Are you sure they can do that?
Onların çocukları hakkında kötü şeyler söylemem.I don't say nasty things about their children.
Sanırım onların her ikisi de haklı.I think both of them are right.
Onlar sonuçları aldıktan sonra, onların hepsi bunalımlıydı.After they received the results, all of them were depressed.