Onların her ikisi de gülümsüyor.They're both smiling.
Onların o Caz Festivalini iptal ettiklerini duydunuz mu?Did you hear that they canceled that jazz festival?
Onların hepsini görmek istiyorum.I want to see them all.
Onların Tom hakkında söyledikleri doğru mu?Is it true what they're saying about Tom?
Onların hakları nelerdir?What are their rights?
Onların benden nefret edip etmedikleri benim bile umurumda değil.I don't even care if they hate me.
Hiç kimse onların yaşamının seninkinden daha zor olduğunu söylemek hakkına sahip değildir.No one has the right to tell you that their life is harder than yours.
Onların dikkatini çekebilip çekemeyeceğimize bakalım.Let's see if we can get their attention.
Onların yardıma ihtiyacı olabilir.They may need help.
Onların Tom'la bağlantısı nedir?What's their connection to Tom?
Onların onu nasıl yapacağını düşünüyorsunuz?How do you think they'd do it?
Onların her ikisi de çok rahatsız görünüyor.They both look very uncomfortable.
Onların arka planda güldüklerini duyabildim.I could hear them laugh in the background.
Onların hepsi senden daha yaşlı.They're all older than you.
Onların cevabı evet.Their answer is yes.
Onların bize yardım edebileceğini söyledin.You said that they could help us.
Onların her ikisi de Tom'a baktı.They both looked at Tom.
Onların Tom'u bulacaklarını düşünüyor musun?Do you think they'll find Tom?
Onların hepsi yalan söylüyor.They're all lying.
Onların her ikisi de öğretmen.They both are teachers.
Onların yanına gitmeyin.Do not go near them.
Tom onların onu suçlamada bulunduğu suçu işlemedi.Tom didn't commit the crime they've accused him of.
Onların şimdi nerede olduklarını bilmiyoruz.We don't know where they are now.
Şimdi onların yolundan çekilmemiz gerekiyor.We need to get out of their way now.
Onların cevabı hayır.Their answer is no.
Onların kızgın olduğunu anlamak için Fransızca anlamama gerek yoktu.I didn't need to understand French to know that they were angry.
Sen bile onların kim olduğunu bilmiyorsun.You don't even know who they are.
Onların istediğini yapmak akıllıca olabilir.It may be wise to do what they ask.
Onların her ikisi de Bostonlu.They both are from Boston.
Tom onların tek çocuğu.Tom is their only child.
Onların her ikisi de Fransızca konuşabilir.They both can speak French.
Onların senin nereden geldiğini bilmelerine izin verme.Don't let them know where you're from.
Biz onların hangi trenle geleceklerini bilmiyorduk.We didn't know on which train they'd be coming.
Onların her ikisi de buraya geç geldi.They both got here late.
Neden onların ayrılmalarını istemiyorsun?Why not just ask them to leave?
Ben onların bunu nasıl yaptıklarını bilmiyorum.I don't know how they did it.
Onların bana faydası yok.They're no use to me.
Tom sadece onların geri kalanı gibi.Tom is just like the rest of them.
Tom hariç onların hepsi sarhoş.They're all drunk except for Tom.
Gazetelerde onların onun hakkında yazdıkları şey şok edici.It's shocking what they wrote about her in the newspapers.
Onların hepsini öldüreceğim.I'll kill all of them.
Otobüse yetişmek onların üç saatini aldı.It has taken them three hours to catch the bus.
Onların keskin bir bıçağa ihtiyaçları var.They need a sharp knife.
Ben onların filmlerini üretmiyorum.I don't produce their films.
Onların kötü bir hafızaları var.They have a poor memory.
Onların hepsi arkadaşın mı?Are all of them your friends?
Onların hepsi bir ödül alacak.All of them will get a prize.
Tom hâlâ onların elinde.They've still got Tom.
Onların hepsi Tom'a baktıThey all looked at Tom.
Onların hepsi Tom'u tebrik etti.They all congratulated Tom.
Onların hepsi Tom'a bakmak için döndü.They all turned to face Tom.
Onların hepsi Tom'a sırıtıyorlar.They're all grinning at Tom.
Onların hepsi sadece Tom'a baktı.They all just looked at Tom.
Onların her ikisi de Tom'a geri baktı.They both looked back at Tom.
Tom'a bakmak için onların hepsi döndü.They all turned to look at Tom.
Onların her ikisi de döndü ve Tom'a baktı.They both turned and stared at Tom.
Bu sabah onların iyi bir iştahları var.They've got a good appetite this morning.
Onların gerçek niyetleri nedir?What are their true intentions?
Ben onların ne bildiklerini bilmiyorum.I don't know what they know.
Güç, onların anladıkları tek dildir.Force is the only language they understand.