Onların hikayesi uyduruldu.Their story was made up.
Onların bizimle ortak yönü yok.They have nothing in common with us.
Onların sizi korumaları gerekiyordu.They were supposed to protect you.
Tom ebeveynlerinden biraz alkol çaldı ve onların fark etmeyeceklerini düşündü.Tom stole some alcohol from his parents and thought that they wouldn't notice.
Ben onların çocuklarını ağlatmıyorum.I don't make their children cry.
Onların meyvelerini soymadım.I don't peel their fruits.
Onların şirketlerini ben işletmiyorum.I don't manage their company.
Onların paralarını boşa harcamıyorum.I don't waste their money.
Onların sana ihtiyacı vardı.They needed you.
Onlar onlarınkini getirdi.They brought theirs.
Onların cevaplara ihtiyacı var.They need answers.
Onların felçleri vardı.They had strokes.
Onların bir çocuğu var.They have one kid.
Onların planları var.They have plans.
Onların planını onaylıyorum.I approve their plan.
Onların umudu var.They have hope.
Onların yüzükleri var.They have rings.
Onların bir banyoya ihtiyaçları varThey need a bath.
Onların yere ihtiyacı vardı.They needed space.
Onların bir oğulları var.They have a son.
Onların bir taksiye ihtiyacı var.They need a cab.
Onların kahvaltıları vardı.They had breakfast.
Onların bir yardıma ihtiyacı var.They need a hand.
Onların tüm istediği budur.That's all they wanted.
Onların ne kutladıklarını düşünüyorsun?What do you think they're celebrating?
Bir sürü insan arabaları ilginç buluyor fakat ben onların hiç biriyle ilgilenmiyorum.A lot of folks find cars interesting, but I'm not interested in them at all.
Onların ne zaman karar vereceklerini biliyor muyuz?Do we know when they'll make their decision?
Onların paraya ihtiyaçları yoktu.They needed no money.
Onların hepsi deli mi?Are they all nuts?
Onların cansız olduklarını düşünüyor musun?Do you think they're dead?
Onların kim olduklarını bulun.Find out who they are.
Bu onların hepsi mi?Is this all of them?
Onların tüm yaptıkları bu mu?Is this all they do?
Onların bir tane kazanmasına izin ver.Let them win one.
Onların hepsini ofisime götür.Take them all to my office.
Onların peşinde oldukları şey bu değil.That's not what they're after.
Onların kimsesi yok.They don't have one.
Onların sağlığı mükemmeldi.They were in perfect health.
Onların ne olduklarını düşünüyorsun?What do you think they are?
Yarın akşam onların ne yapmayı istediklerini düşünüyorsun?What do you think they want to do tomorrow evening?
Onların ne yapmayı istediklerini düşünüyorsun?What do you think they want to do?
Onların ne yemeyi istediklerini düşünüyorsun?What do you think they want to eat?
Onların ne görmek istediklerini düşünüyorsun?What do you think they want to see?
Onların kim olduklarını düşünüyorsun?Who do you think they are?
Onların her ikisini de seviyorum.I like them both.
Hiçbir şey onların varlığını haklı gösteremez.Nothing justifies their existence.
Biz onların kararını hoş karşıladık.We welcomed their decision.
Onların bana bir iyilik yapmalarına ihtiyacım yok.I don't need them to do me any favors.
Söylenti onların Avustralya'ya gidiyor olmasıdır.The rumor is that they're going to Australia.
Onların, komutanları hakkında bazı şüpheleri vardı.They had some doubts about their commander.
Bazı insanlar onların tarihi yeniden yazabileceklerine inanıyorlar.Some people believe they can rewrite history.
Onların yapabildiğinden daha fazlasını yapabiliriz.We can do more than they can.
Onların Boston'da sahip olduğu gibi biz de burada neredeyse aynı iklime sahibiz.We have almost the same climate here as they do in Boston.
Onların casuslarından birini ele geçirdik.We have captured one of their spies.
Onların teklifini kabul edip etmeyeceğimize karar vermek için üç saatimiz var.We have three hours to decide whether we're going to accept their offer.
Onların söylediği gibi yapmalıyız, Tom.We must do as they say, Tom.
Onların söylediği gibi yapmalıyız.We must do as they say.
Onların mahremiyetine saygı duymalısın.You need to respect their privacy.
Tom onların sorularını cevaplayamadı.Tom couldn't answer their questions.
Bu ev yıllarca onların ailesinde kaldı.This house remained in their family for years.