Şiddet onların anladıkları tek dildir.Violence is the only language they understand.
O onların birbirlerine söylediklerinin çoğunu anlayamadı.He couldn't understand much of what they said to each other.
Onların her ikisi de haklı olamaz.They can't both be right.
Onların seni sevdiklerini şu ana kadar biri sana söyledi mi?Has anyone ever told you they loved you?
İnsanların eylemleri onların düşüncelerinin en iyi yorumlarıdır.The actions of men are the best interpreters of their thoughts.
Onların birbirlerinin yüzünü görmemiş olmaları mümkündür.It's possible that they haven't seen each other's faces.
Onların gerçek elmas olduklarını nereden biliyorsunuz?How do you know those are real diamonds?
Onların üçü de aynı kıza aşıktı.All three of them were in love with the same girl.
Benim görüşüm onlarınkiyle aynı.My opinion is the same as theirs.
Tom onların istediği bilgiyi onlara vermeyi reddetti.Tom refused to give them the information they wanted.
Neden onların ikisini de sevemiyorum?Why can't I love both of them?
Neden onların ikisini de sevemem?Why can't I love them both?
Onların konuştuğu dil bana Fransızca gibi geldi.The language they were speaking sounded like French to me.
Onların anne ve babaları çiftçiydiler.Their parents were farmers.
Onların mendillerini süslemiyorum.I don't embroider their handkerchiefs.
Ben onların saçını taramam.I don't brush their hair.
Onların kartpostallarını damgalamıyorum.I'm not stamping their postcards.
Onların köpeğini okşamıyorum.I'm not petting their dog.
Onların gözlüklerini kırmıyorum.I'm not breaking their glasses.
Onların evini ısıtmam.I don't heat their house.
Bu filmde onların her ikisi de kötü çete liderleri canlandıracak.In this film they both portray notorious gang leaders.
Onların yalan söylediğini biliyordum.I knew they were lying!
Onların yardımına ihtiyacın olacak.You'll need their help.
Onların hakkında ne duyduğunu bilmiyorum.I don't know what you heard about them.
Onların büyük zenginliklerine rağmen, onlar mutlu değil.Despite their great wealth, they are not happy.
O bizim değil, onların problemi.It is their problem, not ours.
O onların sorunu, bizim değil.It is their problem, not ours.
Onların ekmeğini dilimlemem.I don't slice their bread.
Onların saçlarını tıraş etmem.I don't cut their hair.
Biz onların cemaziyelevvelini biliriz.We do know their very background.
Onların ortak amacı projeyi başarılı yapmaktı.Their common aim was to make the project successful.
Onların hepsi alkışladı.They all applauded.
Onların nasıl hayatta kalabildiğini anlamıyorum.I don't see how they could've survived.
Onların söylediği gibi yapmak zorundaydık.We had to do as they said.
Biz onların söylediklerini yapmak zorunda kaldık.We had to do what they said.
Onların hiçbiri anlayamadı.None of them could understand.
Onların anlamasını sağlamak zorundasın.You have to make them understand.
Tom bana onların hepsinin öleceğini söyledi.Tom told me they're all going to die.
Onların bana söyledikleri bu.That's what they have been telling me.
Bize onların nerede olduklarını söyle.Tell us where they are.
Keşke onların kim olduğunu sana söyleyebilsem.I wish I could tell you who they are.
Onların seçtikleri bir yerde onlarla dövüşmek çok riskli.It's too risky to fight them at a place they choose.
Onların ne yapmayı düşündüklerini bilmiyorum.I don't know what they think they're doing.
Onların eleman aramadığını zaten biliyorum.I already know they're not hiring.
Onların hepsi ya öldü ya da ölüyor.They're all either dead or dying.
Onların nefesi kesildi.They're out of breath.
Onların evliliği bir aldatmaca.Their marriage is a sham.
Bana onların hakkında bir şeyler bildiğin söylendi.I was told you had some news about them.
Onların her birini kontrol etmek zorunda kalacağız.We'll have to check every one of them, Tom.
Onların Tom'a ne söylediklerini düşünüyorsun?What do you think they're telling Tom?
Onların hepsi güçlü adamlardı.They were all strong men.
Onların hepsi hayal gücünüzün hayal ürünüdür.They're all figments of your imagination.
Ben onların yapmamı istediği her şeyi yapmaya hazırdım.I was prepared to do anything they asked me to do.
Tom onların acı çekmesini ister.Tom wants them to suffer.
Onların yüzlerini görmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to see their faces.
Onların yüzlerini görmeliydin.You should've seen their faces.
Onların isimlerine ihtiyacım var.I need their names.
Onların hepsi böyle olmayacak.They won't all be like this.
Onların büyük sorunları olduğunu biliyorum.I know they've got big problems.
Ben onların eylemleri için tüm sorumluluğu kabul ediyorum.I accept full responsibility for their actions.